Un sektöründe Türkiye’nin iki katı üretim var, fabrikalar yarım kapasiteyle çalışıyor
Gaziantep’te uzun yıllardır sivil toplum kuruluşlarında görev alan ve un sektöründe faaliyet gösteren sanayici Surur Aydın, Türkiye un sanayisinin en önemli sorununun kapasite fazlalığı olduğunu söyledi. Türkiye’de mevcut un fabrikalarının önemli bölümünün yarım kapasiteyle çalıştığını belirten Aydın, plansız yatırımların önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Kaliteli buğday temininde yaşanan sıkıntılara, artan üretim maliyetlerine ve sektördeki kalifiye eleman sorununa dikkat çeken Aydın, tam buğday ekmeğinin hem sağlık hem de ekonomi açısından daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
SURUR AYDIN, SEKTÖRÜN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Aydınlar Gıda Sanayi ve Tarım Ürünleri Ltd. Şti. yetkilisi Surur Aydın, Yeni Çizgi Haber’den Bekir Şahin’in sorularını yanıtlarken Gaziantep, Türkiye’nin en büyük un üretim merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Aydın, sektörün bugünkü durumunu, tarım politikalarını, buğday üretimini ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini aktardı.
UN SEKTÖRÜNÜN EN BÜYÜK SORUNU KAPASİTE FAZLALIĞI
--Gaziantep, Türkiye’nin önemli un üretim ve ticaret merkezlerinden biri. Bugün un sanayisinin en büyük sorunları nelerdir? Maliyetler, enerji, hammadde, finansman ve iş gücü açısından sektörü en çok zorlayan başlık hangisi?
Surur Aydın: Türkiye genelinde un sektörünün en büyük sorunu kapasite fazlalığıdır. Ülkemizde çok fazla un fabrikası bulunuyor. Bu nedenle fabrikalarımızın önemli bir bölümü yüzde 50 gibi düşük kapasiteyle çalışıyor. Hatta bazı fabrikalar bunun da altında üretim yapmak zorunda kalıyor. Bir süre sonra da ekonomik sıkıntılar nedeniyle fabrikalar kapanıyor. Bu durum aynı zamanda milli servetin atıl kalması ve ülke ekonomisinin zarar görmesi anlamına geliyor. Bütün bunların temelinde ise devletin yeterli bir sanayi envanterinin bulunmaması ve yatırımların plansız yapılması yatıyor. Devletin bir an önce bazı sektörlerde yatırım sınırlaması getirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bunun yanında finansman giderleri, elektrik maliyetleri ve kaliteli hammaddeye ulaşmak da sektörümüzü zorlayan önemli sorunlar arasında.
Yaklaşık 34 yıldır bu sektörün içerisindeyim. İlk kez bu kadar yüksek buğday rekoltesiyle karşılaşıyoruz. Ancak bu yıl yağışların etkisiyle kaliteli buğday konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Kaliteli buğdayın fiyatı oldukça yükseldi. Bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz kalitedeki buğdayı temin etmekte zorlanıyoruz.
Karadeniz havzasında devam eden savaş da buğday sevkiyatlarını olumsuz etkiliyor. Tahıl koridorunun yeniden açılması ve buğday sevkiyatlarının güvenli şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor.www.yenicizgihaber.com
GAZİANTEP, TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK ÜÇ UN ÜRETİM MERKEZİNDEN BİRİ
--Gaziantep un üretiminde kendi ihtiyacını karşılayabiliyor mu? Üretim kapasitesi yeterli mi? Türkiye genelinde un sektörünün en büyük sorunu nedir?
Surur Aydın: Gaziantep yalnızca kendi un ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede değil, aynı zamanda çevre illerin ve bölgenin un ihtiyacını da karşılayabilecek büyüklükte bir üretim kapasitesine sahip. Gaziantep, Türkiye'nin en büyük un üretim kapasitesine sahip üç şehrinden biridir. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye genelinde un üretim kapasitesi ihtiyacın çok üzerinde. Hatta mevcut kapasitenin yaklaşık iki katı kadar üretim gücümüz bulunuyor. Dolayısıyla faaliyette olan fabrikaların hemen hemen tamamı yarım kapasiteyle çalışıyor. Sektörde yeni yatırımlardan ziyade mevcut kapasitenin verimli kullanılması gerekiyor. Benim devletten beklentim, serbest piyasa ekonomisinin koşulları içerisinde ne kadar mümkün olur bilemiyorum ama un üretimine yönelik yeni yatırımların önlenmesi ve sektörün mevcut kapasite fazlalığından kurtarılmasıdır. Aksi takdirde bu sorun devam edecektir.
TAM BUĞDAY EKMEĞİ DAHA SAĞLIKLI VE DAHA EKONOMİK
--Tam buğday, kepekli ve beyaz un arasında tercih konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce en sağlıklı un hangisi?
Surur Aydın: Bana göre ekmek üretiminde en sağlıklı un tam buğday unudur. Eskiden modern fabrikalar yaygınlaşmadan önce buğday, su ve yel değirmenlerinde kepeğiyle birlikte öğütülürdü. Kepeği ayrılmadan elde edilen un evlerde yoğrulur, sabah da ekmek yapılırdı.
O ekmekler hem çok lezzetli olurdu hem de uzun süre bayatlamadan kalabilirdi.
Bugün ise modern üretim sistemlerinde buğdayın kepeği ayrılıyor ve tüketicinin daha çok tercih ettiği beyaz un elde ediliyor. Ancak beyaz ekmek yerine tam buğday ve kepekli ekmeğin tüketilmesini daha doğru buluyorum.
Burada fırıncılık sektöründe de bazı sorunlar var. Gaziantep'teki pide fırınlarında hamurun yeterince dinlendirilmeden kısa sürede işlenmesi nedeniyle ekmekler bazen yarım saat içerisinde sertleşebiliyor. Bunun nedeni çoğu zaman unun kalitesinden ziyade hamurun yeterince dinlendirilmemesi, yani üretim ve işçilik hatalarıdır.
KEPEK EKMEK DAHA UCUZ OLMALI
Bir başka önemli konu da kepekli ekmeğin fiyatıdır. Aslında kepekli unun fiyatı beyaz undan daha düşüktür. Dolayısıyla kepekli ekmeğin de beyaz ekmekten daha ucuz olması gerekir. Ancak bugün piyasada kepekli ekmek beyaz ekmeğin birkaç katı fiyatına satılabiliyor. Bu doğru bir yaklaşım değil.
Belediyeler bu konuda öncü olabilir. Belediyelerin ekmek üretiminde kepekli un kullanarak daha ekonomik ve sağlıklı ekmekleri vatandaşlara sunarak insanların alışkanlığını tüketimini değiştirebilir. Çünkü çok daha sağlıklıdır. Böylece hem halk sağlığına hem de vatandaşın bütçesine katkı sağlanabilir.
TÜRKİYE'DE BUĞDAY ÜRETİMİNDE PLANLAMA VE ISLAH SORUNU VAR
--İthal buğdaya bağımlılık sektörü nasıl etkiliyor? Yerli buğday üretimi neden kaliteli un üretimi için yeterli olamıyor?www.yenicizgihaber.com
Surur Aydın: Türkiye'de tarımsal üretimde planlama ve programlama konusunda ciddi eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Çiftçilerimiz istedikleri buğday türünü istedikleri yerde ekebiliyor. Oysa buğday çeşitlerinin ıslah edilmesi ve üretimin belirli bir plan dahilinde gerçekleştirilmesi gerekiyor. Buğday çeşitlerimizin geliştirilmesi, kaliteli ve standart ürün elde edilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Sektöre ilk girdiğim 1993-1994 yıllarında Rusya'nın buğday üretimi yaklaşık 30 milyon ton, Türkiye'nin üretimi ise yaklaşık 20 milyon ton seviyesindeydi. Bugün Türkiye'nin üretimi 20-24 milyon ton civarında seyrederken Rusya'nın üretimi yaklaşık 85 milyon tona ulaştı.
Rusya'nın bu noktaya gelmesinde planlı üretimin ve buğday çeşitlerini ıslah etmesinin önemli payı var. Kaliteli ve süne zararı bulunmayan buğday üretimine ağırlık veriyorlar. Türkiye'nin de tarımsal üretimde planlamaya, tohum ıslahına ve kaliteli buğday üretimine daha fazla önem vermesi gerekiyor. Çünkü yüksek rekolte tek başına yeterli değil. Un sanayisi açısından buğdayın kalitesi de en az miktarı kadar önemli.
ELEKTRİK VE İŞÇİLİK MALİYETLERİ SANAYİCİYİ ZORLUYOR
--Artan elektrik, doğal gaz ve işçilik maliyetleri un üretimini ne kadar etkiliyor?
Surur Aydın: Bizim sektörümüzde doğal gaz tüketimi söz konusu değil. Üretim aşamasında ağırlıklı olarak elektrik kullanıyoruz. Elektrik fiyatları geçmiş yıllara göre şu anda daha normal seviyelerde seyrediyor. Geçmişte kilovat maliyetleri çok daha yüksek seviyelerdeydi.
Ancak işçilik maliyetleri sektörümüzü ciddi şekilde olumsuz etkiliyor.
Özellikle kalifiye eleman bulmakta zorlanıyoruz. Nitelikli çalışanlara iyi ücretler ödemek zorundayız. Buna rağmen sektörün ihtiyaç duyduğu yetişmiş elemanı bulmak kolay değil.
Meslek liselerinde ve meslek yüksekokullarında un sanayisine yönelik eğitimlerin artırılmasını istiyoruz. Sektörün ihtiyacı olan teknik personelin ve kalifiye çalışanların okullarda yetiştirilmesi gerekiyor.
UN SEKTÖRÜNDE YENİ YATIRIMDAN ÖNCE MEVCUT KAPASİTE KULLANILMALI
--Önümüzdeki dönemde un sektörünün büyümesini nasıl görüyorsunuz? Yeni yatırımlar ve üretim artışı bekliyor musunuz?
Surur Aydın: Mevcut tabloya baktığımızda sektörün üretim kapasitesi zaten ihtiyacın çok üzerinde. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yeni yatırımlarla kapasite artırılmasını doğru bulmuyorum. Ayrıca Türkiye'de ekmek tüketimi de giderek geriliyor. Özellikle sosyal medyada ve bazı diyetisyenlerin açıklamalarında ekmeğin kilo almanın başlıca nedenlerinden biri olarak gösterilmesi, tüketicilerin ekmek tüketimini azaltmasına yol açıyor.
Bu durum da un ve ekmek sektörünü doğrudan etkiliyor. İnsanların sağlıklı ve dengeli beslenmesi önemli ancak ekmeğin tek başına kilo almanın nedeni gibi gösterilmesini doğru bulmuyorum. 2027 yılında un sektöründe üretim artışı beklemiyorum. Mevcut kapasite fazlalığı ve ekmek tüketimindeki gerileme dikkate alındığında sektörün önünde önemli zorluklar bulunuyor.
SANAYİCİNİN SIRTINDAKİ SİGORTA VE FİNANSMAN YÜKÜ AZALTILMALI
--Devletin sanayiciye yönelik desteklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Hükümetten öncelikli beklentileriniz nelerdir?www.yenicizgihaber.com
Surur Aydın: Sanayicinin öncelikle işçilik ve sigorta maliyetleri konusunda desteklenmesi gerekiyor. İşverenin üzerindeki sigorta prim yükünün bir bölümünün hafifletilmesi sektör açısından önemli bir katkı sağlayacaktır.
İkinci olarak finansman maliyetlerinin düşürülmesi ve sanayicinin finansmana daha kolay erişebilmesi gerekiyor.
Üçüncü önemli konu ise kalifiye eleman yetiştirilmesi. Un sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli çalışanların yetiştirilmesi için eğitim kurumlarıyla sanayi arasında daha güçlü bir iş birliği kurulmalı. Sanayicinin üretime devam edebilmesi için işçilik, finansman ve nitelikli personel konularında somut adımlar atılmasını bekliyoruz.
GAZİANTEP OSB'NİN ALTYAPI SORUNU BULUNMUYOR
--Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir sanayici olarak altyapı, ulaşım, enerji, lojistik ve yönetim konusunda beklentileriniz nelerdir?
Surur Aydın: Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteriyorum. Altyapı ve üstyapı açısından şu anda ciddi bir sorun yaşadığımızı söyleyemem. Bu konularda beklentilerimizin büyük bölümü karşılanıyor. Ancak sanayicilerin kendi yönetimlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini düşünüyorum. Sanayicinin kendi temsilcilerini kendisinin seçebilmesi önemli. Sanayi bölgelerinin yönetiminde sanayicilerin demokratik katılımının güçlendirilmesini istiyorum. OSB yönetimlerinde yalnızca sanayici olmalı.
UN SEKTÖRÜNÜN GELECEĞİ İÇİN PLANLI ÜRETİM ŞART
--Son olarak, Gaziantep'te un sektörüne veya genel olarak sanayiye yatırım yapmak isteyen girişimcilere ne önerirsiniz? Sektörün önündeki en büyük fırsatlar ve riskler nelerdir?
Surur Aydın: Bugün un sektörüne yatırım yapmak isteyen bir girişimcinin öncelikle mevcut kapasiteyi ve piyasanın ihtiyaçlarını iyi analiz etmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye'de un üretim kapasitesi zaten ihtiyacın çok üzerinde. Bu nedenle yeni bir fabrika yatırımı yapmadan önce sektörün gerçek ihtiyaçları değerlendirilmelidir.
Un sektörünün geleceği açısından en önemli sorun kaliteli buğday üretimi, tarımsal planlama, finansman maliyetlerinin düşürülmesi ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesidir.
Türkiye'nin tarımsal üretimde planlı bir sisteme geçmesi, buğday çeşitlerini geliştirmesi ve un sanayisindeki kapasite fazlalığını kontrol altına alması gerekiyor. Aksi takdirde fabrikalarımızın önemli bir bölümü düşük kapasiteyle çalışmaya devam edecek.
Sanayicinin üretimini sürdürebilmesi için devletin finansman, sigorta ve istihdam maliyetleri konusunda destek sağlaması da büyük önem taşıyor.
Zaman ayırdığınız için size teşekkür eder iş ve yaşam hayatınızda başarılar dileriz. (HABER MERKEZİ) www.yenicizgihaber.com
ÖNEMLİ NOT: YENİ ÇİZGİ HABER'DEN
Yeni Çizgi Haber Gazetemizin, sosyal medya hesaplarından bizi takip ederek destek verirseniz seviniriz. Böylece haber paylaşımlarında anında haberdar olabilirsiniz. Aynı zamanda beğeni, yorum ve paylaşımlarınızda bizim için önemlidir.
Web Sayfa ve sosyal medya hesaplarımız şunlar;
https://www.yenicizgihaber.com/
https://www.facebook.com/profile.php?id=61564912765480
https://www.facebook.com/yenicizgihaber
https://x.com/yenicizgigazete
https://www.instagram.com/yenicizgigazete