Arif Nacaroğlu
anacaroglu@evrensel.net
Önlerine konan sağlı sollu iki camdan akan yazıları konuşuyormuş gibi yaparak okuyan siyasetçilerin, okuduklarını yazmadıkları, yazmadıkları için bilmedikleri, bilmedikleri için okuduktan sonra bile anlamadıkları konusunda ciddi şüphe uyanıyor insanın aklında.
Kelimeyi okumak için gözlerini kısarak cam ekrana kafasını uzatmaları, görebilmek için gözlerini kısmaları, her iki buçuk saniyede bir okuduğu camı değiştirip, tenis maçı seyreder gibi kafalarını bir sağa bir sola çevirmelerini saymazsak bazıları bu işi iyi kıvırıyor doğrusu.
Yazıları yazanların okuyanlardan daha fazla kelime de bildikleri kesin. Yoksa insanın kendi yazdığı kelimeye dili dönmez mi?
İşin bu anlamama kısmı neyse de, bağıra, çağıra okuduklarını yapmamaları, hatta sanki okuduklarını düşman yazmış gibi kendi söylediklerine kızmaları ama yine de kamuoyu anketlerinde bu hallerine rağmen beklenmedik desteğe sahip olmaları ancak, halen destekleyenlerin de duyduklarını anlamıyor olmaları ile açıklanabilir.
Daha bunların ağzından, yazılanı okumadan, iki kere emek, emekçi, toplu direniş ve grev hakkı, yoksulluk, yoksunluk, insanca yaşam, özgürlük, adil, adalet gibi bir kelime duyup da gereğini yaptıklarını gördünüz mü?
Londra’da ev almak, İsviçre’de kayak yapıp ıstakoz yemek, hepsi aynı zamanı gösterse de koluna bilmem kaç milyonluk saat takmak, lüks araba koleksiyonu yapmak, okyanus ötesinde han, hamam, çiftlik alıp fakir fukara bıraktıkları insanları, “Her şey Allah’ın, biz emanetçiyiz” diye uyutmak, zengin Avrupa’nın milletvekilinden iki kat fazla maaş almak varken senin, benim yoksulluğunla neden uğraşsınlar?
Nasıl olsa senden toplananı aralarında bölüşen rantçılar, devlet ihalecileri, dereleri, dağları yağmalayanlar, temiz kalpli ahalimi az para, çok masalla kandırmayı, kandırılacak kıvama gelmeleri için ne kadar az eğitim ne kadar çok hurafe vereceklerini, Büyük(?) İskender’den beri iyi beceriyorlar. Kandırmayı beceremediklerinin batıya gitmelerini, becerebileceklerinin doğudan gelmelerini ayarlamayı iyi beceriyorlar.
Beceremeseler, becertmesek, açlık, yoksulluk sınırında yaşayan bu kadar insan, emekçi, emekli, işsiz, ev genci bunları sandıkta tükürükleri ile boğar. Çocuğunu, yaşamını, torununu ebediyen kurtarır. www.yenicizgihaber.com
