BEKİR ŞAHİN
Basında yoğun şekilde devam eden emek sömürüsünde artık lafı dolandırmaya gerek yok. Basında yaşanan emek sömürüsünün failleri bellidir:
Sanayi odaları, ticaret odaları, sermaye çevreleri, sendikalar, meslek odaları, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, belediyeler vb. buraların yöneticileri.
Her gün ekonomik getirisi olan açılışlarını, festival ve organizasyonlarını, kampanyalarını, eylem ve etkinliklerini “basın açıklaması” adı altında ücretsiz yayımlatmak isteyen bu yapılar, basını adeta angarya işçi gibi görmektedir. Basının omuzlarında birer yük ve sömür mekanizması olarak bulunmaktalar.
Bu açıkça emek hırsızlığıdır.
Özellikle şehrin ekonomik kaymağını yiyen sanayiciler,sanayi kuruluşları ve bunların çatı örgütleri, milyonluk yatırımlarını ballandıra ballandıra anlatırken iş basının emeğinin karşılığını ödemeye gelince ortadan kaybololurlar. Ayrıca, yine bu kurumlar söz konusu kendi çıkarları olduğunda billboard ve ulusal tv gibi yayın organlarına reklam verip para harcarken, yereldeki basına gelince görmezden gelerek “kamu görevi yapıyorsunuz” diyerekte sorumluluğu sırtlarından atarak basının omuzlarına yük olmaktan hiçbir vijdani rahatsızlık duymazlar.
Sendikalar…
Emek sömürüsüne karşı olduklarını her fırsatta haykıran sendikalar.
Her gün basın açıklaması yapar, eylem düzenler, kürsü kurar. Ama iş o açıklamaların yayımlanmasına gelince tek kuruş ödemeyi akıllarına bile getirmezler. Ama kendilerin katmerli maaşlarını alır, yada geleceğe kişisel yatırımlar yaparak daha yüksek merciler için buraları birer merdiven olarak kullanabiliyorlar. Ama bu süreçte basına emekğinin karşılığını vermeyi ise konu bile etmezler.
Şunu bir sorun kendi kendinize, "Basın nasıl ayakta durup görev yapabiliyor giderleri nasıl karşılanıyor" diye. Durup, düşünüp kendilerini bu anlamda sorgulamazlar. Ama emek sömürüsünden de dem vurabiliyorlar. Kim inanır size.
Bu apaçık bir çelişki değilmi.
Siyasi partiler ve belediyeler…
Basın olmadan seslerini duyuramayacaklarını çok iyi bilirler. Ama bütçelerinden basına pay ayırmayı “gereksiz harcama” olarak görüp çok komik rakamlar ile basını zayıf tutarak, el avuç uzatan, yani dilenci konuma getiren bir mekanizma oluşturup sömürü çarklarını sürdürürler. Kimileri de Sosyal medya paylaşımlarını yeterli görür, ya da biloord gibi yerlerde ilan vererek basını yok sayarlar. Oysa bilirler ki resmi ve kalıcı olan basındır. Bu nedenle de her fırsatta basın toplantısı düzenlerler.
Sivil toplum örgütleri…
Özgür basın isterler, demokrasi isterler ama basının yaşaması için tek bir adım atmazlar. Birçoğu hiç bütçe ayırmaz, bütçe ayıranlarda komik rakamlarla yılı tamamlarlar. 3 kişi bir lokantada otursalar verdikleri hesap ortada.Ve bunlar Basını sadece kendi duyurularının taşıyıcısı olarak görürler.
İğneyi birazda kendimize batırmamız gerek tabi ki.
Sözde basın örgütleri bu yaşanan vahim gelişmelere karşı yıllardır sus puslar, yani sesiz kalırlar.
Kendi üyelerinin emeği sömürülürken susan, tepki koymayan, tavır alamayan yapılar güçlü bir basın da yaratamaz, tıpkı basında emek sömürüsü yapanlar gibi. Her oda sendika, sivil toplum örgütü nasılki öncelikli olarak her fırsatta kendi üyelerinin haklarını savunuyor ise Basın örgütleri neden basının sorunlarını gündemlerini taşamaz. Sonuçta etkisiz, güçsüz bir basın ve basın meslek örgütleri oluverirsiniz.
Unutmayın,yaşanan her alanda emek sömürüsüne karşı sessizlik, bu düzenin sürmesine hizmet etmektedir.
Şu gerçeği herkes bilmelidir:
Basın kamu hizmeti verir, ama hayır kurumu değildir.
Vergisi vardır, SGK’sı vardır, kirası, yemesi içmesi, elektriği, suyu, ajans ücreti, interneti, Web sayfası, kağıdı, kırtasiyesi, telefonu, yakıtı vardır. Bu giderlerin hiçbiri basın açıklamasıyla ödenmiyor.
Kimilerinin “Bizden” diyerek, yapılan her ücretsiz talep, basının biraz daha zayıflatılmasıdır.
Halböyle olunca, Bağımsız ve tarafsız basın; ekonomik olarak boğularak susturulmaktadır. Böyle devam ederse, ekonomik özgürlüğünü kazanamayan basın özünden uzaklaşır, farklı mecralara uzanır, o zamanda ayıkla pirincin taşını …
Soruyorum açıkça:
Basın yok olursa, sesinizi kimle duyuracaksınız?
Hani basın demokrasinin temel taşıydı.
Basının emeğini yok sayan herkes şunu bilsin:
Özgür basın nutuklarla değil, emeğin karşılığı ödenerek yaşar.
Emek sömürüsü hem basını yok eder, hem demokrasiyi, devamından da özgürlükleri.
Yani hep birlikte kaybetmiş oluruz.
Lütfen basında emek sömürüsüne daha fazla seyirci kalmayın, çanak tutmayın. Basını yaşatmak için sizlerde üzerinize düşen sorumlulukları yerine getirin... www.yenicizgihaber.com
