ASAL Araştırma’nın Nisan 2026 anketi, Türkiye’de siyasetin içine düştüğü açmazı bir kez daha gözler önüne seriyor. “Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözebilir?” sorusuna verilen yanıtların %35’i “Hiçbiri” oldu. Bu oran, yalnızca bir güvensizlik göstergesi değil; aynı zamanda halkın demokrasiye olan inancının zayıfladığının da kanıtı. İlginç olan, sorunları yaratan iktidara hâlâ muhalefetten daha fazla güven duyulmasıdır: AK Parti %24, CHP %20,5.
İktidar, ekonomik buhran ve yönetim zaaflarıyla ülkeyi sürüklerken; muhalefet, bu çöküşe karşı umut yeşertecek bir direnç gösteremiyor. Siyasal zulme uğradığında bile geri döndürücü tepkiler koyamayan muhalefet, halkın vicdanında güven telkin edemiyor. Zulme karşı yetersizlik, halkın gözünde teslimiyet olarak okunuyor.
Yerel siyasette ise tablo daha da vahim: İktidarın baskısı ve muhalefetin kendi yetersizliği birleşince, belediyeler ve yerel yönetimler halkın beklentilerini karşılamaktan uzak kalıyor. Böylece muhalefet, iktidarın başarısızlığını telafi edemediği gibi kendi başarısızlığını da katmerliyor.
Anketin iki yüzü
Sorunları çözme kapasitesi: %35 “Hiçbiri” cevabı, siyasetin temsil krizini ortaya koyuyor.
Seçim tercihi: “Bu Pazar seçim olsa” sorusunda da tablo benzer; iktidar hâlâ az bir farkla takip ediyor, muhalefet ise iktidarın kötüleşmesine rağmen halkı ikna edemiyor.
Kalan %65: Çoğunluğu siyasal fanatiklikten besleniyor. İktidarın her hatasını görmezden gelen kör bağlılık ile muhalefetin her zaafını aklayan kör sadakat, siyaseti akıl ve çözümden uzaklaştırıyor. Bu fanatiklik, halkın gerçek sorunlarını perdeleyen bir sis perdesi işlevi görüyor.
Çıkış Yolu Nerede?
Bu tablo karşısında sorulması gereken sorular:
Muhalefet, siyasal zulme karşı nasıl daha güçlü bir direnç gösterebilir?
Yerel siyasette halkın güvenini kazanacak hangi somut adımlar atılmalı?
Demokrasiye olan inancı yeniden tesis edecek yeni aktörler veya hareketler nasıl doğabilir?
Halkın %35’lik “Hiçbiri” cevabını azaltacak hangi politikalar gündeme alınmalı?
Türkiye’de siyaset, hem iktidarın çürümesi hem de muhalefetin yetersizliğiyle çözümsüzlük çıkmazına saplanmış durumda. Halkın %35’lik “Hiçbiri” cevabı, siyasetin iflasının en keskin göstergesi. Kalan %65’in çoğunluğunu oluşturan siyasal fanatiklik ise, aklı ve çözümü boğan bir körlük yaratıyor.
Bu çıkmazdan kurtuluş, ancak öz Türkçe bir siyasal dil, halkın vicdanına dokunan cesur bir irade ve somut çözüm önerileriyle mümkün olabilir. Aksi halde siyaset, kendi kendini yiyen bir düzen olarak kalacak; halk ise fanatikliğin ve umutsuzluğun girdabında daha da derinleşecektir.
Son olarak, Şehitkamil ilçesinde yaşanan istifa ile yerine konulmak istenenin aynısının tıpkısı olması, bu sorunların çözümünde yerelden genele ne kadar ahbap‑çavuş ilişkisi ve kullanışlılık ön planda olduğunu göstermektedir. İstifa edenler yönetimden elini çekmemiştir. Bu tablo, siyasetin halkın iradesinden çok dar çevrelerin çıkarına göre şekillendiğini kanıtlıyor. www.yenicizgihaber.com
