Mekke Savunma Antlaşması, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalanmış güvenlik ve savunma paktı...
Atom bombası yapmadan atom bombamız oldu masalları
Geçenlerde yazar-çizerler ve sosyal medyada bir haber dolanıp duruyor: “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de ortak savunma anlaşması imzalanmış, böylece Pakistan’ın nükleer gücü sayesinde biz de bir gecede nükleer güç olmuşuz!”
Vallahi okuyunca insan gülse mi, ağlasa mı bilemiyor. Belli ki birileri yine gazetesine manşet, televizyonuna reyting, sosyal medyasına tık arıyor. "Atom bombası yapmadan atom bombamız da oldu" söylemi, kulağa ne kadar hoş, ne kadar milli heyecanları okşayan bir laf değil mi? Ambalaj harika, ama paket bomboş!
Biz bu filmi daha önce defalarca izlemedik mi kardeşim?
Tarihi hafızası zayıf bir toplum olduğumuz için sanıyoruz ki dünya bizimle başladı, bu ittifaklarla ilk kez biz şahlanıyoruz. Açın bakın yakın tarihi:
1934’te Balkan Antantı’nı kurduk, "Balkanlar'da sırtımız yere gelmez" dedik. İkinci Dünya Savaşı kapıya dayanınca o antlaşmanın yerinde yeller esti. 1937’de Sadabat Paktı’nı yaptık, Doğu sınırımızı güvenceye aldığımızı sandık; ilk krizde paktın kağıttan bir kaplan olduğu anlaşıldı. 1955’te Bağdat Paktı (CENTO) diye yola çıktık; Orta Doğu’nun abisi olacağız derken, paktın imzalandığı Irak’ta darbe oldu, pakt çöktü.
Daha tazesi var: Budapeşte Muhtırası. Ukrayna, elindeki dünyanın en büyük 3. nükleer gücünü "ABD, İngiltere ve Rusya bizim toprak bütünlüğümüzü garanti edecek" diye teslim etti. Sonuç? Bugün Ukrayna’nın ne halde olduğunu, o kağıt üzerindeki garantilerin ne işe yaradığını hep birlikte izliyoruz.
Şimdi gelelim bugünkü "Mekke Paktı" rüyasına...
Pakistan bizim can dostumuzdur, gardaşımızdır; buna kimse tek bir laf edemez. Ama uluslararası ilişkiler hayır kurumu değil, devlet aklı ve çıkar meselesidir. Uluslararası hukukta (NPT) bir ülkenin nükleer silah kontrolünü başka bir ülkeye devretmesi diye bir şey yok. Yarın Ege’de, Doğu Akdeniz’de ya da sınırımızda bir kriz çıktığında, kararı İslamabad’da verilecek bir nükleer butonun arkasına sığınarak dış politika yürütülebilir mi? Pakistan kendi varoluşsal sorunu olan Hindistan’la kriz yaşarken sizin için o riske girer mi?
Suudi Arabistan’ın parası, Pakistan’ın nükleer birikimi, Türkiye’nin askeri gücü birleşsin; konvansiyonel savunmada, istihbaratta, teknoloji transferinde harika işler yapılsın. Buna kimse itiraz etmez. Ama bunu kamuoyuna "Nükleer güç olduk, atom bombasını kiraladık" diye satanlar, bu millete en büyük kötülüğü yapıyor.
Türkiye’nin gerçek caydırıcılığı, başkasının kanındaki kılıçta değil; kendi mühendislerinin yaptığı KAAN’da, SİHA’da, yerli hava savunma sistemlerindedir.
Başkalarının nükleer şemsiyesine güvenip kabadayılık yapmaya kalkanların, fırtına koptuğunda o şemsiyesiz nasıl ortada kaldığını tarih bize defalarca gösterdi. Biraz ciddiyet, biraz devlet aklı şart! www.yenicizgihaber.com