DIANA Projesi
Eskiden NATO deyince aklımıza ne gelirdi. Açık söyleyeyim, çok basitti. Amerikan tankı, Alman disiplini, Türk askeri, bir de Brüksel'de yapılan upuzun, sıkıcı bildiriler. Tehdit belliydi, düşman belliydi, harita belliydi. Soğuk Savaş bitince de birçoğumuz, hadi artık bu dükkan kapanır diye düşündük.
Kapanmadı. Tam tersine büyüdü, şişti ve en önemlisi kabuk değiştirdi.
Bakın, size son Madrid Zirvesi'nde kabul edilen metni hatırlatayım. NATO, 2010'dan beri ilk kez stratejik konseptini baştan yazdı. 2010'daki belgede Rusya hala partnerdi. 2022'de ise aynı Rusya için en önemli ve doğrudan tehdit diyorlar. Bu sadece bir kelime oyunu değil. Bu, örgütün pusulasının tamamen şaştığının itirafı.
Peki yeni pusula nereyi gösteriyor? Eskiden olduğu gibi sadece Polonya ovasına kaç Rus tankı girecek diye bakmıyorlar artık. Şimdi üç yeni cephe açıldı ve NATO ilk kez buralarda da savaşmak zorunda olduğunu anladı.
Birincisi politik cephe. Tankla giremediğin ülkeye yalanla giriyorsun. Seçimlere müdahale, sosyal medyada bot orduları, dezenformasyon. Buna hibrit tehdit diyorlar. Çok havalı bir laf. Türkçesi şu, düşman artık üniforma giymiyor. Brüksel'deki raporlarda da açıkça yazıyor, 2014'ten beri hibrit tehditleri tespit etmek ve siber alanda karşı koymak için ciddi mesafe aldık diyorlar ama yetmez diyorlar. Çünkü adamlar TikTok'tan ülke karıştırıyor, sen hala zırhlı personel taşıyıcı sayıyorsun.
İkincisi ekonomik cephe. Bunu en iyi biz anlarız. Vanayı kapatırım tehdidi. Doğal gazı silah yaparsın, nadir toprak elementini koz olarak kullanırsın. NATO'nun 2022 konseptinde Çin için kocaman bir paragraf var. Niye. Çünkü Çin kilit teknolojik ve endüstriyel sektörleri kontrol etmek ve stratejik bağımlılık yaratmak istiyor diyorlar. Yani mesele artık sadece füzelerin menzili değil, çip fabrikasının kime ait olduğu. Senin tankın var ama çipi Tayvan'dan gelmiyorsa, bataryası Çin'den gelmiyorsa o tank yürümüyor. NATO bunu çok geç de olsa anladı. Dayanıklılık dedikleri şey bu işte. Enerjide, tedarik zincirinde, gıdada ayakta kalabilmek.
Üçüncüsü ve en tehlikelisi teknolojik cephe. Burada iş ciddiye biniyor. NATO kalktı DIANA diye bir şey kurdu. Defence Innovation Accelerator. Yani Savunma İnovasyon Hızlandırıcısı. Kağıt üstünde komik duruyor ama rakamlara bakın. 9 hızlandırıcı sahası ve 60'tan fazla test merkezi ağı. Yanına da 1 milyar euroluk bir inovasyon fonu koydular. Niye. Çünkü savaş artık laboratuvarda kazanılıyor.
Adamlar yedi tane öncelikli teknoloji saymışlar. Yapay zeka, büyük veri, kuantum, otonom sistemler, biyoteknoloji, hipersonik füzeler ve uzay. Dikkat edin, içinde tek bir klasik silah yok. Hepsi dual use dedikleri, yani hem sivil hem askeri kullanılabilen teknolojiler. Yani yarın bir start up'ın yaptığı yapay zeka, ertesi gün cephede istihbarat topluyor. NATO da bunu bildiği için gidip Silikon Vadisi'ndeki çocuklarla, üniversitelerle masaya oturdu. 2022'de kurulan bu DIANA yapısı 2025'te tam operasyonel hale geldi ve ilk hibrit stratejisini de bu bölgesel planlarla uyumlu hale getirmeye çalışıyorlar.
Şimdi gelelim bize. Biz hep NATO'nun haylaz çocuğu gibi anlatıldık. Ama yeni NATO'da Türkiye'nin değeri paradoksal biçimde arttı. Niye. Çünkü yeni tehditlerin üçü de bizde fazlasıyla var. Dezenformasyona en açık toplumlardan biriyiz. Ekonomik bağımlılık konusunda enerjide dışa bağımlıyız. Teknolojide ise hem çok gerideyiz hem de genç nüfusumuzla muazzam bir potansiyeliz. NATO artık sadece F16 saymıyor, siber savunma kapasiten ne, 5G altyapını kim kuruyor, ona da bakıyor.
Bu arada örgütün matematiği de değişti. Finlandiya ve İsveç girdi, kuzey tamamen NATO gölü oldu. Baltık'ta artık Rus gemisi izinsiz kuş uçuramıyor. Güney kanadında ise işler daha karışık. Afrika'da Wagner artıkları, Orta Doğu'da insansız hava araçlarıyla yapılan vekalet savaşları. NATO şimdi oralara da bakmak zorunda. Çünkü İstanbul'daki bir limana gelmeyen tahıl gemisi, Brüksel'de enflasyonu patlatıyor. İşte bu yüzden yeni stratejide güney komşularla ortaklık ve dayanıklılık fonları diye bir başlık açtılar. Yani mesele artık sadece Norveç'te üşümemek değil, Nijer'de darbe olunca da ne yapacağını bilmek.
Üstelik artık para konuşuyor. Yüzde iki savunma harcaması kuralı bile eskidi. Şimdi yüzde beş konuşuluyor Lahey'de. Ama kimse sadece mermi almıyor. Paranın yarısı siber komutanlıklara, kuantum laboratuvarlarına gidiyor. Asker postalı yerine yazılımcı klavyesi sayılıyor. Kısacası NATO, karargahını kışladan buluta taşıdı ve bizi de yanında sürüklüyor.
Kimse kusura bakmasın ama eski ezberlerle bu iş gitmez. NATO'yu hala sadece Amerika'nın sopası olarak görenler de, hala bizi koruyan şemsiye olarak gören romantikler de yanılıyor.
NATO artık bir askeri pakt değil. Bir sistem bekçisi. Koruduğu şey toprak değil sadece, bir yaşam biçiminin altyapısı. Elektrik şebeken, seçim sandığın, bankadaki paran, telefonundaki verin. Bunların hepsi artık 5. madde kadar önemli.
Tanklar hala garajda duruyor. Ama asıl savaş çipte, kabloda, midede ve zihinde veriliyor. NATO bunu anladı. Darısı bizim de bunu anlamamızın başına. www.yenicizgihaber.com