Hayatın kısa olduğunu bilmek, sevgiyi ertelemeye hiçbir zaman gerek bırakmaz.
Çünkü ölümün saati yok. Hayatın ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini biz belirleyemiyoruz. Bu yüzden çoğu zaman büyüttüğümüz kırgınlıklarımızın, sustuğumuz sevgilerin ve ertelediğimiz sözlerin aslında ne kadar anlamsız olduğunu fark ediyorum. İnsan, kaybetmeden önce sahip olduklarının değerini tam olarak anlayamıyor.
Kendimize diyelim ki; yanımızda olan insanları ihmal etmemeliyiz. Bir gün her şeyin aynı kalacağını sanmak, hayatın en büyük yanılgısıdır. Oysa bir vedanın son olabileceğini çoğu zaman ancak o vedadan sonra anlıyoruz. İşte bu yüzden, içimizde ne varsa zamanında söylemeyi, sevgimizi saklamamayı ve kırgınlıklarımızı büyütmemeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Hayatın bize öğrettiği en sade gerçek şu:
Sevgi ertelendiğinde eksilir, paylaşıldığında çoğalır. Bir sarılmanın, bir güzel sözün ya da içten bir tebessümün değeri, bazen yılların yükünü hafifletecek kadar büyüktür. Bu yüzden kendimize söz verelim; küçük meseleler yüzünden büyük bağları zedelememeye çalışalım. Çünkü insanı asıl yoran, yaşadığı acılar değil; büyüttüğümüz kırgınlıklarımızın yüküdür.
Bugün kendime şunu yazıyorum:
Sevdiklerimizin değerini kaybettikten sonra değil, yanımızdayken bilmeliyiz. Onlara zaman ayırmalı, sevgimizi göstermeli ve kalbimizi daraltan gereksiz kırgınlıklara tutunmamalıyız.
Çünkü hayat kısa, zaman sınırlı ve ölüm her an gelebilecek bir gerçektir.
Hayatın anlamını fark etmemizi sağlayan bir cümleyle bitirelim:
“Hayat, bize verilen zamanın değil, onun nasıl kullanıldığının farkına varmamızla ölçülür.”
Ve unutmayalım:
Sevginin zamanı yarın değil, şimdi..www.yenicizhihaber.com
