Siyaset Hırsı

.

Koltuk Sevdasına Kutsal Kılıf

Bakın, bu memlekette her şeyin tedavisi var. Ekonomik krizin var, işsizliğin var, enflasyonu düşürürsün bir şekilde. Ama siyaset hırsının tedavisi yok.

Niye biliyor musunuz?

Çünkü bu hırs, kendini hep kutsal bir kılıfa sarıyor.

Kimse çıkıp "Ben koltuğu seviyorum" demiyor.
Herkes "Dava" diyor, "Memleket" diyor, "Mecburiyet" diyor.

Yahu kardeşim, 30 yıldır mecburi misin?

Bir bakın etrafa.

Dünyada örneği var mı? Var.

Amerika'da adam başkan oluyor, 8 yıl sonra çekiliyor gidiyor evine. Kütüphane açıyor, konferans veriyor. Bitti.

Bizde?

Bizde bir ilçe başkanlığı 12 yıl sürüyor. Niye? Çünkü bırakırsa yok olacak zannediyor.

Bana birisi anlatsın. 25 yıl başkanlık veya milletvekilliği yapan bir adam, 26. yılda neyi çözecek ki 25 yılda çözemedi?

Çünkü mesele çözüm üretmek değil. Mesele koltukta kalmak.

Benim anlamadığım şu.

Bu ülkede Demirel de hırslıydı, Ecevit de hırslıydı, Özal da hırslıydı. Allah var, hepsi hırslıydı.
Ama o hırsın bir projesi vardı. Baraj yapacağım, Kıbrıs'a çıkacağım, ekonomiyi açacağım gibi bir projesi.

Şimdi ki hırsın projesi ne? Koltukta kalmak! Proje bu.

O yüzden kimse kusura bakmasın, bugünkü siyaset hırsı, eski siyaset hırsından daha tehlikeli.

Eskiden hırs, bir şey üretmek içindi. Şimdi hırs, üretmemek için. Aman bir şey değişmesin, aman düzen bozulmasın, aman ben burada kalayım.

Ve bu hırsın en büyük zararı kime biliyor musunuz? Gençlere.

Türkiye'de 30 yaşında pırıl pırıl çocuklar var. Yurt dışında okumuş, dil biliyor, teknoloji biliyor. Siyasete girmek istiyor.

Giremiyor.

Niye? Çünkü kapıda 70 yaşında bir abi bekliyor. "Ben gençlerin önünü açacağım" diyor. 20 yıldır açıyor. Aç aç bitmedi.

Yahu açacaksan çekil kenara, zaten önü açılır. Bu kadar basit.

Hukuk açısından da bakalım.

Siyaset hırsı suç değildir. Kanunda böyle bir suç yok.
Ama o hırs yüzünden tüzükle oynarsan, delegeyi mühürlersen, rakibini tasfiye etmek için her yolu mübah görürsen, işte orada hukuk başlar.

Ve Türk siyasetinin en büyük ayıbı da budur. Hırsı yönetecek kurum bırakmamak.

Parti içi demokrasi diyoruz ya, hikaye. Kağıt üstünde var. Uygulamada kim güçlü ise o yazıyor listeyi.

O yüzden bu işin çözümü liderlerin vicdanı falan değil. Geçin onu.

Çözüm kural.

Dönem sınırı koyacaksın. İki dönem milletvekilliği, iki dönem il başkanlığı, bitti. Üçüncü dönem yok.

Bu kuralı koyabiliyor musun? Koyamıyorsun. Niye? Çünkü kuralı koyacak olan da aynı hırsa sahip.

Kısır döngü bu.

Sonuç nedir?

Sonuç, siyasetin saygınlığının her gün biraz daha azalması. Vatandaşın "Hepsi aynı" demesi. Ve en kötüsü, akıllı adamın siyasetten kaçması.

Ve akıllı adam siyasetten kaçtığında, meydan sadece hırslı olana kalır.

O zaman da memleketi hırs yönetir, akıl değil.

Bu yüzden millet artık projeye değil, koltuğa bakıyor. Vaat dinlemiyor, çünkü biliyor ki vaat koltuk için söyleniyor, hizmet için değil.

Buradan çıkış var mı? Var. Ama kolay değil.

Önce siyasetçinin değil, vatandaşın o kutsal kılıfı yırtması lazım. "Dava" dediğinde alkışlamayacaksın, "Ne yaptın?" diye soracaksın. "Memleket için buradayım" dediğinde, "Memleket için gidebiliyor musun?" diyeceksin.

Gitmeyi bilmeyen adamın kalması da kutsal değildir.

Unutmayın, koltuklar gelip geçicidir. Asıl kalıcı olan, o koltukta otururken ne bıraktığınızdır. Bir eser, bir kurum, bir saygınlık… Yoksa geriye sadece koltuk izi kalır, o da bir süre sonra silinir.

Ve tarih, koltuğa yapışanları değil, zamanında kalkmasını bilenleri yazar. www.yenicizgihaber.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri