“Doğruyu söylemek, insanın kendine borcudur.” (Immanuel Kant )
19 Aralık 2025’te yayımlanan 7566 sayılı Kanun ile tapu işlemlerinde satış bedelini düşük gösterenlere uygulanan cezalar ağırlaştırıldı; eksik beyan artık harç farkı, faiz ve yüksek ceza yüküyle geri dönüyor.
UYARI
Tapuda satış bedelini düşük gösterenler; eksik harç tahsilatı, gecikme faizi ve ağırlaştırılmış cezalarla karşı karşıya kalabilir.
“Az harç” düşüncesi, ileride “büyük maliyet” olarak geri dönebilir.
Tapu işlemlerinde Düşük Beyan: Bir Harç Meselesi Değil, Bir Vicdan Meselesi
Bazı yanlışlar vardır…
İnsan yaparken “küçük” sanır. Bir rakam oynanır, bir imza atılır, “nasıl olsa herkes böyle yapıyor” denir. Oysa küçük görünen bu davranışlar, zamanla bir alışkanlığa dönüşür; alışkanlıklar kültür olur, kültür ise toplumu şekillendirir.
Tapuda düşük beyan da tam olarak böyle bir alışkanlıktır.
Bir ev satılır. Gerçekte milyonlar konuşulur. Ama tapuya gelince rakamlar küçülür. Çünkü zihnin arkasında tek bir düşünce vardır: “Harç az çıksın.” Oysa mesele sadece harç değildir. Mesele, adaletin terazisidir.
Devletin “Yeter” Dediği Nokta
Uzun yıllardır gayrimenkul satışlarında satış bedelinin gerçek değerinin altında beyan edilmesi, kamu maliyesinin sessiz ama derin sorunlarından biri oldu. Bu durum yalnızca devletin gelir kaybına yol açmadı; kayıt dışı ekonomiyi büyüttü, piyasa şeffaflığını zedeledi ve en önemlisi dürüst davranan vatandaşın yükünü artırdı.
İşte bu nedenle 19 Aralık 2025 tarihli ve 33112 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7566 sayılı Kanun, vergi sisteminden sosyal güvenlik uygulamalarına kadar geniş bir alanda köklü değişiklikler getirirken, tapu işlemlerinde eksik beyana karşı da açık bir duruş sergiledi.
Bu düzenleme, sadece bir ceza artışı değil; devletin “tapuda gerçek yazılacak” iradesinin ilanıydı.
Kanun Serttir, Çünkü Zarar Büyüktür
Tapu harçları, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca alınır. Bu hüküm açıkça şunu söyler: Tapu harcı, taşınmazın beyan edilen satış bedeli üzerinden hesaplanır ve bu bedel emlak vergisi değerinin altında olamaz.
Ancak sorun, kağıt üzerindeki rakamla sınırlı değildir. Gerçek bedelin altında yapılan her beyan, kamuya verilen bir zarardır. Bu nedenle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu devreye girer ve eksik beyan, “vergi ziyaı” olarak değerlendirilir.
Bugün tapuda düşük bedel gösteren bir vatandaş, yalnızca eksik harcı değil; gecikme faizini ve ağırlaştırılmış cezaları da ödemek zorunda kalabilir. Kısa vadeli kazanç, uzun vadeli bir yük haline gelir.
“Kimse Anlamaz” Dönemi Kapandı
Eskiden belki bazı şeyler gözden kaçabiliyordu. Ama bugün devlet sadece tapu kayıtlarına bakmıyor. Banka havaleleri, ekspertiz raporları, bölgesel piyasa değerleri, ilan fiyatları ve risk analiz sistemleri birlikte değerlendiriliyor.
Yani düşük beyan artık gizlenen bir durum değil; zamanı geldiğinde ortaya çıkan bir gerçektir. Ve gerçek ortaya çıktığında, bedeli de ağır olur.
Düşük Beyan, Dürüstlüğün Yükünü Artırır
Bir insan “ben yapmazsam başkası yapıyor” diyebilir. Ama toplum dediğimiz şey, tam da bu cümlelerin toplamıdır. Bir kişi yaptığında bireysel bir tercih gibi görünen şey, herkes yaptığında toplumsal bir bozulmaya dönüşür.
Düşük beyan, sadece devletin kasasından eksilen bir rakam değildir. Aynı zamanda dürüst kalanların omzuna binen bir yüktür. Çünkü adalet, paylaşıldıkça hafifler; bozuldukça ağırlaşır.
Kendime Not
Ucuz sandığın her şey kazanç değildir.
Bugün az harç ödemek için eğilen baş, yarın daha büyük bir bedelin altında doğrulmak zorunda kalabilir.
Tapu bir kağıt değildir.
Tapu, devletin hafızasıdır.
Ve hafıza, er ya da geç gerçeği hatırlar.
Son Söz
Kant’ın dediği gibi, doğruyu söylemek insanın kendine borcudur. Tapuda doğruyu söylemek de böyledir. Çünkü doğru, yalnızca devlete değil; insanın kendi vicdanına verdiği bir sözdür. www.yenicizgihaber.com