Temmuz 2026 beklenen zam

.


Enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve zam tartışması

Temmuz ayında yapılacak maaş artışlarında yalnızca geçmiş dönemin enflasyon farkının dikkate alınması, emeklilerin yaşadığı gelir kaybını telafi etmeye yetmeyecektir.

Çünkü mesele artık yalnızca zam oranı değil, doğrudan insanca yaşam mücadelesidir.

Haziran ayı enflasyonunun %1,2 seviyesinde gerçekleşmesi halinde, 2026 yılının ilk altı aylık TÜFE artışı yaklaşık %18 olacaktır. Bu oran, emeklinin, memurun ve asgari ücretlinin yılın ilk yarısında yaşadığı hayat pahalılığının resmi karşılığıdır.

Ancak sahadaki gerçek, istatistiklerin çok daha ötesindedir.
Bugün pazarda, markette, kirada ve faturada hissedilen enflasyon, açıklanan rakamların çok daha üzerindedir. Vatandaş için enflasyon artık bir veri değil, doğrudan yaşamın kendisidir.

Bu nedenle ilk ve en acil adım, oluşan yaklaşık %18’lik alım gücü kaybının eksiksiz şekilde telafi edilmesidir.

İlk 6 ayda ortaya çıkan tablo nettir:
En düşük memur maaşında 10.800 TL
Memur emeklisinde 5.040 TL
Asgari ücretlide 4.680 TL
En düşük SSK ve Bağ-Kur emeklisinde 3.600 TL
alım gücü kaybı oluşmuştur. Bu kayıp giderilmeden “refah”tan ya da “denge”den söz etmek mümkün değildir.

Ancak bu telafi tek başına yeterli değildir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisi %29,14 olarak öngörülmektedir. Bu veri, önümüzdeki dönemde hayat pahalılığının devam edeceğini açıkça göstermektedir.

Dolayısıyla yalnızca geçmiş kaybı karşılamak, gelecekte yaşanacak kaybı önlemeye yetmeyecektir.


Burada tablo nettir:

%18 gerçekleşen enflasyon telafi edilmeli, üzerine yıl sonu beklentisi olan %29,14’e ulaşmak için ilave %11,14 oranında koruyucu ve refah payı eklenmelidir.

Aksi halde milyonlarca emekli, memur ve asgari ücretli yılın ikinci yarısına daha başlarken yeniden alım gücü kaybı ile karşı karşıya kalacaktır.

Yoksulluk artık bir istatistik değildir. Yoksulluk; boşalan pazar filesidir, ertelenen hastalıktır, ödenemeyen kiradır, küçülen sofradır. En önemlisi ise her geçen gün azalan umutlardır.
Bugün milyonlarca emekli açlık sınırının altında, geniş bir kesim ise yoksulluk sınırının çok uzağında yaşam mücadelesi vermektedir.

Yıllarca ülkesine hizmet etmiş insanların emeklilikte geçim derdiyle baş başa bırakılması, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Devletin gücü yalnızca ekonomik büyüklüklerle değil, vatandaşına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.

Emeklilerin talebi ayrıcalık değil, insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyidir.

Sonuç açıktır:
Bugün atılacak adım yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal adaletin ve toplumsal vicdanın da gereğidir.

Temmuz ayı zammı; %18 kayıp telafi edilmeli, %11,14’lük beklenen enflasyon dikkate alınmalı; emekli, memur ve asgari ücretli enflasyona ezdirilmemelidir. www.yenicizgihaber.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri