Uzmanlar olası depreme karşı uyardı

Uzmanlar olası depreme karşı uyardı

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilciliği Yürütme Kurulu Başkanı Ali Serindağ  17 Ağustos Marmara Depreminin, depremle yaşamayı öğrenebilmeyi anımsatan bir tarih olduğunu açıkladı.Ali Şerindağ, Marmara Depremi'nin 16. yıl dönümü nedeniyle oda binasında düzenlediği basın toplantısında, Doğu Anadolu Fay Zonu sessizliğini koruduğunu, enerji biriktirdiğini ve yakın bir gelecekte yıkıcı depremlere kaynak edebileceği uyarısında bulundu. Nurdağı ve İslahiye ilçelerinden geçen Doğu Anadolu Fay Zonu'nun bugüne kadar binlerce can kaybına ve maddi kayıplara yol açtığını hatırlatan Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Serindağ, halen burasının sessizliğini koruduğu ve enerji biriktirdiğini kaydetti.Üzerinde çok sayıda sismik boşluk bulunan fayın değişik kollarının yakın gelecekte yıkıcı depremlere kaynaklık etmesinin kaçınılmazı olduğunu vurgulayan Serindağ, “Bu nedenle bölgedeki aktif zonların ihmal edilmemesi gerçeği önlemle dikkate alınmalıdır" diye konuştu.NÜFUSUN YÜZDE 43’Ü 1. DERECEDE DEPREM BÖLGESİNDE YAŞIYOR Jeoloji Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Ali Serindağ, Türkiye'nin deprem bölgeleri haritasına göre, yüzde 66'sının 1'inci ve 2'inci derece deprem bölgesinde bulunduğunu dikkat çekerek, konutların yüzde 44'ünün 1. derece, yüzde 25'nin 2. derece deprem bölgesinde yer aldığını, nüfusun yaklaşık 34 milyonun yani yüzde 43'ünün 1. derece, 22 milyon kişinin de 2. derece deprem bölgesinde yaşadığına işaret etti.Sadece deprem nedeniyle 1900 yılından bu yana yaklaşık 100 bin vatandaşın hayatını kaybettiğini ve 500 bine yakın yapının hasar gördüğü dile getiren Serindağ, şunları kaydetti:"Farklı büyüklüklerde yılda ortalama 25 bin depremin meydana geldiği ülkemizde, geçen 16 yıl içerisinde 2002 yılında Afyon depremi, 2003  yılında Bingöl depremi, 2010  yılında Elazığ depremleri, 2011 yılında Simav ve Van depremleri, 2014 yılında Çanakkale depremleri, ülkemiz deprem aktivitesinin önemini bizlere sürekli hatırlatmaktadır. Çağdaş ülkelerde böyle bir gerçekle karşı karşıya kalan toplumun her kesiminin afet zararlarının azaltılması konusunda kendine düşen görevleri yapması gerekirken, ülkemizin gerçeği olan deprem konusunda bireyden kamu kurumuna, özel sektörden sivil toplum örgütlerine kadar çok paydaşlı bir yapıda oluşturulması gereken çalışmalar bu güne kadar maalesef ortaklaştırılamamıştır."Serindağ, barajlar, demiryolları, okullar ve köprüler gibi yerlerde depreme karşı erken uyarı sistemleri, deprem gözlem sistemleri ve yapı sağlığı izleme sistemleri gibi tedbirlerin alınması gerektiğinin kaydetti

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yerel Haberleri