Cenazeye katılmayan eşine boşanma davası açtı! İşte çıkan karar
Ankara’da iş insanı N.Y., annesinin cenazesine katılmayan 20 yıllık eşi S.Y.’ye açtığı boşanma davasını kazandı. Mahkemenin kadını "tam kusurlu" bulduğu karar, Yargıtay tarafından da onanarak emsal niteliği kazandı.
Ankara’da evlilik birliğinin temel yükümlülüklerine ilişkin hukuk dünyasında çok konuşulacak emsal bir karara imza atıldı. İş insanı N.Y. (58), 2024 yılında hayatını kaybeden annesinin cenaze törenine katılmadığı gerekçesiyle 20 yıllık eşi ve 2 çocuğunun annesi S.Y.’ye boşanma davası açtı.
"Düğünde, Cenazede Beni Yalnız Bıraktı"
Dava dilekçesinde yaşadıklarını aktaran N.Y.; eşinin yıllardır düğünlerde kendisine eşlik etmediğini, taziyelere ve cenazelere katılmadığını belirterek, son olarak kendi annesinin cenazesinde de yanında yer almamasının kendisi için çekilmez bir yük oluşturduğunu ifade etti. Davalı S.Y. ise savunmasında eşini sevdiğini, sorununun yalnızca kayınvalidesiyle olduğunu öne sürdü. Kayınvalidesinin evine habersiz gelmesi nedeniyle tartıştıklarını iddia eden S.Y., merhum kayınvalidesinin kendisine "Ne ölüme ne dirime gel" dediğini, bu nedenle cenazeye gitmediğini belirterek davanın reddini talep etti.
Mahkeme Kadını Tam Kusurlu Buldu
Davayı karara bağlayan Ankara Aile Mahkemesi, davalı kadını evlilik birliğindeki kusurlarından dolayı "tam kusurlu" buldu. Kararda; kayınvalidesinin sözlerine kızarak cenazeye katılmayan kadının boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu, davacı kocaya yüklenebilecek bir kusurun ise kanıtlanamadığı vurgulandı. Yerel mahkemenin verdiği boşanma kararı, temyiz incelemesinin ardından Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşti.
"Cenazeye Katılmaması Bardağı Taşıran Son Damla Oldu"
Kararı değerlendiren N.Y.'nin avukatı Senem Yılmazel, taraflar arasında uzun süredir sosyal ve kültürel farklılıklar ile gelin-kaynana geriliminin yaşandığını belirtti. Cenaze olayının bardağı taşıran son damla olduğunu aktaran Yılmazel, şunları söyledi: "Müvekkil, eşinin onu iyi günde kötü günde yalnız bıraktığını, düğünlere eşlik etmediğini, cenazelere katılmadığını, artık annesinin cenazesine dahi katılmamanın onun için çok ağır bir yük olduğunu ve bu yüzden boşanmak istediğini belirtti. Karşı taraf davanın reddini talep etti ancak mahkeme bunu haklı bulmadı. Üst mahkemelerden de geçerek karar kesinleşti."
"Eşi Yalnız Bırakmak Boşanma Sebebi"
Kararın hukuki boyutuna ve emsal niteliğine dikkat çeken Avukat Yılmazel, Türk Medeni Kanunu'ndaki eşlerin karşılıklı yükümlülüklerine vurgu yaptı: "Bir emsal karar oldu diyebiliriz. Burada mesele sadece anne veya kayınvalide değil. Kardeşin ya da en yakın arkadaşın cenazesine katılmama da aslında baktığımızda bir boşanma nedenidir. Asıl mevzu eşi iyi günde ve kötü günde yalnız bırakmaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi; 'Taraflar birbirlerine sadakatli olmak, aynı evde yaşamak ve yardımcı olmakla yükümlüdür' der. Cenazeye katılmayan taraf eşine yardımcı olmadığı için bu yükümlülüğü ihlal etmiş oluyor. Dolayısıyla bu durum hukukta haklı bir boşanma nedeni olarak kabul edilmiştir."


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.