Ülke Yorgun, Halk Sessiz, Siyaset Umursamaz...
Ülke Yorgun, Halk Sessiz, Siyaset Umursamaz…
Türkiye bugün yalnızca ekonomik bir kriz yaşamıyor; ahlaki, vicdani ve siyasal bir çöküşün tam ortasında sürükleniyor. Sorunlarımız artık tek tek başlıklar hâlinde sayılabilecek noktayı geçti. Bu bir sistem arızasıdır ve herkesin payı vardır: iktidarın da, muhalefetin de, sokaktaki suskun kalabalığın da.
Politikacılar yıllardır aynı oyunu oynuyor.
Sorun çözmek yerine sorunları yönetmeyi, halkı kalkındırmak yerine algıyı kurtarmayı tercih ediyorlar. Her kriz “dış güçler”, her başarısızlık “öncekiler”, her itiraz “hainlik” diye paketleniyor. Siyaset, halkın derdine çare üretme sanatı olmaktan çıkıp koltuk koruma refleksine dönüşmüş durumda.
Ekonomi çökmüş, gençlik umudunu yitirmiş, eğitim ezberle çürümüş, adalet gecikerek inkâra dönüşmüş…
Ama kürsülerde hâlâ aynı cümleler yankılanıyor: “Sabredin.”
Halk sabrediyor. Fazlasıyla.
Asıl acı olan şu: Toplum da artık sorumluluktan kaçıyor.
Herkes şikâyetçi ama kimse rahatsız değil. Herkes kızgın ama kimse yerinden kalkmıyor. Sosyal medyada öfke kusup ertesi gün aynı düzene razı olan bir kalabalık oluştu. Haksızlık, başkasının başına gelince haber; kendine gelince kader sayılıyor.
Bir ülkede insanlar adaletsizliğe alışıyorsa, orada sadece hukuk değil, vicdan da çökmüştür.
Bir ülkede gençler “gitmek” hayalini “kalmak”tan daha gerçekçi görüyorsa, orada bayraklar değil umutlar yarıya inmiştir.
Politikacı halka yalan söylediği için suçludur;
Ama halk, bile bile bu yalana tutunuyorsa ortaktır.
Bu ülkede liyakat değil sadakat, emek değil bağlantı, ahlak değil gürültü kazandırıyor. Ve en tehlikelisi şu: Buna artık kimse şaşırmıyor. Şaşırmamak, itiraz etmemekten daha büyük bir teslimiyettir.
Türkiye’nin sorunu sadece yanlış politikalar değildir.
Türkiye’nin asıl sorunu, yanlışa alışmış bir toplumdur.
Ve şunu açıkça söylemek gerekir:
Bu düzen böyle gitmez. Ya toplum sesini yükseltir, ya da sessizliğin bedelini çocukları öder.
Çünkü suskunluk, tarafsızlık değildir.
Suskunluk, her zaman güçlüden yana saf tutmaktır.
Siyaset Bilimi Ve Uluslarası İlişkiler Uzmanı
Araştırmacı Yazar Ve Eğitimci
Abdullah YENİEKİNCİ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.