Koltuğa sevdalı başkanlık
Koltuğa sevdalı başkanlık
BEKİR ŞAHİN
Çürümüşlük halkın oyları ile seçilen koltuk sevdalı başkalıklara kadar uzandı. Koltukta oturmak ve etiket kazanmak için siyasi partilerde il, ilçe başkanlığı, kadın veya gençlik kolu başkanlığı ya da milletvekilliği görevlerine seçilenlerin çoğu, oturarak siyaset yapmayı benimsemiş durumda. Aynı sorun kimi sendikalarda, sivil toplum örgütlerinde ve demokratik kite örgütleri ile esnaf odalarından da mevcut.
Ancak böyle bir anlayışı, siyaseten sol, sosyal demokrat, özgürlükçe, emekten yana tavır alan, siyasi partiler ve sendikalarda görmek ise çok daha vahim ve üzücü. Seçilmişler temsil ettiği koltuğun hakkını verebilmeli. Yoksa o göreve talip olmamalı.Emek sömürüsüne karşı olup, emek sömürüsü yapmak, demoksari için mücadele verip kendi için demokrasinin D sinden uzak olmakla bir yere varılamaz.
Şöyle bakıyorum da kimi siyasi partilerde il başkanlığı, kadın kolu başkanlığı, gençlik kolu başkanlığı, milletvekili ve belediye başkanlığı meclis üyeliği gibi organlar için kıran kırana bir seçim yarışı sonucu gelenler, seçim bittikten sonra ortalıktan kaybolur.
Böyleleri ya koltuğuna oturur, ya da kendi işinde gücünde olup seçildiği görev için zaman ayırma zahmetinde bulunmayarak, yerel ve ülke gündemlerinden de ırak kalırlar. Hatta ne bir eylemde, ne bir etkinlikte programda bulunmazlar.
Sanki ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi rahatlar
Bu duruma duyarlı yurttaşlar elbette haklı olarak tepki verir. Şöyle ki, “Sizi o makama oturmak için mi, kişisel menfaat ve çıkarınız için mi seçtik” diye tepki verirler.
Hayat pahalığı, zamlar, halkın alım gücünün giderek yok olması, enflasyon, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı içerisinde yaşam mücadelesi vermesi, hak ve özgürlükler, adalet gibi yığınla sorun varken, hiçbir şey yokmuş gibi koltukta oturup havadan, sudan konuşmak, sohbet etmek doğru mu?
Ülke böylesine bir çıkmazın içerisindeyken, sorunlar yumağı her geçen gün kar topu gibi büyürken, her şey normal güllük gülistanlıkmış gibi koltukta oturup havadan sudan konuşmak, sohbet etmek siyaset mi oluyor. Cenaze ve düğünlere katılmak siyaset mi olur. Muhalefetin görevi bu mu.
Halkın içinde olmayan, halkın sorunlarına kulak vermeyen, halka öncülük etmeyen, halktan ve ülke gerçeklerinden kopuk il ve ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolu başkanları, milletvekilleri sadece kendi geleceklerini garanti altına almak için siyaset yaparsa ülkedeki hukuksuzluklar, zam, zulüm, hayat pahalılığı gibi sorunlara karşı kim nasıl mücadele edecek, nasıl çıkacak karanlıklar aydınlığa.
O nedenle bulunduğu görevin hakkını veremeyenler ya görevden alınmalı, ya da kendi isteği ile istifa etmelidir. Buda bir erdemlik ve bir tercih olmalıdır. Eğer seçim için ortam ve zaman uygun değilse...
Basına emek sömürüsünü reva görüp, günlük ya da arada birde olsa basın açıklaması yolu ile kendi reklamını yapan siyasetçiler, sendika başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, esnaf odası başkanları vs. ülkede kar topu gibi büyüyen sorunlara, hukuksuzluklara, haksızlıklara, emek sömürüsüne karşı dur deme zamanı gelmedi mi.
Bu sömürü, uyku ve neme lazımcılık daha nereye kadar sürecek.
Şu da bir dip not olsun; kişisel çıkar için makamı kullananlardan başarı beklemek elbette hayal olur.
Demokrasi diye mücadele verip kendi içinde demokrasiyi uygulamayan, emek sömürüsüne karşı mücadele ederken, kendi emek sömürüsünü sorgulamayanlar ülkesi ve halkı için samimi mücadele beklenebilir mi… www.yenicizgihaber.com

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.