Ecz.İrfan Demirci
Demokrasi ve demokrat olmak
Yayınlanma:
Güncelleme:
Ülkemizde demokrasi tartışmalarının geçmişi 1. Meşrutiyetin ilanı öncesine dayandırılır. O zaman tartışmaların temelinde meşrutiyetle demokrasi ve özgürlüklere ulaşmak vardı.
Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet / Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten. Dizelerini ünlü Hürriyet Kasidesine Namık Kemal’e yazdırtan belki de demokrasi ve özgürlüğü arzulayan mücadele ruhuydu.
Namık Kemal e o dönemin aydınları ne yaşıyordu ki bu kadar derin bir biçimde demokrasi ve özgürlük özlemi çekiyordu?
Onun ömrünün önemli bir bölümünü Akdeniz’deki Kıbrıs, Rodos ve öldüğü Sakız Adalarında sürgünlerle geçirten isyanı, toplumlar için çok önemli bu kavramlara ulaşma yanında padişahların dilediği gibi davranma keyfiyetine karşı olmasıydı.
Bu bakımdan her şeye rağmen yüz elli yıllık bir demokrasi kültürümüz var demek hiç de yanlış bir tanımlama olmasa gerek.
Cumhuriyetin ilanı, tek partili siyasi hayat, demokrasi geleneğimizde önemli bir aşamadır. Çünkü burada da 1876 da kabul edilen Kanun-i Esasi den elli yıl sonra 1924 de ikinci kez Anayasamız yapıldı. Tabii ki buradaki farkların en önemlisi yıkılan bir imparatorluk sonrası kurulan cumhuriyet anayasasının gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Nitelikli demokrasiye ulaşma yolculuğunda en önemli kilometre taşlarından biri de 1946 çok partili siyasi yaşama geçiştir.
İki askeri darbe ve sonrasında 1960 ve 82 ‘de kurucu meclisler, kesintiye uğrayan demokrasimizi daha nitelikli hale getirmek iddiasıyla yaptıkları anayasaları halkın önüne oylamak için getirdiler.
Yüz elli yılı bulan demokrasi geleneğimizde hep nitelikli demokrasiyi aradık. Tıpkı çağdaş ülkelerdeki gibi bir demokrasimiz olsun istedik.
Bu uğurda ne kadar canımız yandı ya da kaybettik bilinmez. Boşa yazmadı Nazım “ Sen yanmasan /Biz yanmasak /nasıl çıkar karanlıklar /aydınlığa… “Dizelerini.
Son on –on üç yılda ise Anayasa değişiklikleri gördük. Halk oylamaları yaşadık.
Diğerlerinden farklı değildi temel istek ve amaç. İsimlendirmesi, sloganlaştırılması farklı oldu.
Mağduriyetleri sonlandırma, vesayeti kaldırma, millet iradesini hakim kılma,
İleri demokrasiye ulaşma. Bu iddialarla ‘ yüzde elliler ‘yaratıldı.
Şimdi daha da ilerisi için dört yüz vekil isteniyor. Çünkü bu kez halk oylaması olmadan anayasa mecliste değiştirilecek ve başka bir sisteme; ‘ Başkanlığa ‘ gidilecek.
Hangi yolla? Tabii ki yine demokrasi gereği sandık sonucu ile millet iradesiyle.
Peki, İstanbul Üniversite’sinde yapılan rektörlük seçiminden çıkan irade neydi? Gazozuna mı seçim yapıldı, oradaki görmezden gelinen sonuç?
Demokrasi geleneğimiz ve kültürümüz var, bu çok iyi bir referans.
Ne yazık ki yüz elli yıl geçmiş olmasına karşın Namık Kemal’i hala çok iyi anlıyoruz.
Geçen bunca zaman bize nitelikli demokrasiyi kazandırmış olsaydı ve de demokrasi diyenlerimiz tutarlı olabilselerdi ne iyi olur değil mi?
Doğru Mücadele Yolu
09 Şubat 2024 Cuma 00:05Hakkımız olanı alana kadar susmayacağız
02 Aralık 2022 Cuma 19:59Eczacı küçük dokunuşları değil, hakkı olanı istiyor.
27 Temmuz 2022 Çarşamba 07:29ÇARE YOK BİZ YENECEĞİZ !
06 Nisan 2020 Pazartesi 10:20Sosyal Devlet Değil Miydik?
18 Mart 2020 Çarşamba 11:48İZLENİMLER NEDEN REDDEDİYORUZ?
25 Aralık 2019 Çarşamba 09:10KIRILAN FAYLAR
12 Ekim 2019 Cumartesi 20:49Doğası talan edilen ülkem !
05 Ağustos 2019 Pazartesi 20:33Bilim, Teknoloji ve Refah
23 Temmuz 2019 Salı 21:02ASIL BAŞARI NE OLMALI ?
23 Temmuz 2019 Salı 20:11

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.