Betül Erikçi
Down Sendrom ve Otizim hastalık değildir
Yayınlanma:
Güncelleme:
Down Sendromlu ve Otizimli bireylerimiz her zaman dikkatimi çekmiştir. Merhametleri, güler yüzlülüğü, dürüstlüğü, neşeleri, uyumlu olmaları, kin tutmuyor olmaları inanılmaz derecede insancıl şeffaf naif olmaları normal bir bireyden daha fazlaca desem yanılmış olmam herhalde. Bakıldığında, insan da genetik düzensizlik sonucu, fazladan 21. kromozomun bulunmasına Down Sendromu deniyor. Down Sendromu genetik bir farklılıktır, bir hastalık değildir. Belli bir sebebi yoktur. Türkiye’de tam bir veri yok ama yaklaşık 100.000 Down Sendrom’lu kişi olduğu tahmin ediliyor. Otizm ise iletişim ve sosyal etkileşim problemleri yaşayan ve henüz çağımızda bilimsel olarak bir tedavisi bulunmayan bir durumdur.
Down Sendromlu, Otizimli çocuk ve yetişkinlerin bulunduğu bireylerin eğitim gördüğü bir kurumu ziyaret edip eğitimci ve danışmanlarla konuşup gözlem yapma fırsatı buldum.
Sevgili eğiticilerimiz Otizim ve Özel Eğitim Uzmanı Saniye Korkmaz ve Spor Uzmanı Abdullah Bilben Otizim ve Down Sendromlu bireylerimiz hakkında bilinmeyenleri anlatarak bizleri aydınlattı.
Aslında en önemli hususu başta belirtmek istiyorum toplum olarak bu bireylerimizi ayrıştırmak değil tam tersi birleştirmek kaynaştırmak olmalıdır. Öncelikle eğitim kurumlarında bu bireylerimizin performans değerlendirmesi alındıktan sonra nerelerde eksilik varsa ona göre program hazırlanıp ilerideki gelişimi için ön hazırlık yapılmaktadır. Günlük hayata uyum sağlamaları için, günlük yaşam becerileri kazandırılıyor. Gezi ve etkinlikler düzenleyerek
sosyalleşmeleri ve topluma kazandırılması için programlar düzenlendiğini öğreniyorum.
Eğitimin masa başında değil de hayatın tam içerisinde olduğunu savunan Saniye hocamızı ayrıyeten tebrik ediyorum bu fikrinden ötürü. Bu bireylerimize çalışma fırsatları yaratarak onların kendilerine yeter hale gelmelerini, kendilerini daha çok ifade edebilmelerini mesleki bilgi ve beceri kazanmalarını hem kendi hem de ailelerinin bütçelerini katkıda bulunmalarını sağlamalıyız.
Down Sendromlu bireylerimizi kafelerde, lokantalarda, alışveriş merkezlerinde çalışabilirler ama bu özel insanlarımız toplum tarafından ayrıştırılmaktadır, fırsat verilmeden ön yargı ile yaklaşılmaktadır.
Otizimli bireylerimize bakıldığında; iletişim ve sosyal etkileşim sorunları, kısıtlı ilgi alanları, tekrarlayan davranışlarla ortaya çıkan ve ömür boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Tabi ki ömür boyundan kasıt erken teşhis ve rehabilitasyon programları ile rahatsızlığın etkilerini minimize etmek mümkündür. Sosyal gelişim geriliği olan Otizimli bireyler normal akranlarıyla iletişim kurmakta zorluk çekerler, kişilerle göz kontağı kurmaktan kaçınır, iletişime cevap vermezler, her şeyin aynı kalmasını ister, rutin bir yaşama bağlı kalmak isterler, uygunsuz gülmek ve ağlamak gibi aşırı tepkiler verirler, takıntılı hareketleri mevcuttur, seslere karşı aşırı duyarlılık yada duyarsızlıklar vardır.
Otizimin tek bir nedeni bulunmamakla beraber tedavisi yoktur. Tek reçetesi özel eğitimdir. Davranışsal eğitim, konuşma terapileri, hipoterapi(ata binmek) ve yüzme terapilerine ağırlık vermek gerekir. Elbette aile desteği çok önemlidir.
Sevgili spor uzmanı Abdullah Bilben hocamızın" Otizimli ve Down Sendromlu bireylerinde sporun %80'e varan oranla katkısı olduğunu, çocukların tüm motorik özelliklerinin ve gelişiminde etkisi olduğunu el göz kordinasyonu dikkati vücudunun bir denge içinde kullanmasına yardımcı olduğunu belirtmektedir.
Ayriyeten spor eğitmenliği yapan eğitimcilerimizin bu yöndeki açığı kapatmak ve bu branşa ağırlık vermesi gerektiğinin toplumumuz için büyük katkı sağlayacağı kanısındadır.
Bu özel bireylerimizi şefkatimizle sarıp sarmalayıp topluma kazandırmak görevlerimizin başında olması gerekiyor.
Aslında en önemli hususu başta belirtmek istiyorum toplum olarak bu bireylerimizi ayrıştırmak değil tam tersi birleştirmek kaynaştırmak olmalıdır. Öncelikle eğitim kurumlarında bu bireylerimizin performans değerlendirmesi alındıktan sonra nerelerde eksilik varsa ona göre program hazırlanıp ilerideki gelişimi için ön hazırlık yapılmaktadır. Günlük hayata uyum sağlamaları için, günlük yaşam becerileri kazandırılıyor. Gezi ve etkinlikler düzenleyerek
sosyalleşmeleri ve topluma kazandırılması için programlar düzenlendiğini öğreniyorum.
Eğitimin masa başında değil de hayatın tam içerisinde olduğunu savunan Saniye hocamızı ayrıyeten tebrik ediyorum bu fikrinden ötürü. Bu bireylerimize çalışma fırsatları yaratarak onların kendilerine yeter hale gelmelerini, kendilerini daha çok ifade edebilmelerini mesleki bilgi ve beceri kazanmalarını hem kendi hem de ailelerinin bütçelerini katkıda bulunmalarını sağlamalıyız.
Down Sendromlu bireylerimizi kafelerde, lokantalarda, alışveriş merkezlerinde çalışabilirler ama bu özel insanlarımız toplum tarafından ayrıştırılmaktadır, fırsat verilmeden ön yargı ile yaklaşılmaktadır.
Otizimli bireylerimize bakıldığında; iletişim ve sosyal etkileşim sorunları, kısıtlı ilgi alanları, tekrarlayan davranışlarla ortaya çıkan ve ömür boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Tabi ki ömür boyundan kasıt erken teşhis ve rehabilitasyon programları ile rahatsızlığın etkilerini minimize etmek mümkündür. Sosyal gelişim geriliği olan Otizimli bireyler normal akranlarıyla iletişim kurmakta zorluk çekerler, kişilerle göz kontağı kurmaktan kaçınır, iletişime cevap vermezler, her şeyin aynı kalmasını ister, rutin bir yaşama bağlı kalmak isterler, uygunsuz gülmek ve ağlamak gibi aşırı tepkiler verirler, takıntılı hareketleri mevcuttur, seslere karşı aşırı duyarlılık yada duyarsızlıklar vardır.
Otizimin tek bir nedeni bulunmamakla beraber tedavisi yoktur. Tek reçetesi özel eğitimdir. Davranışsal eğitim, konuşma terapileri, hipoterapi(ata binmek) ve yüzme terapilerine ağırlık vermek gerekir. Elbette aile desteği çok önemlidir.
Sevgili spor uzmanı Abdullah Bilben hocamızın" Otizimli ve Down Sendromlu bireylerinde sporun %80'e varan oranla katkısı olduğunu, çocukların tüm motorik özelliklerinin ve gelişiminde etkisi olduğunu el göz kordinasyonu dikkati vücudunun bir denge içinde kullanmasına yardımcı olduğunu belirtmektedir.
Ayriyeten spor eğitmenliği yapan eğitimcilerimizin bu yöndeki açığı kapatmak ve bu branşa ağırlık vermesi gerektiğinin toplumumuz için büyük katkı sağlayacağı kanısındadır.
Bu özel bireylerimizi şefkatimizle sarıp sarmalayıp topluma kazandırmak görevlerimizin başında olması gerekiyor.
ŞEREF !…
15 Aralık 2020 Salı 20:51UMUT FAKİRİN EKMEĞİ, ZENGİNİN PASTASI
06 Aralık 2020 Pazar 11:42Oğlunu Dövmeyen Dizini Döver
08 Haziran 2020 Pazartesi 08:02ARSIZ’LAŞANLAR
21 Mayıs 2020 Perşembe 11:36Tırmanışa Devam
11 Mayıs 2020 Pazartesi 21:17Hayaller Yaşamak, Hayatlar Virüs
08 Nisan 2020 Çarşamba 11:428 MART İLE 9 MART arasındaki fark
03 Mart 2020 Salı 20:55Gölge
25 Şubat 2020 Salı 16:5514 Şubat Ticareti
14 Şubat 2020 Cuma 10:55Kadınların yaşam mücadelesi ve hakları
04 Şubat 2020 Salı 11:10

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.