Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

Hekim Sendikaları Niye Kuruluyor?

Hekim Sendikaları Niye Kuruluyor?

PROF.DR. ERCAN KÜÇÜKOSMANOĞLU

Son aylarda ardı ardına hekim sendikaları kuruluyor. Sosyal medya platformlarında da desteklenen bu sendikaların kurulma amaçları nelerdir? Şu andaki mevcut yasal duruma göre, kamu çalışanları sendikaları, işkolu esasına göre kuruluyor. Bu sendikalar da yasal mevzuata göre işkolu sendikaları olarak kurulmuş durumundalar. Fakat kendilerini hekim sendikaları olarak açıklıyorlar. Hekimsen, Tabibsen ve Hekimbirliği sendikaları en çok bilinen sendikalar.

Geçen Ağustos ayında yapılan Toplu Sözleşme Görüşmelerinde Hekim olmayan Sağlık emekçilerine verilen Sabit ek ödemenin %20 artış yapılmasına hekimler içinden tepkiler yükseldi. Bu durum hekimler cephesinden doktorlardan alınıp, doktor dışı sağlık emekçilerine yapılan zam olarak algılandı. Daha sonra özellikle emekli doktor maaşlarında artış sağlayan bir düzenleme, bütçe görüşmeleri sırasında yapıldı. Hatta bu sırada Erdoğan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı maaş artışları ile ilgili ne söyledin? diye herkesin yanında yükses ses ile yanına çağırmıştı.  Bu ne olduğu belli olmayan maaş artışına da, hekim olmayan sağlık çalışanları ve özellikle Sağlık Sen ve Türk Sağlık sendikaları tepki gösterdi. Komisyondan geçen bu düzenleme yeni bir kararla kaldırıldı.  Daha sonra gündeme getirilecek dendi ama hala iktidar cephesinden konuya ilişkin bir adım atılmadı.

Bu durum da doktorlar arasında büyük tepkilere neden oldu.  TTB(Türk Tabipleri Birliği) ‘nin ve Sağlık Çalışanları sendikalarının hekimlere sahip çıkmadığı, bu nedenle hekimlerin kendi sendikalarının kurdukları ilan edildi. Hekimler bu sendikalara davet edildi. Özellikle sosyal medya gruplarında bu çağrılar etkili oldu. Şu anda pek çok doktor arkadaş bu sendikalara üye olmuş durumda. Hatta geçen hafta içinde bu sendikalar “Külliye” de Erdoğan’ın başdanışmanı Serkan Topaloğlu ile görüştüler (https://www.medikritik.com/.../hekim-sendikalari-kulliyede). Yine TTB Merkez Konsey’e muhalif tabip odaları da Eski sağlık bakanı Recep Akdağ ile görüşerek, hekimlerin maaşlarına yapılaması planlanan artışı görüştüler.

Hekim Sendikaları denen sendikaların yeni kurulmalarına rağmen,  iktidar tarafından muhatap alınması bu sendikalar konusunda kuşkuları daha da artırdı. Çünkü ortada Sağlık Sen gibi iktidar ile ilişkisi aleni olan, bağımsız duruşu olmayan bir sendika ve sendikal anlayış var. Türk Sağlık Sen sendikası da kuruluşundan itibaren, iktidarlardan destek gören bir sendikal yapı durumundadır. Bunların yanına şimdi bir de bu sendikalar ekleniyor. Hekimler için bu sendikalar kurulur iken, hemşireler içinde Hepsen diye bir sendika kuruldu. Bu gidişle laborantlar ayrı sendika, diş hekimleri ayrı sendika, radyoloji teknisyenleri ayrı sendika kuracak. Sağlık Dönüşüm programında, bu programın uygulaması için meslek grupları arasında çatışma yaratmanın gerekliliği ortaya konur. AKP iktidarı son altı aydır yaşadıklarımızla bunu başarmaya yakın görünüyor. Emekçiler bölük, pörçük olunca işverenler işlerini çok daha kolay yürütürler. Emekçilerin örgütsüzlüğü en çok işverenlerin işine gelir. Çok örgüt, yok örgüt anlamına gelmektedir.

Doktor örgütlülüğünde Sendikalar yanında, Tabip Odaları ve TTB’ni de tartışmak gerekir. 12 Eylül 1980 faşist darbesinden önce etkili bir örgüt olan TTB’nin zayıflatılması için , bu darbe sonrasında kamuda çalışan hekimlerin Tabip odalarına üye olma zorunluluğu kaldırılmıştı. Bu tıp felsefesine, deontolojiye aykırı bir durumdur. Tüm dünyada hekimlik uygulamaları Tabip odaları tarafından düzenlenmekte ve denetlenmektedir. Biz de denetim yetkisi hala kısıtlı olarak vardır, ama hekimlik uygulamalarının düzenlenmesindeki yetkisi çok azdır. Doktorlar da üye olmadıkları bir kurum tarafından temsil edildiklerinin de farkında değildirler. Şu andaki yasal mevzuatımıza göre Tabip Odaları ve TTB tüm doktorları temsil eden örgütlerdir.  Tüm doktorların Tabip Odalarına zorunlu üyeliği çok önemli ve gereklidir. Şu anda pek çok ilde Tabip odalarında üyelerin çoğunluğu özel hastane hekimlerindedir. Durum bu halde iken TTB kendini neredeyse yalnızca kamu alanında göstermekte, özel hekimlik alanında çok cılız bir faaliyet yürütmektedir.   TTB yirmi yıl öncesine göre doktorları birlikte hareket ettirme konusunda zayıf kalmaktadır. Üstüne üstlük, birlikte TTB sağlık çalışanlarının birlikte mücadelesi konusunda toparlayıcı olmaktan uzaktır. Yalnızca KESK ve SES ile ortak eylemler planlamakta, bizlerin de üye olduğu Genel Sağlık İş gibi sendikalarla işbirliği yapmaktan kaçınmaktadır. 

Öbür yandan doktorların dernek örgütlenmeleri de zaman zaman sendika gibi kararlar alabilmektedir. Her ilde kurulan aile hekimi dernekleri ve bunları üst örgütü AHEF(Aile Hekimi Dernekleri Federasyonu) iş bırakma çağrıları yapabilmektedir. Bazen yapılan bu çağrılara aile hekimleri düzeyinde TTB ‘nin çağrısına göre daha çok hekim katılabilmektedir. Hem TTB, hem de AHEF yaptıkları iş bırakma çağrılarında esasen iş bırakmaların sendikalar üzerinden yapıldığını farkındadırlar.  Birlikte aynı gün iş bırakma çağrısı yapan TTB, Sendika ve aile hekimi dernekleri illerde bir araya gelmelerine rağmen merkezi düzeyde bir araya gelememektedir. Bu durum da dağınıklık gözlenmektedir. Böyle olunca da meslek sendikaları dediğimiz sendikalar, haklarınızı en iyi biz savunuruz diye ortaya çıkmaktadır. Hekim sendikalarındaki temel motivasyonlar TTB hekimler için bir şey yapmıyor, Sağlık alanındaki tüm çalışanların üye olduğu sendikalar hekimler için bir şey yapmıyor düşüncesidir. Bu anlayış ülkemizin aydın insanları olan doktorlarımıza yakışmıyor. “Böl parçala yönet” anlayışıyla emekçileri bölenleri rahat ettirmek demektir bu anlayış. Çok örgüt olması örgütlülük anlamına gelmez. TTB ve dernekler sendikaların yerini alamaz. Her ikisinin de işlevleri farklıdır.

Başlıkta sorduğumuz sorunu yanıtı, hekim sendikaları sağlık emekçilerinin örgütlülüğünü biraz daha dağıtmak için kuruluyor diyebiliriz. Bu dağınıklıktan en çok biz Sağlık Emekçileri zarar görürüz. www.yenicizgihaber.com YENİ ÇİZGİ

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu Arşivi