Mersinli çevreciler hareketlendi
Yayınlanma:
Güncelleme:
Mersinli çevreciler hareketlendi
MERSİN- YENİ ÇİZGİ; Mersinli çevreciler, Nükleer Santral, Çimento Fabrikaları ve Termik Santrallerin yöreye verdiği zararların yanı sıra balık çiftliklerine ve tersanelere karşı da mücadele veriyor. Çevreciler, gerek kara tarafında, tersanede gemi inşa ve bakım faaliyetleri aşamasında gerekse denizde gemi trafiği nedeniyle deniz suyu kalitesinde bozulma ve deniz canlılarının yaşam alanına olacak olumsuz etkiler nedeniyle tür sayılarında ve çeşitliliğinde bozulma olacağına dikkat çektiler. Mersin Üniversitesi Rektörlüğü başta olmak üzere bazı kurum ve kuruluşlarda sorunu yakından takip etmeye başladı.
Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) tarafından Silifke’de düzenlenen panelde, MERÇED Silifke Temsilcisi Avukat Ayşe Doğan, Çevre Bilimci Doç.Dr.Enver Yaser Küçükgül ile Halk Sağlığı Uzmanı Dr.Umur Gürsoy olası sorunlara dikkat çektiler.
Panelin açılış konuşmasını yapan Avukat Ayşe Doğan, bölgede kurulması planlanan kirletici tesislerin yanında Taşucu Mahallesinde yapımı planlanan Tersane, Aydıncık ve Silifke sahillerinde kurulumu planlanan Balık Çiftliklerinin bölge için çok ciddi ekonomik sosyal ve çevresel riskler oluşturacağını söyledi.
Çevre Bilimci Doç.Dr.Enver Yaser Küçükgül ile Halk Sağlığı Uzmanı Dr.Umur Gürsoya teşekkür ederiz dedi.
DANIŞTAY RED ETTİ
Çevre Bilimci Doç.Dr.Enver Yaser Küçükgül kurulması amaçlanan Taşucu Tersanesi’nin Göksu Deltasına, Özel Çevre Koruma Bölgesine, Tarımsal niteliği korunacak alanlara ve çevrenin ekolojik dengesine yaratacağı etkisi olumsuz olacağından 2004 yılında Danıştaya açılan dava sonucunda kurulumunun ret edildiğini belirtti. Tersanenin kurulum yerinin halen değişmediğini hatırlatan Küçükgöl, “Dolayısıyla tersane kurulduğu takdirde düşünülen aynı etkiyi yaratacaktır” açıklamasında bulundu. “Tersane sahasında yapılacak fiziksel ve kimyasal işlemlerin (mekanik, ahşap, elektrik, boya, plastik işlemleri yanı sıra gemi bakımı için bunlara ilave olarak yüzeylerin hazırlanması, sac temizliği-tamiratı, boyama, renk giderme ve raspa işleri) birçoğu açık alanda yapılması planlanmaktadır” dedi. Sahada oluşacak emisyonlar (partikül madde, toz, metal tozları, boya pigmentleri, çözücüler, yanma tepkimeleri sonucu oluşan gazlar, atıklardan oluşacak buharlaşmalar vb.) çevreyi olumsuz etkileyeceğini kaydeden Küçüklü, “Gerek kara tarafında, tersanede gemi inşa ve bakım faaliyetleri aşamasında gerekse denizde gemi trafiği nedeniyle deniz suyu kalitesinde bozulma ve deniz canlılarının yaşam alanına olacak olumsuz etkiler nedeniyle tür sayılarında ve çeşitliliğinde bozulma oluşacağı kaçınılmazdır” dedi.
GÖKSU DELTASI KATLEDİLECEK
İşletme inşa aşamasında ve faaliyete geçtikten sonra oluşacak önemli kirleticilerden birisinin gürültü kirliliğinden Göksu deltasındaki koruma altına alınan türler zarar göreceğini kaydeden Küçüklü, “Kuluçka dönemini burada tamamlayan hassas türler ve üreme döneminde olan kaplumbağaların gürültüden dolayı bölgeden uzaklaşmak zorunda kalacaktır. Faaliyet hazırlık aşamasında ve sonrasında yapılacak işlemler sonucu; özellikle katı, sıvı ve gaz atık oluşumu görülecektir. Bu atıkların bertarafı için Tersanelerde yeterli önlemler alınamamaktadır. Atmosferik emisyonlarla gazların ve partiküllerin gerek deltaya gerekse denize yayılması ile her iki ortamda olumsuzluk yaratılacaktır. Raspa işlemleri, boyama, metal işlemleri vb. önemli kirletici prosesler doğada toprakta, suda ve canlı bünyesinde taşınım prosesleri sonucu toksisite düzeyine kadar ulaşabilecek etki yaratacaktır. Bu faaliyetlerin yanı sıra gemi trafiği artışıyla, gemilerin su kesimi yüzeyleriyle taşınacak, egzotik türler, sintine ve balast suları, yakıt ve yağlardan oluşacak ve çeşitli yollarla yayılacak kontrolsüz kirlilikler deniz suyunu doğrudan Göksu deltasını dolaylı olarak olumsuz etkileyecektir. Bakım-onarım tersanelerinde sıkça kullanılan gemilerin raspası işlemleri Türkiye’de ucuz olduğu için gırid tozu (Dünyada çoğu yerde özellikler AB ülkelerinde yasaklanmıştır) ile yapılır. AB tarafından yasaklanmasını sebebi ise Gırid tozunun raspa sırasında yüksek basınçlı hava ile gemi sacına püskürtülmesi sonucu mercimek büyüklüğünden kum tanelerine dönüşmesi ve bu toz bulutunun rüzgârla taşınıyor olması yanında insanların akciğerlerine yerleşmesi ve birikmesi sonucu 5–10 yıl içinde akciğer kanserine yol açıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Gemi ve yat üretimi ve bakımı aşamasında kullanılan Boya işlemi, Olan yassı çelik, kaynak teli, kaynak tozu, çeşitli boya ve çözücüler, grit, oksijen ve LPG, ahşap, kontraplak, deniz tutkalı, epoksi ve polyester reçineler, taş yünü, cam elyafı, gelkot, aseton vb. ham ve yardımcı maddelerin kullanımı sonucunda çevre çok kirlenmekte ve insan sağlığı çok olumsuz etkilenmektedir. Türkiye’deki tersanelerde AB ülkelerinde sökümü riskli olan gemilerin de sökümü yapılmaktadır. Tuzla Tersanesinde yapılan bilimsel ölçümler tersanenin denizi çok ciddi kirlettiği ortaya çıkmıştır. dolayısıyla Taşucunda kurulumu planlanan tersane de işletme aşamasında denizi ve tarım alanlarını çok kirletecektir, Tersaneden Göksu deltası çok olumsuz etkilenecektir.”
BALIK ÇİFTLİKLERİNE İZİN VERİLMESİN
Panele katılan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Umur Gürsoy Balık Çiftliklerinin kurulum standardı, Dünya Standartlarının çok altında olduğunu hatırlatarak, “Balık çiftliklerinde yem ve çeşitli kimyasalların yanı sıra, balıkların verimini artırıcı ve hastalıklara karşı da antibiyotikler kullanılmaktadır. Balık çiftliklerinde kullanılan yemler, antibiyotikler ve diğer kimyasallar ile birlikte balıkların dışkıları denizin dibinde birikerek zamanla denizin dibindeki bitki örtüsünü ve denizdeki oksijeni yok etmektedir. Bu durum denizdeki diğer canlıların bölgedeki varlığını tehdit etmektedir. Deniz yatağında biriken bu yoğun kirlilik denizin ekosistemini ve doğal hayatını zamanla yok etmektedir. Balıklar tarafından yemlerle alınan azot miktarı yaklaşık % 20-30 oranında olmaktadır, geri kalan % 70-80 ise suya geri atılmaktadır. Fosfor, azot, organik maddeler ve sudaki asılı katı maddeler balık çiftliklerinde kirliliğe yol açan ana etmenlerdendir. Çiftlik deniz tabanına metrekareye 6 kilo kirlilik yağdırmaktadır. Balık Çiftliğinde kullanılan Yemin yüzde 45’i balık unu, yüzde 10’u balık yağı. Kalan kısmı soya, mısır ve vitamin. Yemin ham maddesinin yüzde 80’i yerli, yüzde 20’si ithal. 1Kg Çiftlik Levrek Balığı için 1.8 Kg deniz balığı,1Kg Çiftlik Çipura Balığı İçin 1.6 Kg deniz balığı kullanılmaktadır. Balık yeminde deniz balığının kullanılması zamanla denizde yetişen deniz balığının tükenmesine neden olmaktadır. Antibiyotikler yem ile birlikte verildiğinde %20-30’u balık vücudunda tutulmakta %70-80’i ise çevreye geçmektedir. Deniz ve tatlı sulardaki ağ kafes yetiştiriciliği özellikle turistik bölgelerde önemli ölçüde görsel kirliliğe neden olmaktadır. Balık çiftliklerine karşı gelinmelidir, Çünkü balık çiftliklerinden yetişen balıklardan canlıların aldığı aşırı antibiyotikten kaynaklı antibiyotiklere karşı direnç kazanmakta.” YENİ ÇİZGİ
Yerel


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.