OHAL ile hukuksuzluklar daha da arttı
Yayınlanma:
Güncelleme:
OHAL ile hukuksuzluklar daha da arttı
GAZİANTEP- HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul demokrasi ve özgürlüklerin olmadığı ülkelerde, darbelerin kaçınılmaz olduğunu belirterek, 15 Temmuz darbe girişiminin tasvip edilir yanı olmadığını, yapanları da kınadıklarını ve asker, sivil tüm darbelere karşı olduklarını ifade etti. Milletvekili Toğrul, darbe sonrasında askerlere yönelik linç girişimi vs. olumsuzluklarında kabul edilir olmadığını kaydetti.
HDP Milletvekili Mahmut Toğrul, Yeni Çizgi Gazetesini ziyaret etti. Gazetemize yayın hayatında başarılar dileyen Toğrul, tarafsız ve özgür basın, demokrasi ve özgürlüklerin yerleşmesi ve gelişmesi açısından önemi büyük olduğuna vurgu yaparken, gazetemiz yazı işleri müdürü Bekir Şahin’in sorunlarını yanıtladı. Milletvekili Toğrul, darbe girişiminden, OHAL yasasına ve tutuklamalara, göz altılara, açığa alma ve meslekten ihraçlara kadar pek çok konuda sorularımıza yanıt verdi.
Darbeyi nasıl yorumladınız?
Darbenin erken öğrenilmesi büyük bir faciayı önlemiş oldu. Meclisi bombalamanın, insanları öldürmenin haklı bir nedeni olamaz. Biz her şeyden önce askeri veya sivil her tür darbeye karşıyız. Darbeler, demokrasinin ve özgürlüklerin yok edildiği, kısıtlandığı hiçe sayıldığı, gelişmediği ülkelerde her zaman olma ihtimali yüksektir. Fakat bize göre, asıl darbe 7 Haziran’da millet iradesine, ifade özgürlüğüne darbe vurulmuştur.
Kürdistan da insanları yakıp yıkan bir zihniyet, ve oralardaki olaylar darbe ortamına zemin oluşturdu. Şuan bile darbe süreci yaşanmakta insanlar sorgusuz, sualsiz gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, işten atılıyor. Hukuk yok ediliyor. OHAL ile hukuksuzluk daha da arttı. Aslında darbe sürecinin panzehiri demokratik talepleri kısıtlamak değil, önünü açmaktır.
OHAL Kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
OHAL ile hükümetin antidemokratik uygulamaları daha da artacak ve hız kazanacaktır. Keyfi aramalar, gözaltılar tutuklamalar, çok sık şekilde yaşanacak. Demokrasi ve özgürlükler adeta rafa kaldırılacak. HDP olarak OHAL’i doğu ve güneydoğuda özellikle 7 Haziran’dan buyana sürekli yaşıyoruz. OHAL valiye yetki veriyor. Vali sorgusuz sualsiz kamu grevlilerini, görevden alıp yerine atama yapabiliyor. Yeni bir kararname ile belediye başkanlarını da görevden alıp, yerine atama yapabilecek yetki veriliyor. Meclisin onayı alınmıyor. OHAL döneminde Türkiye’nin taahhütte bulunduğu, uymaya söz verdiği AİHM sözleşmesi de askıya alındı. Bu süreçte gözaltının sınırı yoktur. Suçlu suçsuz insanlar gözaltına alınıp tutuklanıyor. Demokrasilerde hukukun üstün olduğu ülkelerde bunlar olmaz.
Dokunulmazlıkların kaldırılması OHAL surecinde nasıl işler ve nasıl bir gelişme bekliyorsunuz?
Zaten fiili anlamda bir olağanüstü koşullarda siyaset yapıyorduk. HDP milletvekilleri olarak biz çok rahat değiliz. Örneğin Gaziantep Valisi’ni 1 Mayıs’taki patlamadan 20 dakika sonra arayıp geçmiş olsun mesajımızı iletecektim görüşme talep ettim, ama cevap alamadım. Başka bir partinin milletvekili valiyi arayıp cevap alamayınca başına ne geleceğini onlar daha iyi bilir. Onun için biz OHAL’i zaten yaşayan vekilleriz. Dokunulmaz vekiller değiliz. Açıklanan OHAL bizim açımızda bir değişiklik yaratmaz. Mahkemeye zorla getirme olmadı bundan sonrada olacağını tahmin etmiyorum. Fakat çağrılar oldu.
Darbe girişimi sonrasındaki demokrasi nöbetleri için ne söyleyeceksiniz?
Halkın sokaklara inmesi aslında demokrasi açısında güzel bir şey. Fakat önemli olan halkın yaşam koşullarını özgürleştirmek. AKP, demokrasi nöbeti adı altında, kendi diktasında halkı toplamakta. Bunlarınki demokrasi değil, halkı manüple etmektir. Muhalefet sokağa çıkamıyor, çıktığında bombaların hedefi oluyor ve bu tür olaylara göz yumuluyor. Silahlı gençler sokaklarda geziyor, kornalar çalınıyor. Meydanlara toplanılsın tepkiler gösterilsin, fakat emniyet ve valilik bu kalabalığı kontrol etmek zorundadır. Bir grubu bastırmanın adı demokrasi olamaz.
Demokrasilerde çoğunluğun hakları zaten var önemli olan azınlığın haklarını korumak ve kollamaktır, onların haklarını yok saymak demokrasi olmaz. Örneğin Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilmesi, Kiliseleri kapatmak, Cem Evlerini kapatmak kabul edilir bir durum değil. Demokrasi çoğunluk değildir. Demokrasi azınlıkların kendini ifade etmesidir.
HDP halkı sokağa çağırdığında iktidarın tepkisiyle karşılaşmıştı?
Evet, biz halkı sokağa çağırdığımızda terörizm oluyordu. Örneğin IŞİD Kobeni’yi bombalıyor sokaklara çıkın bu duruma karşı tepkinizi gösterin dedik. Siz terörist misinizde halkı sokaklara çağırıyorsunuz dediler. Sokakta yürümek, meydanlarda toplanmak demokrasinin gereğidir. Bunda biz rahatsızlık duymadık ve duymuyoruz da.
AKP bu süreçte CHP ve MHP ye yaklaşırken, HDP ye halen mesafeli izlenen politikayı nasıl yorumluyorsunuz?
Aslında biz darbelere karşı olan bir partiyiz. Seçim sürecinde seni başkan yaptırmayacağız dedik, bu söylemden dolayı kuyruk acısı olsa gerek, bundan dolayı partimizi çağırmadı. Kürt sorunu için halen demokratik ortamda, tartışma koşulu oluşturamıyoruz. Ayrıca AKP halen Suriye konusunda da net değil.
Ufukta bir erken seçim görüyor musunuz, HDP’nin oylarında düşüş var mı?
Hükümetin 2016 yılı için erken seçim kararı alma ihtimalini görmüyorum. Ve şuan bir erken seçim koşulu gözükmüyor. Ama başkanlıkla ilgili bir hazırlık var. Halk bunun için sokağa dökülüyor. HDP’nin oylarında bir düşme görmüyorum. Partimiz halen yüzde 11 oy oranını koruyor. 15 Temmuz’dan sonra anketlerde farklı sonuçlar çıkabilir. Merkez sağın büyük bir kısmı Tayyip Erdoğan etrafında, Kürtler ise daha çok HDP etrafından toparlanır diye düşünüyorum.
Hükümetin silahlanmanın önünü açmaya yönelik girişimine nasıl buluyorsunuz?
Herkes silahlanırsa o zaman devlet olmaktan çıkar, kaosa döner, iç çatışmanın önünü açar. Silahlanmanın söylenmesi bile tehlikedir. Kabul edilir yanı yoktur. Buna karşı halk STK vb. yerlerde örgütlenmeli. Barış, özgürlük ve demokrasi en iyi ilaçtır.
İdam cezasının yeniden gündeme gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz, darbe girişiminden sonra yargının işleyişinde bir sıkıntı var mı?
Abestle iştigaldir. İdam cezası gelse bile hukuk geriye dönük işlemez. Onun için ne Öcalan ile nede 15 Temmuz darbesine kalkışanlara yönelik uygulanmaz. Fakat böyle bir söylem ile toplum maniple ediliyor. Cemaat veya bir başkası hukuk içinde kalarak yargılanmalı. Hukuk herkese lazım, onun için bağımsız ve tarafsız yargılama olmalı.
Öcalan için oturma eylemleri başlatıldı neden ve niçin?
5 Haziran’dan buyana Öcalan’dan haber alınamıyor. Böyle olunca Kürt halkı Öcalan’ın yaşamında endişe ve kaygı duymakta. Çünkü Kürtler Öcalan’ı bir önder olarak görüyor. Bu nedenle bir süredir Öcalan’da haber alınamadığından sıkıntı oluştu. İmralı’ya bir heyet gönderip durumu öğrenilse, toplum rahatlatılsa ne sakınca olacak. Yarın bir sorun, sıkıntı yaşanırsa bunun sorumluluğunu kim alacak.
Yerel


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.