Milli değerler şemsiyesi altında ifade özgürlüğü daralıyor...

Milli değerler şemsiyesi altında ifade özgürlüğü daralıyor...
.

Necdet İpekyüz'den RTÜK 2025 Yaptırım Panoraması

Mehmet Şafak Sarı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi Necdet İpekyüz, 2025 yılı yaptırımlarını mercek altına aldı. İpekyüz, “milli ve manevi değerler” ile “ailenin korunması” gibi muğlak kavramların, eleştirel yayıncılığı susturmak için ‘konforlu bir sığınağa’ dönüştüğünü vurguladı.

RTÜK Üyesi Dr. Necdet İpekyüz, T24 için kaleme aldığı “Geniş bir şemsiye altında daralan alan“başlıklı yazısında, Türkiye’deki yayıncılık denetiminin röntgenini çekti. İpekyüz, 2025 yılında verilen cezaların büyük bir bölümünün, yasaların yoruma açık maddelerine dayandırıldığına dikkat çekerek, bu durumun toplumsal çoğulculuğu tehdit ettiği uyarısında bulundu.

Cezaların Yüzde 87’si iktidarı eleştren kanalları, 37,5’i “Muğlak” Maddelerden

İpekyüz’ün açıkladığı verilerde eleştirel yayıncılık yapan TV kanalları olan HALK TV, SÖZCÜ TV, TELE1, NOW ve FLASH HABER TV’ye iktidara yakın TV kanallarına göre 7 kat fazla yaptırıma uğradığığı görülüyor. TV’lere uygulanan toplam yaptırımların %87’si, eleştirel yayıncılıklarıyla bilinen sadece bu 5 kanal üzerinde yoğunlaşmış. 2025 yılında medya kuruluşlarına verilen cezaların odak noktasında 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesi yer aldı. Özellikle “insan onuru” ve “genel ahlak” kavramlarını içeren maddelerin kullanım sıklığı dikkat çekti:

Bu iki maddeye dayanan cezalar, 2025’teki toplam yaptırımların yüzde 37,5’ini oluşturdu. İpekyüz, kağıt üzerinde “koruyucu” görünen bu maddelerin, uygulamada eleştirel sesleri kısmak için kullanılan bir “sansür aracına” dönüştüğünü belirtti.

“Tek tip makbul aile anlayışı dayatılıyor”

Yazısında Türkiye’nin çok katmanlı yapısına vurgu yapan İpekyüz, “milli değerler” ve “aile” kavramlarının tek bir kalıba sokulmasını eleştirdi. İpekyüz, “Günümüz Türkiye’sinde hangi aile modelinden söz edilmektedir? Tek tip bir ‘makbul aile’ anlayışı üzerinden yayıncılığı denetlemek, kaçınılmaz olarak dışlayıcı bir etki yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.

Gündüz kuşağına “Kör”, eleştirel yayına “Şahin”

RTÜK Üyesi, kurulun denetim pratiğindeki çifte standarda da dikkat çekti. Eleştirel haber programlarına “milli değerler” üzerinden ceza yağarken, gündüz kuşağı programlarındaki ihlallerin görmezden gelindiğini savundu.

İpekyüz, “Kadınların mahremiyetini zedeleyen, şiddeti sıradanlaştıran içerikler büyük ölçüde görmezden geliniyor. Oysa yasa, kadını istismar eden programları açıkça yasaklıyor” diyerek, 8/1-f bendinin bir “kaçış sığınağı” olarak kullanıldığını öne sürdü.

2026 İçin kritik sorular

Yazısının sonunda hem RTÜK’e hem de medya dünyasına seslenen İpekyüz, 2026’ya girerken şu soruların sorulmesi gerektiğini belirtti:

“Toplumu korurken, çoğulculuğu daraltıyor muyuz? Ahlakı savunurken, insan onurunu zedeliyor muyuz? Aileyi koruma iddiasıyla, hayatın çeşitliliğini görmezden mi geliyoruz?”

İpekyüz, bu sorularla yüzleşmenin bir zayıflık değil, demokratik olgunluğun bir göstergesi olduğunun altını çizdi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.