Hüseyin BAL
İş ve siyaset arenasında iyi insan olabilmek…
Hüseyin BAL
Mali Uzman / Finans Danışmanı
Geçenlerde bir iş ilanı görmüştüm, şöyle yazıyordu; “Bizimle çalışmak isteyen iyi insanlar arıyoruz” Bu ilan beni çok etkiledi, aslında yıllardır kendimce dile getirdiğim ve meslektaşlarıma ve üst yöneticilerime dikkate almadıkları için kızdığım bir konuydu. Benim istediğim, hayal ettiğim bir konuyu nihayet bir şirket iş ilanında dile getirmişti. Bu ilan, bana haklı olmanın verdiği bir gururu yaşattı fazlası ile.
“Bizimle çalışacak iyi insanlar arıyoruz”
İyi olmak aslında bir meziyet ve ayrıcalık değildir, iyi olmak insan olmanın bir gereğidir. Hangi alanda olursa olsun, ister özel yaşamınızda kurduğunuz ilişkilerde, ister iş yaşamında birlikte çalışacağınız ekip arkadaşlarınızda, ister siyasi arenada sizin düşüncenizde veya farklı düşüncelerde olan insanlarda olması gereken ilk kriterdir iyi insan olmak. Ondan sonra kişinin; yetkinliğine, performansına, deneyimlerine, uyumuna vs vs bakarsınız. Ama birlikte çalışacağınız bir kişi ne kadar başarılı olursa olsun, ne kadar iyi satış yaparsa yapsın, ne kadar ilişkilerinde cevval olursa olsun, eğer o kişinin özünde iyilik yoksa hepsi boştur.
İş yaşamındaki her başarıya bir sıfır ekleyin, iyi bir insansa başına bir koyun, değilse o sıfırların hiçbir önemi kalmayacaktır.
Uzun yıllar çalıştığım bankacılık sektöründe bu durumla o kadar çok karşılaştım ki, yaşadığım örnekler bu satırlara sığmayacak kadar çoktur. Ancak şunu belirtebilirim ki; genel olarak banka yöneticileri dışarıdan bir personel alacaklarsa öncelikle onun iş başarısına bakarlar, mevcut personellerini terfi ettirirken de öncelik, iş başarısı, satış ve pazarlama kabiliyetine bakılır. Terfi ettirilmiş bir personelin performans değerlendirmesinde de aynı şekilde rakamlara bakarlar. Bunun içindir ki toplantılarda en çok alkışlanan kişiler arasında çıkmıştır yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılık. Banka yaşamımda alkışladığımız birçok arkadaşımızın kısa süre sonra işten çıkartıldığını çok yaşadım.
Performansa dayalı çalışma sistemlerinde tabi ki iş başarası çok çok önemlidir, bunu yadsımıyorum, tabi ki iyi olmak iş yaşamında yeterli değildir, tabi ki iyi bir insanla da çok başarısız olduğu için yollarınızı ayırabilirsiniz. Ancak anlatmak istediğim; hangi alanda olursa olsun bakılması gereken ilk kriter iyi insan olmaktır.
Bu durum her alanda olduğu gibi siyaset yaşamında da çok çok önemlidir. Ön seçim yapmayan partiler (hemen hemen hepsi) genel merkezde oluşturulan bir ekip tarafından, çoğu zamanda genel başkan kararı ile milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi üst düzey görevler için adayları belirlerler.
Seçimlerde genellikle, kişinin o şehirdeki gücü, (özellikle de maddi gücü) tanınırlığı, çevresi ve siyasi tecrübesi ön plana çıkar, seçilme kriterlerinde.
Maalesef ki bu kişinin siyasi duruşu, kişiliği, iyi bir insan olup olmamasına çok bakılmaz. İlk amaç o pozisyon için seçimi kazanmaktır her zaman. Bu kişi en zor durumda bile partisinin ve inandığı siyasi düşüncelerin arkasında durur mu, bu kişi kendi çıkarlarına ters gelse bile doğrunun yanında yer alır mı, bu kişinin angajmanları olmayacak kadar geçmişi temiz mi, bu kişi çıkar için partisini ve siyasi düşüncelerini satar mı? vs vs bunlara bakılmaz, genel olarak. Bunun içindir ki, çıkar için partisine ve seçmenine ihanet eden siyasetçileri görüyoruz bolca ve onlara çok kızıyoruz, nasıl bir insan oy aldığı kitleye ihanet edebilir diye. Bazı siyasetçilere bakıp utanıyoruz insanlığımızdan. Bazı siyasetçilere bakıp, “Bu kişi konuşmasını bile bilmiyor, böyle birisini siyasi parti nasıl aday gösterilebiliyor” diye veryansın ediyoruz.
Oysa biliyoruz ki, böyle kişiler aday yapılırken maalesef onların kişiliklerine bakılmıyor. İyi bir siyaset , temiz bir toplum için siyasi partiler aday ararken, “Partimizde görev alacak iyi insanlar arıyoruz” şiarı ile hareket etmelidir.
Dünyayı iyilik kurtaracak, deyip sözlerimi tamamlıyorum. www.yenicizgihaber.com

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.