Kazım Aldoğan
Siyasi etik mi dediniz?
MÖ.V.yüzyılda Yunan site anlayışının akıl ve doğa kanunları üzerinden yeşerdiği çağda, Yunanlılar politikaya yeni bir tanımlama getirmişlerdi. Platon imzalı bu düşünceye göre, politika, insanların yaşadığı topluma yön verme, rızalarına dayanarak insanları yönetme sanatıdır. Bu sanatın icra edilmesi için halkın katılımı gerekir. Bunu da demokrasi olarak adlandırmışlardı.
Gerçekten de tarihin bütün medeniyetler üzerinden taşıyarak günümüze getirdiği bu demokrasi tezinin üstüne bir tez yazılmadı. Ancak Yunan felsefesi bununla da yetinmedi.
Yunan felsefesi ilk kez kerameti ve ilahi anlayışı dışarıda bırakarak insanın geleceğini düşünce ve aklın serüvenine bıraktı. Bugünkü Avrupa düşüncesinin epistemolojisi bu tarihsel gerçeğe dayanmaktadır. İlk devlet burada doğdu.
Şu gerçeği unutmak olmaz, bilindiği gibi tarih doğudan yani Sümerlerden başlar ancak aklın öncülük ettiği kurumsal devlet, dediğimiz gibi Platon’un O muhteşem eserinde bize sunduğu şekliyle tanımlandı.
Roma medeniyetinin kuruluş harcında hiç şüphe yok ki Yunan devlet anlayışı vardır. Roma tarihin ilk cumhuriyet fikrini de bu devlet paradigması üzerinden inşa eder. Yani Yunan sitesi ile Roma imparatorluğu, politik düşüncenin ve politik fikirlerin doğduğu yerde birbirini tamamlamaktadır diyebiliriz. Şu konuda dünya hemfikirdir, Yunan ve Roma bugün sahip olduğumuz uygarlıkların laboratuvarı olmuştur.
Helenistik düşüncenin Roma’ya aktarımının ardında, devletin kuruluşunu tamamlayan hukuk ve cumhuriyet kavramları ortaya çıkar.
Roma hukuk alanında kurucu nitelikte bir eser yaratmıştır. Birer hukukçu olan Romalılar, Batı dünyası için bizlere önemli bir miras bırakmışlardır. Justinianus Kanunları oluşturan Roma'nın bu mirası sonuç itibarıyla Fransız Devrimini de yaratan Aydınlanmanın kurucu iradesidir.
Bütün bu düşünce evrimi içinde şekillenen temel devlet anlayışının dayandığı ve sacın üçayağını oluşturan bilgi, etik ve hukuk olmadan hiç bir devlet ve toplumun ayakta kalamayacağı, tarihin bize öğrettiği bir gerçektir.
Yazımızın başına dönersek Yunan felsefesinden aldığımız bu hayati üç referans aslında birisi olmadan diğerinin de bir anlamının olmadığı kavramlardır. Yani önce bilgin olacak, çağdaş bir öğretim ve, ahlak.
Sözünü ettiğimiz bu kavramların hayat bulduğu toplumun dokusunda çıkacak hukuk, tabi ki evrensel ve çağdaş normlara sahip olacaktır.
Bu evrensel normlar içinde daha önce de değindiğimiz gibi, belki de şu günlerde hem çok tartışılan hem de yangında ilk kurtarılacak değer olan ‘’etik’’, siyasette en önemli kurtarıcı güç iken, şimdi bitpazarında ilgi bekliyor.
Demokratik devlet sistemlerinin istikrarlı sürdürülebilirliği, bilgi ve evrensel hukukun varlığı yanında, aynı zamanda tamamlayıcı unsur olan siyasi etik ile mümkündür.
Evrensel hukukun toplumsal bünyede kalıcı olması yurttaşlık ahlakının olmasına bağlıdır.
Fransız Aydınlanmasının önemli filozofu Bertrand Russsell’in ‘Etik, Toplum ve Siyaset’’ eserinde belirttiği gibi, ’yurttaşlık ahlakı olmadan toplumlar yok olur; kişisel ahlak yoksa hayatta kalmalarının bir değeri de olmayacaktır. Bu sebeple yurttaşlık ahlakı ve kişisel ahlak iyi bir dünya için eşit derecede gerekli şeylerdir. www.yenicizgihaber.com
Adorno’nun Kültür Endüstrisi Kuramı Üzerine
16 Mayıs 2024 Perşembe 00:37Gelecek İçin Şimdi’nin Önemi
25 Mart 2024 Pazartesi 11:00Üst ve Alt Kültür Kavramları
22 Mart 2024 Cuma 22:55Diyalojik Demokrasi ve Şiddetsizliğin Gücü
21 Mart 2024 Perşembe 12:51Modern Ulus Süreci Yarım Kaldı
26 Şubat 2024 Pazartesi 23:50Saray Yine Montaj Siyasetine Dönecek
22 Şubat 2024 Perşembe 11:42Erdoğan’ın Merkez Sağ’ı Parçalama Projesi Gerçekleşiyor
03 Şubat 2024 Cumartesi 14:08İktidarın Kendi Hakikatini Üretme Aracı Dildir
09 Ocak 2024 Salı 07:23Kent Kültürü ve Popüler Kültür Tuzağı
25 Aralık 2023 Pazartesi 08:30Uluslaşma Sürecinde Edebiyatın Rolü
22 Kasım 2023 Çarşamba 12:14

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.