Kazım Aldoğan
Tünelden Önce ...
TÜNELDEN ÖNCE…
KAZIM ALDOĞAN
Çağdaş toplumların ortak özelliği farklı etnik, dini ve çok kültürlü olmalarıdır.
Aslında ilkel toplumlarda bile çok kültürlülük özelliği bulmak mümkün. Doğa ile mücadelede üstün gelme çabası ve gayreti, bu birlikteliği modern öncesi toplumlarda, bir bakıma zorunlu kılıyordu. Göç olgusu da çok kültürlülüğe neden olan en önemli etkenlerden birisiydi. Antik Yunan’ın site demokrasilerinde bunun temelleri ilk kez, sistematik ve bir otoritenin yönetimi altında zaten atılmıştı.
Modernizm ve Aydınlanma sonrası çok kültürlü toplumlarda durum elbette faklıdır. İkinci dünya savaşından sonra, ulusal devletler, zorunlu olarak etnik ve tek kültürlülük üzerine inşa edildi. Bu ulus devletlerinde azınlık toplulukları, haklı olarak, kendilerine ayrımcılık yapılmamasını, eşit fırsat tanınmasını talep ediyorlar. Azınlıklar, ulus-devlet inşası veya hegemonik bir ideoloji adına uzun süredir inkâr edilen kolektif kimliklerini ifade etmek ve yeni kazandıkları özgürlükleri kıskançlıkları korumak ve uygulamak istiyorlar.(F.Berktay)
Ernest Renan’ın çok doğru tanımlamasıyla ‘’zıtların uyumu’ ulus devletlerinin tarihsel olarak en çok uğraştığı konuydu. Renan Ulus Nedir adlı o ünlü yapıtında şu notu düşer; ’’Şu dünyada hiçbir şey zıttı dışındakilere egemen olmamalıdır, hiçbir güç diğerlerini ortadan kaldıramamalıdır. İnsanlığın uyumu ve en uyumsuz notaların özgürce yayılmasından doğmuştur’’
Demokratik ulus standardı da bir anlamda ‘’zıtların uyumu’’ sorununu çözen toplumlarda aranan temel bir durumdu.
Türkiye yüz yıllık ulus inşa sürecinde maalesef sözünü ettiğimiz ‘’demokratik ulus’’ standardına ulaşamadı. Ekolojik ve jeopolitik konumun verdiği avantajı refaha dönüştüremedi.
Bu tarihsel realitenin birçok nedeni var ve elbette buradaki yazımızın konusu değildir, ancak Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girdiğimiz şu günlerde, alışagelmiş deyim ile ‘’tünele girmeden önce’’ son yol ayrımına gireceğimiz süreye bir hafta kaldı.
Şimdi önümüzde iki yol var, ya bu toprakların kaderi olan çok kültürlülüğü yaşatacak koşulları ve demokratik bir ulusu hep beraber oluşturacağız, ya da anti demokratik, totaliter ve kişiye özel tasarlanmış bir rejimin devam etmesi için, politik ve ideolojik saplantılarımızla buna neden olacağız.
Bu Pazar iki tercihimiz olmayacak, tek tercihimiz var, bu ülkeyi bu kaos ve belirsizlikte kurtarmak için AKP ve O’nun uluslararası destekçilerini sandık marifetiyle göndermek.
15 Mayıs’ta yeni bir Türkiye’de uyanmak dileğiyle… www.yenicizgihaber.com
Adorno’nun Kültür Endüstrisi Kuramı Üzerine
16 Mayıs 2024 Perşembe 00:37Gelecek İçin Şimdi’nin Önemi
25 Mart 2024 Pazartesi 11:00Üst ve Alt Kültür Kavramları
22 Mart 2024 Cuma 22:55Diyalojik Demokrasi ve Şiddetsizliğin Gücü
21 Mart 2024 Perşembe 12:51Modern Ulus Süreci Yarım Kaldı
26 Şubat 2024 Pazartesi 23:50Saray Yine Montaj Siyasetine Dönecek
22 Şubat 2024 Perşembe 11:42Erdoğan’ın Merkez Sağ’ı Parçalama Projesi Gerçekleşiyor
03 Şubat 2024 Cumartesi 14:08İktidarın Kendi Hakikatini Üretme Aracı Dildir
09 Ocak 2024 Salı 07:23Kent Kültürü ve Popüler Kültür Tuzağı
25 Aralık 2023 Pazartesi 08:30Uluslaşma Sürecinde Edebiyatın Rolü
22 Kasım 2023 Çarşamba 12:14

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.