İbrahim Yıldız
Zamanın Çocukları
Yıldızların altında ve ışıkların altında büyüyenler
Sevgili okurlarım,
İbn Haldun 600 yıl önce Mukaddime adlı eserinde çok önemli bir cümle kuruyor. Diyor ki, "insanlar babalarından çok zamanlarının çocuklarıdır." Bu sosyolojide kuşak teorisi olarak bilinir. Alman sosyolog Karl Mannheim da aynı şeyi söyler. "Çocuk babasına değil çağına benzer."
Ben bugün Türkiye'yi bu gözle ikiye ayırmak istiyorum. Bir yanda yıldızların altında büyüyenler var. Bir yanda ışıkların altında büyüyenler var.
Yıldızların altında büyüyenler kimdir? Köyde damda yatan, şehirde balkonda karpuz kesen, elektrik kesildiğinde gaz lambası yakan kuşaktır. Gece karanlıktı, sessizlik vardı. Mektup on beş günde gelir, fotoğraf bir haftada tab edilirdi. Sabır bir erdem değil, mecburiyetti. Komşuluk, akrabalık, hatır gönül esastı. Tek başına ayakta duramazdın.
Işıkların altında büyüyenler kimdir? Onlar hiç tam karanlık görmedi. Tepelerinde hep bir ışık var. AVM ışığı, plaza ışığı, bilgisayar ışığı, telefonun mavi ışığı. Onların gecesi hiç bitmiyor. Her şey anında oluyor. Bilgi anında, alışveriş anında, kavga ve barışma anında. Beklemeyi bilmiyorlar. Çünkü zamanları onlara beklemeyi öğretmedi.
Araştırdım. TÜİK verilerine göre kırk yıl önce nüfusun yüzde yetmişi köyde yaşıyordu. Bugün yüzde doksanı şehirde. Yani bir kuşak tarlada, damda büyüdü, diğer kuşak apartmanda, ekranda büyüdü. Aynı dili konuşuyoruz ama aynı dünyayı yaşamıyoruz. Bu yüzden birbirimizi suçlamadan önce hangi zamanın çocuğu olduğuna bakmak lazım.
Şimdi bu iki kuşak aynı evde, aynı sokakta, aynı ülkede yaşıyor. Ve birbirini anlamıyor. Bu anlaşmazlığı üç alanda görelim.
Birincisi sosyal yaşam. Yıldızların altında büyüyenler için toplum önemlidir. Elalem ne der sorusu önemlidir. Aile büyükleri, mahalle baskısı, ayıp kavramı belirleyicidir. Işıkların altında büyüyenler için ise birey önemlidir. Ben ne istiyorum sorusu önemlidir. Mahremiyet, kişisel alan, özgürlük istiyor. Biri dayanışmayı, diğeri özgürlüğü savunuyor. İkisi de haklı, çünkü ikisi de zamanının çocuğu.
İkincisi siyaset. Bakınız burası çok önemlidir. Yıldızların altında büyüyen siyasetçi hala kalabalık meydanlara, hamaset dolu sloganlara, afişe güveniyor. Oysa ışıkların altında büyüyen genç mitinge gitmiyor. O telefonunun ışığında siyasetçinin geçmişini, mal varlığını, yalanını bir dakikada öğreniyor. Ona bağırarak, korkutarak, geçmişin kavgalarını anlatarak ulaşamazsınız. O şeffaflık istiyor, hesap sorulabilirlik istiyor, liyakat istiyor. Eski dil yeni kulağa yabancı geliyor.
Üçüncüsü iş hayatı. Yıldız kuşağı için iş ekmek kapısıdır. Amir haksız da olsa susulur. Otuz yıl aynı kurumda çalışmak şereftir. Sigorta, kıdem, emeklilik kutsaldır. Işık kuşağı için iş kimlik meselesidir. Sadece para için çalışmak istemiyor. Anlam arıyor, esneklik arıyor, değer görmek istiyor. Gece üçe kadar çalışır ama sabah dokuzda mesaiye gel diye dayatırsan gelmez. Bu tembellik değildir sevgili okurlarım. Bu yeni zamanın çalışma ahlakıdır.
Peki ne yapacağız? Kavga mı edeceğiz? Birbirimizi mi küçümseyeceğiz? Babalar çocuklarına siz nankörsünüz diyecek, çocuklar babalarına siz geri kaldınız diyecek. Bu ülkeye bir şey kazandırmaz.
Atatürk boşuna muasır medeniyet demedi. Muasır medeniyet çağı yakalamaktır. Çağı yakalamak ise zamanı anlamaktır.
Yıldızların altında büyüyenlerin tecrübesi olmadan ışıkların enerjisi savrulur gider. Işıkların altında büyüyenlerin enerjisi olmadan da yıldızların tecrübesi karanlıkta kalır, işe yaramaz.
O yüzden çağrım şudur. Birbirimizi babamıza göre değil, zamanımıza göre anlamaya çalışalım.
Emin olun bu sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın meselesi. Amerika'da da Avrupa'da da aynı kavga var. Değişen tek şey zamanın hızı. Ve zaman hiç kimseyi beklemiyor. Anlayan kazanır, anlamayan kaybeder. İşte bütün mesele bu kadar basittir.
Benden söylemesi. www.yenicizgihaber.com
Tek tip siyaset arayışı ne kadar sürdürülebilir?
24 Temmuz 2026 Cuma 10:13YENİ ANAYASA
19 Temmuz 2026 Pazar 08:02Açlık sınırının altındaki bordroluyu NATO fotoğrafı ve Trump övgüleri doyurmaz
12 Temmuz 2026 Pazar 22:23NATO artık bir ordu değil sistem bekçisi
09 Temmuz 2026 Perşembe 19:41Ankara zirvesi: Bir "Disiplin" seansı mı,
01 Temmuz 2026 Çarşamba 07:42Vitrinler parlıyor, ama yanında kimse yok
26 Haziran 2026 Cuma 07:37Babalık külliyatında görünmeyen eksenler
21 Haziran 2026 Pazar 07:38Milyonların hayatı bir optik forma mı emanet?
20 Haziran 2026 Cumartesi 11:05CHP’de irade ve tüzük çatışması
12 Haziran 2026 Cuma 23:04Mizahınız Batsın...
08 Haziran 2026 Pazartesi 00:14

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.