Mersin Nükleer santral istemiyor
Yayınlanma:
Güncelleme:
Mersin Nükleer santral istemiyor
MERSİN- YENİ ÇİZGİ; Nükleer karşıtı pek çok çevreci Akkuyu’da, santralin giriş kapısı önünde eylem yaptı. Türkiye’nin birçok yerinden gelen eylemciler ‘Nükleer Santral İstemiyoruz' pankartları taşırken, Danıştay tarafından görevlendirilen Bilirkişi Heyeti de incelemelerine başladı. Davaya müdahil olanlar alana alındığı inceleme sırasında dışarıda kalan eylemciler kapıyı tekmeleyip, “Kapılar açılsın” sloganlar attılar.
Mersin'in Gülnar ilçesi Büyükeceli Mahallesi'nde yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Santrali'nin olumlu ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Raporu'nun iptali için açılan davada, Danıştay tarafından görevlendirilen 15 kişilik Bilirkişi Heyeti'nin santraldeki incelemeleri başladı. Heyetle birlikte davacı taraflar da santrale alınırken, Türkiye'nin dört bir yanından Akkuyu'ya gelen nükleer karşıtları ise kapıda eylem yapıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın olumlu ÇED Raporu'nun iptali için başta nükleer karşıtları olmak üzere bazı sivil toplum örgütleri, çevre dernekleri, siyasi partiler ve baroların açtığı davada, Danıştay'ın görevlendirdiği Bilirkişi Heyeti, davacı taraflarla birlikte nükleer santral sahasında incelemelerine başladı.
Sabah saat 10.00 sıralarında santral sahasına giren heyetin incelemeleri sürerken, aralarında CHP Mersin Milletvekilleri Aytuğ Atıcı ve Hüseyin Çamak ile Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, Mersin Nükleer Karşıtı Platform üyeleri ve çevre derneklerinin temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık bir davacı grubu da heyetle birlikte içeriye alındı.
Öte yandan, başta Mersin olmak üzere ikinci nükleer santralin kurulmasının planlandığı Sinop ile İstanbul, İzmir, Artvin gibi birçok kentten nükleer karşıtları da sabahın erken saatlerinden itibaren Akkuyu Nükleer Santrali sahasının giriş kapısı önünde toplandı. Burada kapıya ‘Nükleer Santral İstemiyoruz' pankartları asan, ellerinde dövizlerle sloganlar atan çevrecilerin bir araya giriş kapısını yumruklayarak içeriye girmek istemeleri kısa süreli bir tartışma yaşanmasına neden oldu. Tartışma araya girenlerin çevrecileri sakinleştirmesiyle sona ererken, nükleer karşıtlarının kapı önünde bekleyişleri de sürüyor.
Santral kapısının önündeki asfalta yatan bir eylemci, boynuna ‘Ölüm fermanı Akkuyu’ yazılı bir döviz astı. Bir süre yerde yatarak nükleer santrali protesto eden eylemci, “Nükleer ile ölmek istemiyorum” sloganları attı. Eylemciler adına açıklama yapan Suna Kılıççı şunları söyledi:
“Akkuyu ÇED raporunda halkın itirazları dikkate alınmamıştır ve süreç şeffaf yürütülmediği için de ÇED raporunda görev alan kurumların görüşleri halktan gizlenmiştir. Akkuyu’da sahte imza atılmıştır. Akkuyu ÇED raporunun tarıma, turizme, balıkçılığa ve insan sağlığına vereceği zararlar kesinlikle incelenmemiştir. Bütün bu olumsuzlukları içeren davamızın keşfi için gelen heyetin bilimsel davranmasını, halkın taleplerine kulak vermesini, mahkemenin ÇED raporunu iptal etmesini talep ediyoruz.”
"BİLİRKİŞİ"NİN AKKUYU’DA NÜKLEERE HAYIR DEMESİ İÇİN 10 NEDEN
Bugün Akkuyu için önemli bir gün. Daha önce iki kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan geri dönen Akkuyu Nükleer Santrali’nin ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu, binlerce itiraz dilekçesi hiçe sayılarak onaylanmıştı. Onaylanan ÇED’in iptali için birçok sivil toplum örgütü dava açtı. Şimdi de açılan dava kapsamında Akkuyu’da bilirkişi heyeti incelemelerde bulunuyor.
Bu ÇED raporuna ve projeye itiraz etmek için çok fazla neden var. Burada sadece 10 taneyle yetineceğim.
Mersin'in Gülnar ilçesi Büyükeceli Mahallesi'nde yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Santrali'nin olumlu ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Raporu'nun iptali için açılan davada, Danıştay tarafından görevlendirilen 15 kişilik Bilirkişi Heyeti'nin santraldeki incelemeleri başladı. Heyetle birlikte davacı taraflar da santrale alınırken, Türkiye'nin dört bir yanından Akkuyu'ya gelen nükleer karşıtları ise kapıda eylem yapıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın olumlu ÇED Raporu'nun iptali için başta nükleer karşıtları olmak üzere bazı sivil toplum örgütleri, çevre dernekleri, siyasi partiler ve baroların açtığı davada, Danıştay'ın görevlendirdiği Bilirkişi Heyeti, davacı taraflarla birlikte nükleer santral sahasında incelemelerine başladı.
Sabah saat 10.00 sıralarında santral sahasına giren heyetin incelemeleri sürerken, aralarında CHP Mersin Milletvekilleri Aytuğ Atıcı ve Hüseyin Çamak ile Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, Mersin Nükleer Karşıtı Platform üyeleri ve çevre derneklerinin temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık bir davacı grubu da heyetle birlikte içeriye alındı.
Öte yandan, başta Mersin olmak üzere ikinci nükleer santralin kurulmasının planlandığı Sinop ile İstanbul, İzmir, Artvin gibi birçok kentten nükleer karşıtları da sabahın erken saatlerinden itibaren Akkuyu Nükleer Santrali sahasının giriş kapısı önünde toplandı. Burada kapıya ‘Nükleer Santral İstemiyoruz' pankartları asan, ellerinde dövizlerle sloganlar atan çevrecilerin bir araya giriş kapısını yumruklayarak içeriye girmek istemeleri kısa süreli bir tartışma yaşanmasına neden oldu. Tartışma araya girenlerin çevrecileri sakinleştirmesiyle sona ererken, nükleer karşıtlarının kapı önünde bekleyişleri de sürüyor.
Santral kapısının önündeki asfalta yatan bir eylemci, boynuna ‘Ölüm fermanı Akkuyu’ yazılı bir döviz astı. Bir süre yerde yatarak nükleer santrali protesto eden eylemci, “Nükleer ile ölmek istemiyorum” sloganları attı. Eylemciler adına açıklama yapan Suna Kılıççı şunları söyledi:
“Akkuyu ÇED raporunda halkın itirazları dikkate alınmamıştır ve süreç şeffaf yürütülmediği için de ÇED raporunda görev alan kurumların görüşleri halktan gizlenmiştir. Akkuyu’da sahte imza atılmıştır. Akkuyu ÇED raporunun tarıma, turizme, balıkçılığa ve insan sağlığına vereceği zararlar kesinlikle incelenmemiştir. Bütün bu olumsuzlukları içeren davamızın keşfi için gelen heyetin bilimsel davranmasını, halkın taleplerine kulak vermesini, mahkemenin ÇED raporunu iptal etmesini talep ediyoruz.”
"BİLİRKİŞİ"NİN AKKUYU’DA NÜKLEERE HAYIR DEMESİ İÇİN 10 NEDEN
Bugün Akkuyu için önemli bir gün. Daha önce iki kez Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan geri dönen Akkuyu Nükleer Santrali’nin ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu, binlerce itiraz dilekçesi hiçe sayılarak onaylanmıştı. Onaylanan ÇED’in iptali için birçok sivil toplum örgütü dava açtı. Şimdi de açılan dava kapsamında Akkuyu’da bilirkişi heyeti incelemelerde bulunuyor.
Bu ÇED raporuna ve projeye itiraz etmek için çok fazla neden var. Burada sadece 10 taneyle yetineceğim.
- Rüzgar, hidroelektrik, jeotermal gibi yerli kaynaklardan üretilen elektriği devlet daha ucuza (örneğin rüzgar için kilovatsaat (kWs) başına 7,3 sent) alırken, verilen alım garantisi yüzünden Rus nükleer santralinden daha pahalıya elektrik (kWs başına 12,5 sent) satın alınacak.
- Türkiye 60 yıl boyunca nükleer kaza riskiyle birlikte yaşayacak. Olası bir nükleer kazada Türkiye ekonomisi çökecek (Fukuşima’nın tahmini maliyeti 250-500 milyar dolar). Rusya ise birkaç milyar dolar tazminat ödeyip ülkesine dönecek.
- Doğalgazda bağımlı olduğumuz Rusya’ya elektrikte de bağımlı olunacak.
- Akkuyu’da üretilecek elektrik miktarının büyüklüğü ve doğalgazdaki aslan payı nedeniyle Rusya Türkiye’deki elektrik fiyatının belirleyicilerinden biri olacak.
- Orta ve düşük seviyedeki nükleer atıklar Akkuyu’da depolanacak. Yüzlerce yıl radyoaktif kalacak atıklar bize bırakılacak. Rusya’nın bu konuda sınırlı bir sorumluluğu olacak.
- Nükleer yakıttan, santralin sökümüne kadar, yaklaşık 100 yıl boyunca Rusya’ya bağımlı olunacak. Rusya ile olası bir anlaşmazlıkta, doğalgaz ve nükleer yakıt açığı belirecek. Suriye krizini herhalde herkes hatırlıyordur.
- Akkuyu Nükleer Güç Santralı’na (NGS) ait Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında, sorumlu nükleer enerji mühendislerinin imzalarının taklit edildiği, raporların yatırımcı firma ve ÇED firması tarafından revize edildiği sırada hiçbir nükleer enerji mühendisi tarafından görülmediği anlaşıldı. Sahte imza skandalına rağmen, halkın güvenliğini bu kadar yakından ilgilendiren bir projenin ÇED raporu onaylanamaz.
- Elektrik talep tahminleri abartılı. TEİAŞ, 2013 tahmininde 2015 sonunda en düşük elektrik talebinin 278 milyar kWs olmasını bekliyordu. 2015 sonunda gerçekleşen ise sadece 263 milyar kWs. Bu neredeyse Akkuyu'da kurulmak istenen nükleer santralin üreteceği elektriğin yarısı kadar bir sapma demek. Abartılmış talep tahminlerine güvenerek nükleer gerekli diyenler Türkiye’yi yanıltıyor.
- Türkiye elektrik üretmek için nükleere muhtaç değil. Akkuyu’daki nükleer santral tam kapasite çalışırsa yılda 35 milyar kWs elektrik üreteceği belirtiliyor. Enerji Bakanlığı’nın da kabul ettiği güneş enerjisinden elektrik üretme potansiyeli yılda 380 milyar kWs. Bu potansiyelin 10’da birini değerlendirmek nükleer santrali gereksiz kılacak. Güneşin sürekli olmadığıyla ilgili söylenenler de genelde eski bilgilere dayanıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları çok çeşitli. Güneş yokken rüzgar, rüzgar yokken biyokütle veya jeotermal kullanılabilir. Türkiye gibi çok seçeneğe sahip bir ülkede tek sorun planlama. Örneğin, güneş varken mevcut barajlarda depolanan su akşam saatlerinde kullanılarak güneşin açığı kapatılabilir. Akşam rüzgar esiyorsa, barajlar elektrik depolama görevine devam edebilir. Barajlar uygun değilse jeotermal ve biyokütle gibi depolanabilir kaynaklar devreye girebilir. Almanya gibi elektriğinin yüzde 33’ünden fazlasını yenilenebilir kaynaklardan üreten ülkeler bu uygulamalarla elektrik kesintisi yaşamadan hayatlarını devam ettiriyorlar. Bizde olmaz demek tamamen bilgisizliğe dayanıyor. Mesele sadece güneş de değil, Türkiye’nin şu andaki şartlarda ekonomik kabul edilen rüzgar potansiyeli de yılda 150-200 milyar kWs civarında. Akkuyu’ya ve Sinop’a gerek olmadığı ortada.
- Türkiye’nin enerji verimliliği ve tasarrufu potansiyeli değerlendirilirse nükleer santrallerin üreteceğinden fazla elektrik şebekeye verilir. 9. Kalkınma Planı’ndan: “Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalara göre sanayi, binalar ve ulaştırma sektörlerinde yapılacak verimlilik uygulamalarıyla hem genel enerji hem de elektrik tüketimlerinin yüzde 20-25 oranında düşürülmesi mümkün görülmektedir. Bunun elektrikteki karşılığı bugünkü tüketime bakarsak 60 milyar kWs’in üzerindedir. Kurulmak istenen iki nükleer santralden vazgeçip, mevcut elektrik enerjisini daha iyi kullansak yine elektriksiz kalmayız.
Yerel


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.