“Özeleştiri yapmalıyız”
Yayınlanma:
Güncelleme:
“Özeleştiri yapmalıyız”
MERSİN-BEKİR ŞAHİN; Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi Başkanı Yılmaz Bozkurt, Referandum sonrasındaki sürecin iyi yönetilmediğini ancak halen zaman olduğunu belirtirken, siyasi partilerin ortak noktası demokratik laik, hukuk devletinden yana, insanları bir araya getirebileceklerine dikkat çekti. SES Mersin Şube Başkanı Bozkurt, sendikaların artık kendi özeleştirisini yaparak, yeni, etkin mücadele yöntemleri geliştirmeleri gerektiğini, Temmuz’daki KESK’in genel kurulu buna vesile olabileceğini işaret etti.
Yeni Çizgi Gazetesi’nin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan SES Mersin Şubesi Başkanı Yılmaz Bozkurt, ülkede demokrasi olmadığını, faşizmle yönetildiğini ileri sürerken siyasi partilerden, sendikalara kadar, bu duruma karşı yeni mücadele yöntemleri ve dik duruş gösterilerek, demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkılması uğruna kentleşmek gerektiğine vurgu yaptı. SES Şube Başkanı Bozkurt ile yeni çizgi gazetesi olarak yaptığımız kısa söyleşideki sorularımız, verilen yanıtlar şöyle;
Hayır, cephesi 16 Nisan’dan sonraki süreci yönetebiliyor mu?
BOZKURT; Referandum öncesi her kesimden insanlar asgari müştereklerden, bir araya gelerek güzel bir çalışma yaptı. Coşku ve heyecan doluydu. İktidarın tüm baskı ve tehditlerine engellemelerine rağmen iktidarın dayatmak istediği tek adamlığı getiren Anayasa değişikliğine karşı, toplumun yüzde 49 sandıkta Hayır dedi. Bu önemli bir rakam, ancak bu heyecan ve mücadele 16 Nisan sonrası da aynı şekilde devam etmeliydi. Fakat o heyecan, mücadele devam etmedi ve durdu. Ancak halen bu heyecanı devam ettirecek, toparlayacak, bir araya getirebilecek, hem zaman, hem mücadele ruhu var. Bunun üzerinde çalışmak gerek.
Sendikalar olarak mücadele yöntemlerinde veya halkla bütünleşmede bir eksiklik var mı, ya da daha etkin olarak ne yapıla bilinir. Veya mücadeleyi yeterli görüyor musunuz?
BOZKURT; Aslında bu iş bizim bildik sendikal anlayış ile artık yürümüyor. KESK’e bağlı sendikalar olarak bizler, bir özeleştiri ve sorgulama yapmalıyız. Örneğin ihraçlarda mücadele anlamında çok etkili ve yeterli olamadık. Üyelere sahip çıkıyoruz ama yetmiyor ki. Mücadele haftada bir basın açıklaması ile yürümüyor, yeterlide olmuyor. Son çıkan KHK ile 3251 ihracımız oldu. Bu nedenle Temmuz ayında yapılacak KESK’in genel kurulu yeni bir mücadele süreci başlatılması anlamında, kitlelerle buluşma ve bütünleşme anlamında bir fırsat olabilir. Bunun üzerinde tartışıp yeni yol haritaları mücadele yöntemleri geliştirmeliyiz. Alınan yüzde 49’luk oy aslında bu ülkede mücadelenin her şeye rağmen var olduğunu, asgari müştereklerde insanların bir araya gelebildiğinin bir göstergesi olmuştur.
Referandumdaki yüzde 49 Hayır oylarını nasıl yorumluyorsunuz, burada ne çıkarıyorsunuz ki?
BOZKURT; Her kesimden siyasi partilerin ortak noktası demokratik, laik, hukuk devleti olduğunu, bu noktada bir araya gelebildiğini gördük. Çünkü bu ülkede demokrasi içerisinde bir yaşam sorunu var. İnsanlar kaygılı ve endişeliler. İktidar kendinden olmayan herkese saldırıyor. Buna karşı ortak hareket etmek gerekiyor. Referandum sürecinde bu başarı yakalandı. O zaman hala bu ülkede insanlar birbirlerini ötekileştirmeden, ortak mücadele etme kültürüne sahip. AKP, OHAL’i kendi iktidarını sürdürmek için çok iyi kullanıyor. Ama sokakta korkuyor. Bu nedenle de sokağı iyi örgütlemek gerekiyor.
Ülkede demokrasinin varlığından söz edebiliyor musunuz?
BOZKURT; Demokrasi’nin D’ si bile kalmadı. Ülkede demokrasi olmadığını, faşizmin açık açık uygulandığını, herkes görüyor, biliyor ve yaşıyor. İnternet paylaşımından tutunda, açlık grevindeki insanların tutuklanmasına kadar haksızlık, hukuksuzluk, almış başını gidiyor. İktidar kaynaklı korku, baskı, ötekileştirme ve gözaltılar sürerken, böyle bir ortamda demokrasiden ve özgürlükten söz edilebilir mi?
Başkanlık sistemini nasıl yorumluyorsunuz?
BOZKURT; Başkanlık, faşizmin daha etkin şekilde devam etmesinin önemli bir parçasıdır. Tek adamlığa dayalı başkanlık sistemine karşı, tüm güçlerin demokratik laik hukuk devletinde, yaşam uğruna birlikte mücadele etmesi gerekiyor. Mersin Emek Ve Demokrasi Platformu buna bir örnektir. Bunun üzerinde bir çalışma yapılarak yurt geneline geliştirerek ortak mücadele ile bu faşizme dur demeliyiz. Ve aynı ortak tepkiler ile Evet’i meşrulaştırmamak için çaba göstermeliyiz. Eylemler geliştirmeliyiz, Hayır’ı meşrulaştırmalıyız. Çünkü Hayır içerisinde MHP’den, HDP’sine kadar her kesimden insanlar var.
Sn Başkan teşekkür ederiz. YENİ ÇİZGİ
Yerel


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.