Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu
Tarım ve Turizm’de Batıyoruz…
Yayınlanma:
Güncelleme:
Tarım ve Turizm yıllardan beri ülkemizin iki önemli döviz kaynağı olarak kabul edilirdi. Son otuz yıldır tarımsal ihracatımız iyice düşerken, tarımsal ürün ithalatımız giderek arttı. İlk önce Turgut Özal Şeker Pancarı taban fiyatlarını yüksek bularak, dışarıdan şeker ithal etmeye kalkmıştı. Yıllar için ülkemizde, buğday, şeker pancarı, fındık, üzüm, tütün gibi tüm tarımsal ürünlerde taban fiyat uygulaması kalktı. 1998 yılında 492.000 çiftçi Şeker pancarı tarımıyla uğraşırken bu sayı 2013’te 126 bine indi. Şeker pancarı üretim alanları azaldı. Nişasta bazlı şeker ithalatına izin verilerek, Şeker Pancarı tarımı büyük bir çıkmaz içine sokuldu. Aynı durum, buğday, pirinç, nohut, mercimek gibi ürünlerde de yaşandı. Dışarıdan tarımsal ürün ithal etmekle, sorunlar çözülmedi ülke ekonomisi daha da zor bir duruma geldi. Vatandaş için de gıda fiyatlarındaki hayat pahalılığı her geçen gün daha da artmış durumda. Kırsal bölgede yaşayanlar ekmeklerini dışarıda aramak zorunda kalınca, nüfusu hızla artan şehirler sorunlarla boğulmaya başlamış. Bu kısır döngü halen devam ediyor. Geleneksel olarak ürettiğimiz tüm tarımsal ürünlerde dışa bağımlı haldeyiz. Hangi tarımsal ürün üretiminde sıkıntı var ise, bu sorunu aşmak yerine o ürünü dışarıdan ithal ederiz sorun biter deniyor. Ve ülke tarımı daha da çıkmaza giriyor.
Ülkemizde öbür taraftan, tarımsal araziler yine son otuz yılda hızlı bir şekilde turistik otel, kıyı bölgelerine yapılan yazlık yüzünden hızla azalmaya başladı. Akdeniz bölgesinden Adana’dan Muğla’ya kadar olan bölgede dönümlerce narenciye bahçesi yapılaşmaya kurban edildi. En verimli arazilere, yılda iki ay kullanılan yazlıklar yapıldı. Vatandaşlarımız için çok ekonomik olmayan yazlıklar bir şekilde parayı betona gömmekten başak bir şey değil. Komşumuz Yunanistan’da kıyılarda yazlık yapılmasına izin verilmiyor. Halk eğer yıl boyu aynı konutta oturuyor ise konut yapım izni alıyor. Kendi elleriyle kıyılarını yok eden bir ülkeyiz. Turizmde beş yıldızlı otellere açılan kıyılarımız ile turizmden vatandaşın cebine fazla bir para girmiyor. Her şey dahil otel uygulamalarıyla yabancı turistin çok harcama yapmadan ülkesine döndüğü bir düzen var. Bu durum en çok bu otellerd,e çalışan emekçilerin çok çalışıp az kazanmasına neden oluyor. Tarihi yerlerimize ise hiç önem vermiyoruz. Yüzlerce kazı yapılması gereken bölgemiz var. Halkımızı tarih yerler konusunda bilinçlendirip bu yerlerin Turizme kazandırılması çabası olmuyor.
Sonuç olarak hem Tarımda hem de Turizm alanında çok potansiyeli olan bir ülke olmamıza rağmen, bu potansiyeli halkın yararına kullanmayan siyasi iktidarlar sayesinde yokluk ve yoksulluk çeken bir ülke durumundayız.
ercankosmanoglu@hotmail.com
Şehirlerarası ulaşım ve otobüs şoförlerinin geceyle imtihanı…
06 Mayıs 2025 Salı 16:25Şikâyetiniz nedir?
17 Ekim 2022 Pazartesi 21:50Hekim Sendikaları Niye Kuruluyor?
01 Mart 2022 Salı 22:42Gaziantep’in Karla sınavı…Çile!
28 Ocak 2022 Cuma 20:03Sendika Kongreleri..
06 Aralık 2021 Pazartesi 21:50Genel Sağlık İş'in sağlık emekçileri için talepleridir
26 Şubat 2021 Cuma 09:43Gaziantep'in ve Memleketin Koronavirüs ile Sınavı..
19 Ocak 2021 Salı 06:16Malatya’da Trenler çarpıştı, Makinistler hayatını kaybetti…
18 Haziran 2020 Perşembe 20:33Gaziantep’te Koronavirüs vakaları neden arttı?
21 Mayıs 2020 Perşembe 01:01Ah Güzel İstanbul...
01 Mayıs 2020 Cuma 23:27

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.