Kanun çıkıyor, uygulama belirsiz kalıyor

Uygulama tebliği olmadan çıkan yasaların bedeli

Yeni çıkan yasalar, uygulama esasları net şekilde belirlenmediğinde hem vatandaşı hem de bürokrasiyi belirsizliğin içine sürüklüyor. Özellikle sosyal haklar ve çalışma hayatını ilgilendiren düzenlemelerde, uygulama tebliği eksikliği kurumlar arasında farklı yorumlara ve ciddi mağduriyetlere yol açıyor.

Türkiye’de yasalar çıkıyor, fakat uygulama hâlâ “yorumla yönetim” anlayışıyla ilerliyor. Oysa modern kamu yönetiminde esas olan yalnızca kanunun hazırlanması değil; o kanunun sahada nasıl uygulanacağının da net biçimde tarif edilmesidir. Çünkü kanun metni ile vatandaşın günlük hayatı arasında duran en büyük alan, bürokrasidir.

Bugün Meclis alt komisyonlarında kanun teklifleri görüşülürken çoğu zaman düzenlemenin hukuki çerçevesi ele alınıyor; ancak uygulama detayları çoğu zaman ikincil planda kalıyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo ise oldukça tanıdık: Aynı kanun, farklı kurumlarda farklı yorumlanıyor. Bürokrat tereddüt ediyor, personel risk almak istemiyor, vatandaş ise hakkını öğrenmek için kurum kapılarında cevap arıyor.

Özellikle sosyal haklar ve çalışma yaşamını ilgilendiren düzenlemelerde bu eksiklik daha görünür hale geliyor. Son dönemde kamuoyunda tartışılan doğum izni düzenlemeleri bunun somut örneklerinden biri oldu. Ek 8 haftalık iznin ücretli mi yoksa ücretsiz mi olduğu konusunda farklı yorumlar yapılırken; ödemenin SGK tarafından mı yoksa çalışılan kurum tarafından mı karşılanacağı konusunda da ciddi bilgi karmaşası yaşandı.

Bu durum yalnızca vatandaşın mağduriyetine yol açmıyor. Aynı zamanda alt kademe kamu personelini de zor durumda bırakıyor. Çünkü uygulayıcı memur, açık olmayan mevzuat karşısında çoğu zaman inisiyatif kullanmak zorunda kalıyor. Bu da hem idari hatalara hem de kurumlar arası uygulama farklılıklarına neden oluyor.

Oysa çözüm aslında oldukça nettir.

Kanun yürürlüğe girmeden önce veya eş zamanlı olarak, uygulama esaslarını içeren ayrıntılı bir tebliğ ya da yönetmelik hazırlanmalı ve Resmî Gazete’de yayımlanmalıdır. Bu metinlerde;

Uygulamanın kapsamı,

Kurumların sorumlulukları,

Mali yükümlülüğün hangi kuruma ait olduğu,

Başvuru süreçleri,

Vatandaşın hak ve yükümlülükleri,

Denetim ve itiraz mekanizmaları

açık ve teknik şekilde belirtilmelidir.

Çünkü hukukta belirsizlik, uygulamada kaos üretir.

Bugün vatandaşın devlete olan güvenini zedeleyen en büyük sorunlardan biri de budur: Aynı konuda farklı kurumlardan farklı cevap alınması. Bir kurumun “hak” dediğine diğerinin “uygulanamaz” demesi, yalnızca mevzuat sorunu değil; aynı zamanda yönetim sorunudur.

Devletin görevi sadece kanun çıkarmak değildir. Devlet, çıkardığı kanunun vatandaş tarafından anlaşılmasını ve eşit şekilde uygulanmasını da sağlamak zorundadır.

Aksi halde yasa, kağıt üzerinde var olur; fakat sahada belirsizlik üretmeye devam eder. www.yenicizhihaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
ALİ DOĞAN Arşivi