Demokrasiyi yalnızca seçimlerden ve sandıklardan ibaret görmek, onun asıl ruhunu gözden kaçırmaktır. Sandık, halkın iradesini yansıtan önemli bir araçtır; ancak demokrasiyi güçlü kılan, seçimler arasında yaşanan özgür düşünce ortamı, eleştiri kültürü ve ortak akıl arayışıdır.
Nobel Ekonomi Ödülü sahibi iktisatçı ve filozof Amartya Sen, demokrasiyi yalnızca bir yönetim sistemi olarak değil, toplumun birlikte düşünebilme kapasitesi olarak değerlendirir. Ona göre kamusal akıl yürütme, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurudur. İnsanların konuşabildiği, sorgulayabildiği ve birbirini dinleyebildiği toplumlar daha adil, daha üretken ve daha güçlü olur.
Tam da bu noktada Jürgen Habermas şu tespiti yapar:
"Demokrasi, insanların sadece oy vermesi değil; birbirlerini ikna etmek için özgürce tartışabilmeleridir."
Bu söz, demokrasinin özünü tek cümlede anlatmaktadır. Çünkü fikirlerin özgürce ifade edilebildiği, farklı görüşlerin düşmanlık nedeni değil zenginlik olarak görüldüğü toplumlarda ortak gelecek daha sağlam inşa edilir.
Demokrasi, çoğunluğun gücü kadar azınlığın söz hakkını da koruyabildiği ölçüde anlam kazanır.
Toplumlar, susturularak değil; konuşarak gelişir. Gerçek demokrasi, yalnızca sandıkta değil, her gün vicdanlarda, meydanlarda, üniversitelerde, basında ve hayatın her alanında yaşatılmalıdır. www.yenicizgihaber.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.