Bazen bir toplumun çöküşü büyük bir gürültüyle başlamaz. Önce küçük ihmallerle, sıradanlaşan yanlışlarla ve "Bir şey olmaz." cümlesiyle başlar.
Anton Çehov'un "Kötü Niyetli Kişi" adlı öyküsünde, bir köylü demiryolu rayındaki vidayı balık oltasına ağırlık yapmak için söker. Yaptığının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatan görevlinin sözlerini anlamakta zorlanır. Çünkü onun gözünde bu, suç değil; herkesin yaptığı sıradan bir davranıştır.
İşte asıl mesele de budur.
Toplumları ayakta tutan yalnızca yasalar değildir. Vicdan, ahlak, eğitim ve ortak sorumluluk bilinci de en az yasalar kadar önemlidir. Yanlışın normalleştiği yerde doğru, zamanla yalnızlaşır. Sessizlik ise kötülüğün en güçlü ortağı hâline gelir.
Bugün sadece demiryolu raylarının vidaları değil; adaletin, liyakatin, dürüstlüğün, emeğin ve vicdanın vidaları da tek tek gevşetiliyor. Her biri için aynı cümle kuruluyor:
"Bir kereden bir şey olmaz."
Oysa her büyük çöküş, küçük tavizlerin toplamıdır. Kamu malını korumamak, kuralları önemsememek, haksızlığı görüp susmak, çıkarı hakikatin önüne koymak... Bunların hiçbiri tek başına büyük görünmeyebilir. Ancak birleştiğinde, toplumun güven duygusunu rayından çıkarır.
Çehov'un anlattığı hikâye bugün de güncelliğini koruyor. Çünkü mesele yalnızca bir vida değildir. Mesele, o vidayı sökmenin yanlış olduğunu çocuklarımıza öğretebilmektir. Eğitimin amacı sadece bilgi vermek değil; doğru ile yanlışı ayırt edebilen, yaptığı davranışın topluma etkisini düşünebilen bireyler yetiştirmektir.
Unutmamalıyız ki medeniyet; köprüler, yollar ve binalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle ayakta kalır. Güven kaybolduğunda, en sağlam görünen yapılar bile sarsılmaya başlar.
Toplumlar bir günde çökmez. Önce değerleri aşınır, sonra vicdanları susar, ardından da vidalar gevşer. www.yenicizgihaber.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.