İbrahim Yıldız

İbrahim Yıldız

Piyasada dengesizlik, tarlada maliyet baskısı

Üreticinin Alın Teri ve Değer Zincirindeki Farklar

​Gaziantep’in kavurucu sıcağında fıstık ağacının tepesinde ter döken çiftçi ile büyükşehirlerde market rafına uzanan tüketicinin ortak bir beklentisi var: Tarımsal ürünlerde adil bir fiyat dengesi ve sürdürülebilir bir piyasa yapısı.

​Bakın, Ağustos ortasındayız. Türkiye topraklarının en bereketli, harmanın en yoğun dönemi. Tarlalardan, bağlardan, bahçelerden ürün alınıyor. Antep fıstığından fındığa, Ege’nin incirinden, Malatya’nın kayısısına, Çukurova’nın mısırından ve pamuğundan Bursa’nın domatesine, biberine, patlıcanına kadar geniş bir yelpazede hasat devam ediyor.

​Peki, oluşan bu katma değer piyasada nasıl dağılıyor?

​Rakamlar ve sahadaki veriler açık. Tarladaki alım fiyatı ile nihai tüketici fiyatı arasındaki fark, tarım sektörünün en temel tartışma konularından biri olmaya devam ediyor:
​Tarlada, Halde ve Sofrada Fiyat Oluşumu

​Anayasa’nın 166. maddesi devlete ekonomik hayatı planlama ve dengeli kalkınmayı sağlama görevi verir. 5488 sayılı Tarım Kanunu ise üreticinin korunması ve tarımsal piyasaların düzenlenmesi esasını getirir. Piyasadaki fiyat oluşumlarında nakliye, depolama, fire ve işleme gibi yasal maliyet kalemleri bulunsa da, tarladaki fiyat ile nihai satış fiyatı arasındaki geniş makas piyasa denetimlerinin önemini bir kez daha gösteriyor.

Taban fiyat politikası, birinci sınıftan alıp ikinci ve üçüncü sınıfa sübvanse etme politikasına dönmüş durumda. Üreticinin artı-değeri, daha tarladayken sanayi sermayesine transfer ediliyor. Hukuki tabiriyle buna "piyasa koşulu" diyorlar. İktisadi tabiriyle ise bunun adı açık: dolaylı sermaye birikimi.

Devlet isterse yapar mı? Yapar. Maliyet + refah payı + enflasyon + gelecek yıl ürün teşviki diye bir formül koyar. Hasat öncesi açıklanır ve müdahale alımı gerçekten yapılır.

Ama yapmıyor. Niye yapmıyor? Çünkü düşük taban fiyat, gıda enflasyonunu kağıt üstünde düşük göstermek için en kolay yol. Çiftçinin sırtından kentli tüketicinin enflasyonu baskılanıyor. Sonra da çıkıp "çiftçi neden ekimden vazgeçiyor" diye soruyoruz.

Bakın, kimseyi suçlamıyorum. Bu bir hukuki zeminde eleştiridir. Ortada bir hırsızlık yok. Ortada bir politik ekonomi tercihi var. Bu tercihin faturası ise toprağa.

​İşte Ağustos ayı itibarıyla sahada gözlemlenen ortalama fiyat aralıkları:

Antep Fıstığı: Çiftçinin tarlada ürettiği boz fıstık 220 - 260 TL arasında alıcı buluyor. Hal ve tüccar aşamasında işleme durumuna göre 350 - 400 TL bandına ulaşan ürün; kavrulup paketlendikten sonra perakende noktalarında 750 - 950 TL seviyelerine kadar çıkabiliyor.

Fındık: Karadenizli üreticide 130 - 140 TL bandında olan alım fiyatları, hal ve toptancı aşamasında 180 - 200 TL’ye yükseliyor. İşlenmiş ve ambalajlanmış kuruyemiş olarak reyonlarda 450 - 600 TL aralığında yer alıyor.

İncir ve Kayısı: Ege’de taze incir dalında 60 - 80 TL iken, halde 120 TL, büyükşehir marketlerinde 220 - 280 TL seviyelerini görebiliyor. Malatya’da yaş kayısı tarlada 35 - 45 TL’den işlem görürken, metropol pazarlarında 120 - 150 TL bandına ulaşabiliyor.

Karpuz, Elma, Armut: Karpuzun kilosu tarlada 3 - 4 TL seviyelerine kadar gerilerken, halde 8 - 10 TL, perakendede ise 18 - 25 TL aralığında satılıyor. Yazlık elma ve armut tarlada 15 - 20 TL iken reyonlarda 60 - 80 TL’yi bulabiliyor.

Sebze Grubu (Domates, Biber, Patlıcan, Fasulye, Barbunya): Salçalık ve sofralık domates tarlada 4 - 6 TL, biber ve patlıcan 8 - 12 TL seviyesinde. Hal fiyatları 15 - 25 TL bandına çıkarken, perakende reyonlarında domates 25 - 35 TL, biber ve patlıcan 40 - 55 TL, taze fasulye ve barbunya ise 70 - 100 TL aralığında alıcı buluyor.

Pamuk ve Mısır: Çukurova ve Güneydoğu’da dane mısır tarlada 8 - 9 TL, kütlü pamuk ise 24 - 26 TL seviyelerinde seyrediyor. Sanayi işleme süreçlerinin ardından nihai ürün maliyetleri artış gösteriyor.
​Yapısal Çözüm Nerede?

​Tedarik zincirindeki nakliye, ambalaj, işçilik ve soğuk hava depolama gibi unsurlar şüphesiz birer maliyet kalemidir. Ancak tarladan sofraya uzanan zincirde oluşan fiyat artışlarının, piyasa aktörleri arasındaki dengeleri ve tüketici alım gücünü olumsuz etkilemeyecek seviyelerde tutulması şarttır.

​Çiftçi yüksek girdi maliyetleri karşısında üretimini sürdürme mücadelesi verirken, tüketicinin de makul fiyatlarla gıdaya erişebilmesi şeffaf bir piyasa düzeniyle mümkündür.

​Hal Kanunu’nun etkin uygulanması, tedarik zincirindeki denetimlerin artırılması ve üretici kooperatiflerinin dağıtım kanallarındaki payının güçlendirilmesi, hem üreticinin emeğini hem de tüketicinin bütçesini koruyacak en somut adımlardır.

Üretim yapısını ve tedarik zincirini adil bir hukuki ve ekonomik zeminde tutmak, ülkenin gıda arz güvenliği ve toplumsal refahı açısından stratejik bir zorunluluktur.
Kalın sağlıcakla...www.yenicizgihaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Yıldız Arşivi