Büyümede esas, adaletli bir paylaşım

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılının son çeyreğine ilişkin dönemsel gayri safi hasıla verilerini yayımladı

Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdü. Rakam bunu söylüyor. Ancak ekonomik büyümenin gerçek anlamı, yalnızca üretim hacmindeki artış değildir; o artışın nasıl ve kimler arasında paylaşıldığıdır.

Sektörel veriler tarımın yüzde 8,8 daraldığını, sanayinin yüzde 2,9 ile genel büyümenin altında kaldığını, inşaatın ise yüzde 10,8 büyüdüğünü gösteriyor. Bu tablo, üretim dengelerindeki kırılganlığı ortaya koyuyor. Tarımın küçüldüğü, sanayinin ivme kazanamadığı bir yapıda büyüme, uzun vadeli kalkınma üretmekte zorlanır.

Daha çarpıcı olan ise bölüşüm tarafı. Ücretlilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 36,9’a gerilerken, faiz, kira ve kâr gelirlerinin payı yüzde 44,1’e yükselmiş durumda. Ekonomi büyürken emeğin payının azalması, büyümenin kapsayıcı olmadığını gösterir. Geniş tanımlı işsizliğin yüksek seyrettiği bir ortamda bu tablo, refahın yaygınlaşmadığını; belirli kesimlerde yoğunlaştığını düşündürüyor.

Büyüme tek başına bir erdem değildir. Onu değerli kılan, adaletle buluşmasıdır. Ekonomi literatüründe sürdürülebilirlik yalnızca üretim kapasitesiyle değil, toplumsal meşruiyetle de ilgilidir. Gelirin adil dağılmadığı yerde büyüme kırılganlaşır; toplumsal güven zayıflar.

Gerçek kalkınma; emeğin hak ettiği payı aldığı, üretimin güçlendiği ve refahın tabana yayıldığı bir düzende mümkündür.

Çünkü güçlü bir ekonomi, sadece yüksek oranlarla değil; yüksek bir vicdanla da ayakta durur.

Ve son söz şudur:

Büyümenin erdemi, eşit ve adil paylaşımındadır. www.yenicizgihaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
ALİ DOĞAN Arşivi