ALİ DOĞAN
Kuvâ-yı Milliye ruhu ayrışmanın değil, birliğin adıdır!
ALİ DOĞAN
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kökleri, sıradan bir siyasi partinin kuruluş hikâyesine değil; işgal altındaki bir vatanın kurtuluş mücadelesine, Kuvâ-yı Milliye ruhuna dayanmaktadır. Bu nedenle CHP'nin karşı karşıya kaldığı her kriz yalnızca güncel siyasetin değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluğun da konusudur.
Kuvâ-yı Milliye hareketi; farklı düşüncelerden, farklı toplumsal kesimlerden ve farklı siyasi anlayışlardan insanların ortak bir amaç etrafında birleşebilmesinin en güçlü örneğidir. O gün Anadolu'nun dört bir yanında insanlar kişisel hesaplarını, makam beklentilerini ve bireysel hırslarını bir kenara bırakarak milletin kaderinde birleşmişlerdi. Çünkü mesele kişiler değil, memleket meselesiydi.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Millete efendilik yoktur; hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur." sözü de tam olarak bu anlayışın ifadesidir.
Bugün CHP'nin yaşadığı tartışmalara da aynı bilinçle yaklaşmak gerekir. Eğer bu parti Kuvâ-yı Milliye'nin bağrından doğmuşsa, yaşanan ayrışmaları giderecek irade de yine o kültürün değerlerinden beslenmelidir. Ortak akıl, dayanışma, fedakârlık, uzlaşma ve ülke çıkarlarını kişisel hesapların üzerinde tutabilme anlayışı yeniden hâkim kılınmalıdır.
Tam da bu noktada, CHP içerisinde sözü dinlenen deneyimli siyasetçilere, partinin vicdanı olarak görülen isimlere ve uzlaşma kültürünü temsil eden akil insanlara önemli görev düşmektedir. Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel'in bir araya gelmesini sağlayacak, diyalog kanallarını açacak ve ortak bir zeminin oluşmasına katkı sunacak girişimler artık bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluk haline gelmiştir.
Çünkü bugün ihtiyaç duyulan şey yeni cepheler açmak değil, ortak hedeflerde buluşabilmektir. Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi tecrübesi ile Özgür Özel'in temsil ettiği değişim ve yenilenme enerjisi birbirinin alternatifi değil, doğru yönetildiğinde birbirini tamamlayabilecek değerlerdir.
Üstelik tüm bunlar yalnızca CHP'nin iç meselesi olarak da değerlendirilemez.
Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve hukuki sorunlarla mücadele ettiği; bölgemizde savaşların, çatışmaların ve jeopolitik gerilimlerin arttığı; dünyanın ise siyasi ve ekonomik açıdan son derece kırılgan bir dönemden geçtiği bir süreçteyiz.
Tam da böyle bir dönemde, son seçimlerin ardından Türkiye'nin birinci partisi konumuna yükselen ve kamuoyunda milyonlarca insanın umut bağladığı Cumhuriyet Halk Partisi'nin uzun süre kendi iç tartışmalarıyla meşgul olması ne partiye ne de ülkeye fayda sağlayacaktır.
Vatandaş artık günlük siyasi polemiklerden çok; ekonomik sorunlarına çözüm üretecek, adaleti güçlendirecek, gençlere gelecek umudu verecek ve Türkiye'nin kronikleşmiş problemlerine somut politikalar sunacak güçlü bir siyasi alternatif görmek istemektedir. Son seçimlerde ortaya çıkan tablo da toplumun önemli bir kesiminin değişim umudunu ve yönetim beklentisini CHP'de gördüğünü açıkça göstermiştir.
Bu nedenle CHP'nin yaşadığı krizden ortak akıl, uzlaşma kültürü ve kurumsal sorumluluk anlayışıyla en kısa sürede çıkması yalnızca partinin geleceği açısından değil; umutlarını CHP'ye bağlayan milyonlarca vatandaşın beklentileri açısından da hayati önem taşımaktadır.
Bugün yapılması gereken şey, ayrışmayı derinleştirmek değil birlik zeminini güçlendirmektir. Kişileri öne çıkaran değil kurumsal aklı hâkim kılan, kırgınlıkları büyüten değil ortak hedeflerde buluşmayı sağlayan bir anlayışın egemen olması gerekmektedir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi yalnızca dış politikanın değil; toplumsal huzurun, demokratik uzlaşının ve siyasal istikrarın da en temel rehberlerinden biridir.
Bu anlayışın doğal sonucu ise, ortak aklın rehberliğinde gerçekleştirilecek demokratik ve kapsayıcı bir kurultay sürecidir. Belirsizlikleri ortadan kaldıracak, parti tabanının iradesini yeniden güçlendirecek ve tartışmaları geride bırakacak bir kurultay; CHP'nin önünü açacak önemli bir fırsat olabilir.
Ancak asıl önemli olan yalnızca kurultayın yapılması değil, kurultay sonrasında ortaya çıkacak yönetim anlayışıdır. Parti içerisindeki farklı görüşleri temsil eden, bilgi ve birikimiyle öne çıkan, liyakati esas alan, toplumsal karşılığı bulunan güçlü bir Parti Meclisi'nin oluşturulması; CHP'nin kurumsal kapasitesini artıracak, örgütlerini güçlendirecek ve parti içi demokrasiyi daha sağlam temellere oturtacaktır.
Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı olan şey kişilere bağlı bir siyaset değil; güçlü kurumlara, nitelikli kadrolara ve ortak akla dayanan bir siyasal anlayıştır. CHP de Türkiye'yi yönetmeye talip olarak, gücünü kişilerden değil; kurumsal akıldan, liyakatli kadrolardan ve topluma sunduğu çözüm vizyonundan aldığını göstermek zorundadır.
Unutulmamalıdır ki Cumhuriyet'i kuran irade, farklılıkları çatışma sebebi değil, güç kaynağı olarak görmüştür. CHP'nin geleceği de kişisel hesaplarda değil; kurumsal akılda, örgütsel birliktelikte ve ortak hedeflerde saklıdır.
Bugün verilecek en büyük sınav, kimin haklı olduğunun değil; partinin, muhalefetin ve Türkiye'nin geleceğinin nasıl korunacağının sınavıdır.
Eğer ortak akıl hâkim olur, uzlaşma kültürü öne çıkar, liyakat esas alınır ve parti tabanının iradesini yansıtan güçlü bir yönetim modeli oluşturulabilirse; CHP bu süreçten bölünerek değil güçlenerek çıkacaktır.
O zaman yaşananlar bir ayrışma hikâyesi olarak değil; Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi iç muhasebesini yaparak yenilendiği, kurumsallaştığı ve iktidar yürüyüşünü güçlendirdiği tarihsel bir dönüm noktası olarak anılacaktır.
Çünkü milletin umudu herhangi bir kişiden, herhangi bir makamdan ya da herhangi bir siyasi hesaplaşmadan daha büyüktür.
Dün Kuvâ-yı Milliye ruhu nasıl bir milleti ayağa kaldırdıysa, bugün de aynı ruh; ayrışmayı değil birlikteliği, çatışmayı değil uzlaşmayı, kişileri değil Türkiye'nin geleceğini önceleyen bir anlayışla yol göstermelidir.
Değişimden korkanlar, geleceği kaybeder
30 Mayıs 2026 Cumartesi 16:48Bir Bayram sabahı
28 Mayıs 2026 Perşembe 15:47Siyasi partiler, hukuk ve demokrasinin geleceği
22 Mayıs 2026 Cuma 17:0519 Mayıs bir milletin yeniden doğduğu gün
18 Mayıs 2026 Pazartesi 07:17Hedef enflasyon değişti, geçim gerçeği ne olacak?
15 Mayıs 2026 Cuma 07:05Anne...
10 Mayıs 2026 Pazar 23:46Kanun çıkıyor, uygulama belirsiz kalıyor
08 Mayıs 2026 Cuma 09:41Enflasyonun gölgesinde eriyen maaşlar
05 Mayıs 2026 Salı 22:031 Mayıs emeğin Onuru, İnsanın Vicdanı
01 Mayıs 2026 Cuma 07:27İnsanlığın geleceği kârın gölgesinde kaybolan değerler
28 Nisan 2026 Salı 22:15

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.