Sonraki yılların insanı!

Türk edebiyatının benzersiz ismi Memet Fuat’ın 100. yaş günü 16 Şubat 2026 Pazartesi İstanbul’da Minoa Pera kitapevinde kutlandı. Tam da Memet Fuat’ın kabul edebileceği tarzda mütevazı, katılanı az, niteliği çok bir toplulukla selamlandı 100. yaşı… Bu güne özel bir de kitap hazırlamıştı:

“Memet Fuat Kitaplığı Kitabı!”

Handan Durgut’un titiz çalışmasıyla ortaya çıkan kitabın girişinde Turgay Fişekçi’nin kısa ama çok derinlikli bir yazısı yer alıyordu: 100 Yaşındaki Arkadaşımız Memet Fuat!

Fişekçi, Memet Fuat’ın yakın çalışma arkadaşıydı. Onu en iyi tanıyanlardandı:

“Memet Fuat Gölgede Kalan Yıllar adlı anı kitabının başlangıcında annesi Piraye Hanımı şu sözlerle tanımlar:

-21 Mart 1995 Salı günü gece yarısına doğru, bataklığa dönüşmüş dünyamızdan; iyiliğin, dürüstlüğün, onurun, bağlılığın, özverinin simgesi bir kadın ayrıldı…

Bu cümle aslında Memet Fuat’ın kendisini de anlatıyor. Memet Fuat her şeyden önce örneği pek görülmeyen bir ahlakın insanıydı. Bu ahlak anlayışı, ilerici bir dünya görüşüyle soyluluğun kusursuz bir bileşiminden oluşuyordu.”

∗∗∗

Memet Fuat, Piraye Altınoğlu’nun ilk evliğinden oğluydu. 31 Ocak 1935’te Nâzım Hikmet ile evlendiğinde Memet Fuat dokuz yaşındaydı. Nâzım, öz oğlundan öte bir sevgiyle benimsedi Memet Fuat’ı… Cezaevlerinden yazdığı mektuplar “Canım Evladım Memetim” diye başlıyordu. Memet Fuat İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Öğretmen olma isteği “Nâzım’ın oğlu” damgasıyla mümkün olamadı. Dergilerde yazarak ve çeviriler yaparak edebiyat dünyasına girdi.

Turgay Fişekçi onun hakkında “Yayıncılığı kendisi için hiçbir şey istemeyen insan tavrıyla sürdürdü” dedikten sonra şöyle devam ediyor:

-Kendi yazarlığını ancak hayatının son yedi yılında tam zamanlı olarak yapabildi!

Memet Fuat’ın bu hallerini ben de yakından biliyorum. Altunizade’de yirmi yılı aşkın süre kapı komşusu yaşamının bana bir armağanıydı bu yakınlık. Bir gün evinin bahçesinde oturuyordu. Kucağında –her zaman olduğu gibi- kalın bir dosya vardı. Elinde kalem sürekli notlar düşüyordu. Sonra bana döndü “Bu kitabı basmayacağım ama okurken imla hatalarını da düzeltiyorum, faydam olsun” dedi. Sonra da ekledi:

-Benim o kadar çok yazacak şeyim var ki, bunları okumaktan kendi kitaplarımı yazamıyorum. Ben devamlı olarak kendimi erteledim Nazım!

Piraye Hanım ise bunu başka türlü yorumluyordu. Onunla baş başa kaldığımızda bana hep Nâzım Hikmet’li hikâyeler anlatırdı. Sonra bu hikâyelerin ne zaman yazılabileceği konusunda tahminde bulunurdu:

-Memet yazacak ama üzülmemem için benim ölmemi bekliyor!

∗∗∗

Memet Fuat’ın 100’üncü yaşını kutladığımız mütevazı toplantıda olanlardan Turgay Fişekçi, Kenan Kocatürk, Turhan Günay, Hakan Savlı, İsa Çelik, Selahattin Özpalabıyıklar, Merve Küçüksarp, Kenan Bengü, Mehmet Ali Yasavul, Murat Yalçın, Aslıhan Dinç, Sevengül Sönmez, Yalçın Armağan, Leyla Çapan, Petek ve Nâzım Tokuz’un isimlerini not alabildim.

Bu isimlerin hepsini tek tek arayarak olağanüstü “Memet Fuat 100 Yaşında” Gününü hayata geçiren ise Yeşim Bilge idi.

O gün pek çok Memet Fuat anıları paylaşıldı. Turhan Günay’ınki diğerlerinden biraz farklıydı:

-Memet Bey’in son dönemlerinde Hollandalı eşimle onu ziyaret ediyorduk. Memet Bey hastanedeki günlerini anlatırken ‘Ben öbür tarafa gittim döndüm, sadece koyu bir karanlık var’ dedi. Eşim de itiraz etti. Babasını kaybettikten sonra dua ederken bir pencere açıldığını oradan da babasının yüzünü gördüğünü söyledi. İkisi arasında tatlı bir tartışma sürüyordu ki Hollandalı son noktayı koydu: Memet Bey siz yeterince ölmemişsiniz!

Oğlu Kenan Bengü ise Memet Fuat’ın zamanında veda ettiğini söyledi:

-Babam 19 Aralık 2002’de hayata veda etti. İyi ki de o tarihte gitmiş, bizim yaşadıklarımızı görmedi!

Memet Fuat’ın çok yönlü bir edebiyatçı olması yanında kişilik ve ahlak olarak tanımlamak gerekirse şöyle diyebiliriz:

-Sonraki yılların insanı!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nazım Alpman Arşivi