K.İbrahim Yıldız
CHP, sandık meşruiyeti ile cübbe vesayeti arasında
CHP’de Hukukun siyaseti mi? Siyasetin hukuku mu?
Tarih, sadece olayların alt alta dizildiği bir kronoloji atlası değildir. Tarih, bugünün çıplak gerçeğini yüzümüze vuran bir aynadır. Ne zaman ki bu toprakların siyasetinde bir tıkanma yaşansa, ne zaman ki statüko sarsılsa, birileri hemen o eski, tozlu raflardan tanıdık bir enstrümanı indirir: Yargı vesayeti...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı için verdiği "mutlak butlan" kararı, ilk bakışta usule ilişkin teknik bir adliye haberi gibi duruyor. Oysa mesele o kadar basit değil. Kararın mürekkebine sinen o eski kokuyu tanıyoruz.
Sosyolojinin kurucu babalarından Max Weber, meşruiyet tiplerini anlatırken üç kaynaktan bahseder: Geleneksel, karizmatik ve yasal-rasyonel meşruiyet. Siyasi partiler, doğası gereği rızaya, delege iradesine ve tabanın kabulüne dayanan yapılardır. Siz sandıktan çıkan delege iradesini, bir mahkeme ilamıyla "yok hükmünde" saymaya kalkıştığınızda, sadece hukuku değil, sosyolojinin o en temel meşruiyet zeminini de sakatlamış olursunuz.
Peki, bu topraklarda bu tiyatroyu ilk kez mi izliyoruz?
Hafızanızı biraz tazeleyelim. Yıl 2010. Saadet Partisi’nde Numan Kurtulmuş büyük bir değişim rüzgarıyla genel başkan seçilmişti. Erbakan Hoca’ya yakın gelenekçi kanat ne yaptı? Hemen mahkeme kapılarına koştular, partiyi kayyuma devrettirdiler. Sonuç ne oldu? Büyük bir bölünme, yeni bir parti doğuşu ve enerjisi tükenen bir hareket.
Daha yakın bir tarihe, 2016’ya gidin. MHP’de muhaliflerin topladığı binlerce imza, Ankara tüzük kurultayları… Mahkemelerin havada uçuşan tedbir kararları, polis barikatlarıyla kapatılan kurultay salonları… Yargıtay’ın müdahalesiyle o gün tüzük tıkandı belki ama o tıkanıklık Türk siyasetine yeni bir parti (İYİ Parti) ve tamamen değişen bir ittifak mimarisi hediye etti.
Siyaset bilimi der ki: "Yargısal aktivizm," siyasi krizleri dondurabilir ama asla çözemez.
Hukuk, siyasi mücadelenin hakemi olmak yerine silahı haline dönüştürüldüğünde, adalet mekanizmasının kendisi de o krizin bir parçası olur.
Şimdi aynı senaryo, bu ülkenin en köklü kurumunda, CHP’de sahneleniyor. İcra memurları ellerinde tebligatla genel merkez koridorlarında geziyor. Bir tarafta sandık meşruiyetini savunan Özgür Özel yönetimi, diğer tarafta hukukun verdiği "tedbiren göreve iade" hakkıyla masaya oturan Kemal Kılıçdaroğlu kanadı. İki taraf da haklı gerekçelerinin arkasına sığınıyor. Fakat gözden kaçan, ıskalanan büyük bir hakikat var.
Siyaset, laboratuvarda yapılan kimyasal bir deney değildir.
Siyaset, yaşayan, nefes alan, toplumsal vicdanla beslenen bir organizmadır.
Siz Ankara’nın soğuk adliye koridorlarında mühürlü kağıtlarla bir partinin yönetimini kağıt üzerinde değiştirebilirsiniz; ama milyonlarca seçmenin gönlündeki, zihnindeki meşruiyet algısını mahkeme kararıyla değiştiremezsiniz. Bu durum tam anlamıyla Antonio Gramsci’nin bahsettiği o "Hegemonya Krizi"dir. Eski ölüyor ama yeni bir türlü doğamıyor; işte bu fetret döneminde her türlü marazi semptom ortaya çıkıyor.
Şimdi ne olacak? Yargıtay temyiz süreci, YSK başvuruları, usul tartışmaları önümüzde upuzun bir takvim gibi duruyor. Ancak tarihin bize fısıldadığı değişmez bir kural vardır: Siyasi kördüğümleri ne icra tebliğleri ne de yüksek mahkeme yargıçları çözebilir.
Bu krizin önünde tek bir akil çıkış yolu vardır, o da en kısa sürede kurulacak olan Olağanüstü Kurultay sandığıdır.
Çünkü biliriz ki, adliye koridorlarında başlayan siyasi dizayn hamleleri, her zaman halkın ve tabanın iradesine çarparak darmadağın olmuştur. Kurumları kalıcı kılan isimler veya mahkeme ilamları değil, kriz anlarında gösterdikleri demokratik olgunluk ve toplumsal vicdana olan sadakatleridir.
CHP bu sınavı ya ortak akılla, sandıkla verecek ya da kendi iç hesaplaşmalarının karanlık dehlizlerinde enerjisini tüketecektir.www.yenicizgihaber.com
Kavanozdaki toplum: Kararlarınız gerçekten size mi ait?
18 Mayıs 2026 Pazartesi 08:07ABD-ÇİN Zirvesinde; Aynı yatakta görülen farklı rüyalar
15 Mayıs 2026 Cuma 23:22Demokratik çözülme
12 Mayıs 2026 Salı 10:47İnsanın ilk vatanı Anne
10 Mayıs 2026 Pazar 19:02Zihnin gümrük kapıları çöktü
03 Mayıs 2026 Pazar 15:45Ankara’nın "Siyasi merkez üssü" ve Taşranın "Sessiz Çöküşü"
26 Nisan 2026 Pazar 18:59Geleceğin yazılımı: 23 Nisan
23 Nisan 2026 Perşembe 22:54Kanun, vicdan ve toplum
21 Nisan 2026 Salı 07:39Bir çantaya kaç travma sığar?"
16 Nisan 2026 Perşembe 07:16Mezar taşına banka hesap numarası yazılmıyor!
14 Nisan 2026 Salı 01:01

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.