K.İbrahim Yıldız

K.İbrahim Yıldız

Ne Hain, Ne Kahraman

Sadece Zamanı Iskalamış Bir Siyasetçi

Kemal KILIÇDAROĞLU

İBRAHİM YILDIZ

​Koltuk gidince akıl kalır mı, yoksa hırs aklın önüne mi geçer? Bakıyorum da son günlerde siyaset kulislerinde, televizyon ekranlarında, internet mecralarında hep aynı mesnetsiz soru:

"Kemal Kılıçdaroğlu aslında gizli bir AKP’li miydi? CHP’yi bitirmek mi istedi, yoksa devrimci bir kahraman mı?"

​Hadi canım siz de! Biraz ciddiyet, biraz hafıza lütfen.

​Değerli okurlar, her şeyi siyah ve beyaz olarak görme hastalığımızdan bir türlü kurtulamadık. Bir insan ya haindir ya kahraman; arası yok bizim milletin gözünde.

Oysa tarih, ne tam anlamıyla hain olabilmiş ne de kahramanın yanından geçebilmiş, kendi trajedisinin içinde boğulan figürlerle doludur.

Bana göre; İşte Kemal Kılıçdaroğlu tam da bu gri alanın, bu siyasi arafın yaşayan en büyük abidesidir.

​Gelin, eğri oturup doğru konuşalım, hiçbir maskenin arkasına saklanmadan, saf ve çıplak gerçeği masaya yatıralım.

​CHP’yi Bitirme Planı mı, Yoksa Basiretsizlik mi?

​Şimdi bir grup çıkmış, "Kemal Bey CHP’yi bitirmek için görevlendirildi" diyor.

Yahu, bir insan kendi elleriyle büyütmeye çalıştığı, gecesini gündüzüne kattığı bir yapıyı neden taammüden öldürmek istesin?

Bu iddia, siyasi analizin değil, komplo teorisyenlerinin fantezisidir.

Kılıçdaroğlu’nun bir "CHP’yi bitirme planı" yoktu. Ama neyi vardı biliyor musunuz? Korkunç bir "kendini dayatma" ve "etrafında oluşan, gerçekleri örten yankı odalarına inanma" problemi vardı.

Adına "Gandi" dediler, sakin güç dediler, o da aynaya bakıp gerçekten bu ülkenin tek kurtarıcısı olduğuna inandı.

​Örnek mi istiyorsunuz? Alın size 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Toplumun her kesimi bas bas bağırdı. Anketler ortadaydı. Mansur Yavaş ya da Ekrem İmamoğlu’nun rüzgarı arkasına aldığı, iktidarı salladığı ayan beyan ortadayken,

Kemal Bey ne yaptı? Kendi partisinin içindeki kliklerin gazına geldi, "Ben adayım" dedi. Bu bir ihanet planı değildi belki ama tarihin affetmeyeceği büyüklükte bir siyasi öngörüsüzlük ve iddialı bir ısrardı.

Sonuç? Toplumsal muhalefetin umutları darmadağın oldu, iktidar bir 5 yıl daha kazandı. Şimdi siz buna "kahramanlık" mı " basiretsizlik" mi diyeceksiniz? Size kalmış.

​AKP’yi Bitirme Planı Ters mi Tepti?

​Bir diğer tez ise Kemal Bey’in muazzam bir stratejist olduğu, "Altılı Masa" hamlesiyle sağ muhafazakar seçmeni dönüştürüp AKP’yi içeriden çökertmek istediği yönünde.

Evet, kağıt üzerinde muazzam bir sosyolojik hamle gibi duruyordu. CHP’yi marjinal bir alandan çıkarıp merkeze taşıma gayreti takdire şayandı.

​Fakat pratik ne oldu? Siyaset matematik değil, kimya işidir.

Kemal Bey gitti; oyları yüzde 1’i bile bulmayan, tabanı olmayan tabela partilerine CHP listelerinden neredeyse 40 milletvekili hediye etti. AKP’yi bitireceğim derken, meclis aritmetiğini kendi elleriyle sağa teslim etti.

Kendi partisinin has evlatlarını dışarıda bıraktı, partinin genetiğiyle oynadı.

Bu bir planın başarısı değil, basbayağı bir siyasi kumarın fiyaskoyla sonuçlanmasıdır.

​Siyasi Tercihler mi, Kahramanlık mı?

​Kemal Kılıçdaroğlu davasına ihanet mi etti? Eğer davası "Atatürk’ün partisinin iktidar olması" ise, hayır, ihanet etmedi...

Sadece bunu başaramayacak kadar hırslarına ve siyasi hesaplarına yenildi.

Ama eğer davası "koltuğu korumak ve kendi liderlik hegemonyasını sürdürmek" idiyse, o zaman kendi yarattığı yanılsamaya sonuna kadar sadık kaldı.

Tarih, niyetlere değil sonuçlara bakar.

Kemal Bey, Adalet Yürüyüşü ’nü başlattığında bir kahraman adayıydı. Ankara’dan İstanbul’a o yaşta yürümek, haksızlığa karşı ses yükseltmek büyük işti, hakkını teslim edelim.

Ama aynı Kemal Bey, kurultayda "Ben delege yapısını korur, koltukta kalırım" hesabına girdiğinde, o yürüyüşün tüm ahlaki üstünlüğünü kendi elleriyle gölgeledi.

​Seçim kaybedilmiş, ülke derin bir ekonomik krizin ortasında çaresiz bırakılmış, muhalif seçmen depresyona girmiş...

Kemal Bey çıkmış kameraların karşısına, "Buradayım" diye masaya vuruyor. Düşünceme göre; yahu arkadaş, millet senin orada olmanı istemediği için sandıkta o sonuç alındı zaten!

Hâlâ neyin "Buradayım? İşte bu tavır, kahramanlığı trajedileştiren, hatta toplumsal hafızada ağır eleştirilerin hedefi haline getiren kırılma noktasıdır.

​Sonuç Olarak Ne Hain, Ne Kahraman; Sadece Bir "Kaybeden"

Uzun lafın kısası değerli dostlar... Bana göre; Kemal Kılıçdaroğlu ne AKP’nin ajanıydı ne de CHP’yi planlı şekilde bitirmek isteyen bir kriptoydu. O, sadece ve sadece "zamanında çekilmeyi bilmeyen", liderlik hırsının esiri olmuş, Türkiye sosyolojisini doğru okumaktan uzak kalmış bir siyasetçiydi.

​Bugün Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin yerel seçimlerde elde ettiği başarı, Kemal Bey’in "bitirme planının" değil, Kemal Bey’in gitmesiyle partinin üzerindeki ölü toprağının nasıl kalktığının en net kanıtıdır.

​Tarih onu nefretle anmayacak belki ama büyük bir hayal kırıklığı, yanlış siyasi zamanlamalar ve basiretsizlikle anacak. Kahraman olmak isterken, trajik bir figür olarak siyaset sahnesinin tozlu raflarına kalktı. Sizce de bu düşüncem doğru değil mi?

​Bizim payımıza düşen ise bu süreçten ders çıkarmak ve bir daha hiçbir faniye "kurtarıcı" muamelesi yapmamaktır.

Ne dersiniz, haksız mıyım? www.yenicizgihaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
K.İbrahim Yıldız Arşivi