Tazmanya canavarı

Doğan Cüceloğlu’nun “Mükemmel değil, merhametli ve vicdanlı çocuklar yetiştirin” sözü aslında bir toplumun geleceğine dair en yalın reçeteydi.

Bugün dönüp baktığımızda, siyasetin dilinden başlayarak gündelik hayatımıza kadar merhametin ve vicdanın yerini hırsın, çıkarın ve tüketim çılgınlığının aldığını görüyoruz. İktidar cephesinde binbir kumpas, muhalefet cephesinde binbir sorumsuzluk…

Halkın emeği, alın teri, güveni birer birer gasp ediliyor. İnsan kendi kendine soruyor: Biz ne zaman bu kadar kıymet bilmez, vicdansız, hukuksuz bir toplum olduk?

Sokaklarda gördüğümüz manzara, adeta Tazmanya Canavarı çizgi filminden fırlamış gibi. Ne bulsa yiyen, yok eden, tüketen bir toplum… Ama tükettiğimiz yalnızca ekmek değil; değerlerimizi, vicdanımızı, kanaatkârlığımızı da tüketiyoruz.

Kanaat duygusunu kaybetmiş, doyumsuzluğun pençesinde kıvranan bir toplumun geleceği nasıl olabilir?

Çocuklarımızı rekabetle büyütüyor, siyaseti çıkarla besliyor, toplumu bencillikle yoğuruyoruz. Sonuçta ortaya çıkan tablo yalnızca ekonomik bir kriz değil; aynı zamanda ahlaki bir iflas.

Merhametin eksildiği yerde adalet kurur, vicdanın olmadığı yerde hukuk kağıt üzerinde kalır, kanaatkârlığın yok olduğu yerde toplum kendi kendini yer bitirir. Bugün yaşadığımız sorunların kökünde işte bu ahlaki boşluk var.

Siyasetçiler halkın güvenini değil kendi çıkarını gözetiyor, toplum ise değerlerini değil tüketim çılgınlığını kutsuyor. Böyle bir düzenin içinde birey, kendi kendine şu soruyu sormak zorunda: Ben ne yapabilirim?

Çünkü bu gidişatı değiştirecek olan ne tek başına iktidar ne tek başına muhalefet; bu gidişatı değiştirecek olan, merhameti yeniden hayatının merkezine koyan bireylerdir.

Cüceloğlu’nun öğüdü, bugünün en büyük ihtiyacına işaret ediyor: Vicdanlı, merhametli, kanaatkâr bir nesil…

Eğer bunu yeniden inşa edemezsek, tüketim canavarının dişleri arasında yok olup gideceğiz. Ama eğer birey olarak kendi hayatımızda merhameti, vicdanı ve kanaati yeniden diriltirsek, siyasetin dili de değişir, toplumun ruhu da. İşte o zaman bu yazısı bir ağıt değil, bir uyanış çağrısı olur. www.yenicizgihaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vahap Öztürk Arşivi