Yoksulluk sıradanlaştırılıyor

ALİ DOĞAN

Yoksulluk yıllara göre artıyor, orta sınıf zayıflıyor: Güven ve umut kaybı artıyor

Türkiye’de yoksulluk artık sadece “ekonomik bir kavram” değil. Yoksulluk bugün; evin mutfağında, pazar filesinde, kira gününde, elektrik faturasının köşesinde ve market raflarında yaşanan bir gerçekliktir. En tehlikeli yanı ise artık sıradanlaşmasıdır. Çünkü yoksulluk büyüdükçe, toplum ona alışmaya başlar.

Ancak bu tabloyu görmek için uzun analizlere, sokak röportajlarına ya da kişisel gözlemlere bile gerek yok. Bazen bir ülkenin en net fotoğrafını, o ülkenin kendi resmi verileri çeker. Çünkü rakamlar yalan söylemez; yalnızca gerçeği soğuk bir şekilde ortaya koyar.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayımladığı 2024 yılı Faaliyet Raporu, Türkiye’de sosyal yardım alan hane sayısının 4 milyon 574 bin 684 seviyesine yükseldiğini gösteriyor. Bu sayı tek başına bile toplumun hangi ekonomik noktaya sürüklendiğini anlatmaya yeter. Çünkü burada söz konusu olan birkaç bin kişi değil; milyonlarca haneyi içine alan, genişleyen bir yaşam mücadelesidir.

Bu veriyi daha anlaşılır kılmak için basit bir hesap yapmak yeterlidir: Türkiye’de ortalama hane büyüklüğü 3,5 ila 4 kişi aralığında değerlendirildiğinde, sosyal yardımlardan doğrudan etkilenen nüfusun 18 milyonun üzerine çıkması kaçınılmazdır. Nitekim çeşitli rapor değerlendirmelerinde de 2024 yılı itibarıyla sosyal yardımlardan faydalanan kişi sayısının 18,3 milyon seviyesine ulaştığı yönünde tespitler bulunmaktadır.

Bu tabloyu Türkiye’nin genel nüfusuyla karşılaştırdığımızda ortaya çıkan gerçek daha da sarsıcıdır: Türkiye’de neredeyse her dört kişiden biri, sosyal yardımların doğrudan ya da dolaylı biçimde etkilediği bir hayatın içindedir.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Bu veriler bize ne anlatıyor? Sosyal yardım artık istisna değil, düzenin parçası

Normal şartlarda sosyal yardımlar ekonomik kriz dönemlerinde veya olağanüstü durumlarda vatandaşın geçici olarak desteklenmesi için vardır. Bir başka ifadeyle sosyal yardım sistemi, toplumun en kırılgan kesimini “yeniden ayağa kaldırmak” için devreye giren bir mekanizmadır.

Ancak sosyal yardım alan hane sayısı milyonlarla ifade edilmeye başlandığında bu mekanizma artık “geçici destek” olmaktan çıkar; toplumun önemli bir bölümünün yaşamını sürdürebilmesi için kalıcı bir gelir tamamlayıcısı haline gelir.

Bugün Türkiye’de yaşanan da budur. Yardımlar artık bir istisna değil, düzenin olağan parçasıdır. Bu durumun anlamı nettir: Çalışmak, geçinmek için yeterli olmaktan çıkmaktadır.

Orta sınıfın sessiz çöküşü

Sosyal yardım verilerinin en dikkat çekici yönü, sadece yoksulların artması değil; orta sınıfın daralmasıdır. Çünkü sosyal yardıma yönelen kitle her zaman “işsiz ve gelirsiz” kişilerden oluşmaz.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insan; çalışmasına rağmen borçlanmakta, kira ve faturayı ödemekte zorlanmakta, çocuklarının eğitim masrafını karşılayamamakta, market alışverişini haftalık değil günlük yapmaya mecbur kalmaktadır.

Bu tablo, yoksulluğun artık yalnızca en alt gelir grubuna ait bir durum olmadığını; genişleyen bir geçim krizine dönüştüğünü göstermektedir.

Bir toplumda orta sınıf zayıfladığında toplumsal denge bozulur. Çünkü orta sınıf yalnızca tüketici değil, aynı zamanda sosyal istikrarın taşıyıcısıdır.

Yardım artışı, refah artışı değildir

Bazı yorumlar sosyal yardım verilerini “devletin sosyal gücü” olarak değerlendirmeye çalışır. Evet, devletin yardım kapasitesinin olması önemlidir. Ancak bu kapasitenin milyonlarca haneye yayılması başka bir şeyi işaret eder:

Yardım artıyorsa, ihtiyaç artıyordur.

Bu noktada sosyal yardım rakamlarını bir başarı tablosu olarak görmek yerine, bir uyarı işareti olarak okumak gerekir.

Çünkü sosyal yardım büyüdükçe devlet bütçesinde daha fazla kaynak “üretim ve kalkınma” yerine “idare etmeye” ayrılır. Bu da uzun vadede ülkenin ekonomik dayanıklılığını zayıflatır.

Yoksulluğu azaltmak değil, yönetmek

Veriler bize bir gerçeği daha gösteriyor: Türkiye’de sosyal yardım sistemi yoksulluğu azaltmaktan çok, yoksulluğu yönetme aracına dönüşmüş durumda. Bu ifade sert gelebilir, fakat tabloyu açıklayan en doğru tanım budur.Çünkü yoksulluk azalıyor olsaydı yardım alan hane sayısının yıllar içinde azalması beklenirdi. Ancak raporlar ve haber değerlendirmeleri sosyal yardım alan hane sayısının uzun yıllardır yüksek seviyelerde seyrettiğini ve artış eğiliminin güçlü olduğunu göstermektedir. Bu durum geçici bir ekonomik dalgalanmanın değil, yapısal bir kırılganlığın işaretidir.

Toplumsal sonuç: Güven kaybı ve gelecek endişesi

Ekonomik sorunlar yalnızca cüzdanı etkilemez. Asıl büyük etki toplumun psikolojisinde ortaya çıkar.

Sosyal yardıma bağımlı nüfus arttıkça; gençler gelecek umudunu kaybeder, insanlar sosyal hareketliliğin bittiğine inanır, toplumsal öfke büyür, dayanışma duygusu yerini güvensizliğe bırakır.

Bu durum uzun vadede ekonomik değil, sosyolojik bir kırılmaya dönüşür. Çünkü bir ülkenin en büyük gücü yalnızca sanayisi ya da bütçesi değil; vatandaşının kendini güvende hissetmesi ve yarına umutla bakabilmesidir.

Sonuç: Bu bir rakam değil, bir uyarıdır 4 milyon 574 bin hane…

Bu sayı sadece bir istatistik değildir. Bu sayı; evinde tencereyi kaynatmak için desteğe ihtiyaç duyan, faturayı ödemekte zorlanan, çocuklarının geleceği için kaygılanan milyonlarca insanın hikâyesidir.

Ve belki de en çarpıcı gerçek şudur:

Bir ülkede sosyal yardımların artması, devletin merhametinin büyüdüğünü değil; vatandaşın dayanma gücünün azaldığını gösterir.

Bu nedenle sosyal yardım verilerini yalnızca “yardım dağıtıldı” diye okumak eksiktir. Bu veriler Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısının giderek daha kırılgan hale geldiğini gösteren güçlü bir uyarıdır.

Bugün bu uyarıyı ciddiye almak, yarın daha ağır bir bedel ödememek için zorunluluktur.

Kaynakça / Not

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2024 Faaliyet Raporu (Sosyal yardım alan hane sayısı: 4.574.684)

2024 yılı sosyal yardımlardan faydalanan kişi sayısına ilişkin rapor değerlendirmeleri ve basın kaynakları

Türkiye’de sosyal yardım alan hane sayısının yıllar içindeki artış trendine ilişkin haber/analiz derlemeleri

Türkiye nüfus verileri (demografi verileri üzerinden oranlama) www.yenicizgihaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
ALİ DOĞAN Arşivi